Kore dizileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kore dizileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2017 Perşembe

Arşivden #2 [Alıntı] -Uğultulu Tepeler

Bu sefer 2 ya da 3 sene önce okumuş olduğum tek kelimeyle dehşet bir kitaptan söz edeceğim. Ama asıl konumuz kitabı tanıtmak değil alıntıyı yorumlamak. 

NoT: Yorumun ucu Kore dizilerine dayanmaktadır. Evet bunu başardım.



Uğultulu tepeler kitabını çok severim. Gerçekten çok farklı ve ilginç bir ingiliz romanıdır. Konusu aşktan çok intikam ve nefret olan bu kitap ölümünden hemen önce yayınladığı tek kitabıdır. 
Aynı zamanda İngiliz edebiyatında kin ve nefretin temsilcisi olan Heatclif'i kazandırmış bir romandır.

1000kitap sitesinde görüp beğendiğim güzel bir alıntı var:


ranaagashicik"Bir solukta okuyabildiğim nadir klasiklerden sanırım. Dili mükemmel, kurgusu mükemmel. Karakterlere gelirsek onlar mükemmelin tam zıttı durumdalar. Zaafları olan hatta biraz da hastalıklı. Kitabı muhteşem yapan da bu sanırım. Ne kadar hastalıklı olursa olsun, hatta ne kadar hastalıklı olursa o kadar çok büyüyor sanırım 'aşk' denen duygu. Zayıf, şımarık, hırslı, hatta düpedüz kötü insanlar, belki de tarihe geçecek masalsı aşkların daha çok hakkını veriyorlar."
***Yorum 1K sitesinden Özge Uzun adında birinin. O kadar çok beğendim ki buraya koyayım dedim😊***


#Uğultulutepeler i okuyalı 1-2 yıl oluyor fakat kitabın etkisi hala üzerimde. Hala daha heathcliff'e bir zamanlar acıdığıma hatırlar ve kendime kızarım. Ana karakterden herkes gibi nefret ediyorum. Buna rağmen kitabı herkese tavsiye etmekten geri durmuyorum😏



OKUYUN SONRA DA GELİN BU ALINTIMA BİR GÖZ ATIN. 
Üşendiniz mi? Okumaya devam edin.
Çünkü öyle spoiler bir alıntı değil sadece okuyunca anlaşılması kolaylaşan bir alıntı.
"Sence Hindley oğlunu görseydi onunla gurur duymaz mıydı? Kendi oğluma baktıkça benim gurur duyduğum gibi. Gene de arada şöyle bir fark var; bir tanesi kaldırım niyetine kullanılmış altın, diğeri gümüş niyetine parlatılmış teneke kutu."
Alıntının bana hatırlattığı ilk şey yıllarca dizilerde filmlerde, kötü karakterlerin oğulları kısmen saf bazen aptal olurken masum karakterlerin oğulları hep zeki olması. Acaba bu durum senaristlerin kendi işi midir yoksa yalnızca Dünya'nın bir yansıması mıdır? 

Ne de olsa "Alimden zalim, zalimden alim doğar" diye bir "Fact" var.

Bu alıntı, benim kitapta en etkilendiğim cümleydi. Kaldırım niyetine kullanılmış altın, gümüş niyetine parlatılmış teneke... Kısacası hayatın başka bir kilit noktası. Hayatta ne olacağını kimsenin önceden kestirememesi...

Geçenlerde ablamla güzel bir şey fark ettik. Bildiğiniz gibi Kore dizilerinde konunun kalmadığı son 4 bölümde, senarist taht kavgasını ileri sürerek dizinin türü ne olursa olsun diziyi entrikaya sürükler. Bu bazen diziye heyecan katarken genelde okuyucuları sıkar.
Fakat belki de okuyucuyu en çok yoran şu sahne olur:
(Örnektir herhangi bir diziden alıntı değil)

-Baba! Niye gerçeği söylemedin!
-Söyleyemezdim.
-O zaman şimdi söyle beni kaçıran kim?
- Tamam ama önce buluşalım.

STOP!

Önce buluşalım ne demektir? Öznesi 1.çoğul şahıs olan bu cümleler genelde biz olamadan sonlanır.

Yani babaya araba çarpar
Ya da komaya girer.
Ya da Ölür.

Bize de masum adama dua edip yas tutmak düşer.

Peki ya Türk dizileri? Onlarda ne olur?

-Baba?
-Oğlum senin annen bir melekti. Ben ölüyorum kendine iyi bak.

İşin şakası bir yana eğer bir olay çözülmüşse türk dizilerinde artık sona gelinmiştir. Artık uzatılmaz. Masum adam buluşma ayarlamadan önce gerçekleri anlatır. Tutamaz kendini.
Zaten bu hızlılık nedeniyle de senaristler hiçbir zaman olayları çözmezler.

Bu durumun asıl nedeni sizce nedir? Acaba Korelilerin kader inancı olmaması mıdır? Yani normal bir insanın kavramasının zor olduğunu bu kavram özellikle din karmaşası yaşanan korede olacak tehlikelere ihtimal azaltmasına yol açıyor olabilir mi?

Belki de o masum adam öleceğine hiçbir ihtimal vermediği için bütün bunlar olmuştur.

Benim söyleyeceklerim bu kadar. Söz sizde :)

9 Eylül 2016 Cuma

Biten dizilerin devamı: Yaşayan diziler.

Mutlu son uzatılırsa bayarmış. Başrolleri 32 diş sırıtırken görmek kalbe sağlık fakat beyne de sıkıntı verirmiş. 
Son zamanlarda bu gerçeği öğrendim. Okuduğum 3 romanda da kitabın yarısında başroller 3'leme (evli-mutlu- neredeyse çocuklu) hale büründüler. Durum belli olunca kitapları zirvede bıraktım. 

Belki de kitabın devamını getirecek yazara güvenim yoktur.
Belki de mutlu bir "son" görmek alışkanlık olmuştur, lakin bu bir son değildi neredeyse başlangıçtı. Belki de dizilerin sunduğu mutlu sonun devamını görmeye cesaretim yoktu, çünkü o hayatın bizdekinden farkı yoktu.

Gece gece düşündüm, neden mutlu sonların devamında gerçekleşen olaylara dayanamıyor, konuya tutunamıyordum? Bu benden mi kaynaklanıyordu? Muhtemelen hayır.
Yazarların acemiliği sanırsam. Fakat bu cevap yetmedi.

Düşündüm, Peki daha baştan kavuşan aşıkları anlatan bir dizi var mıdır?

Yani demem o ki, Kavuşamayan aşıkları kavuşturmak yerine aşık olup evlenmiş çiftlerin gündelik hayatları anlatılsa nasıl olurdu?

Ben nasıl olurdu biliyorum.
Çünkü bu konuda bir dizi izledim.
Aslında izliyorum, hala.
Ve aslında amacım burada bu diziyi tanıtmak.

Biliyor muydunuz? Aşkların sonlanıp sevgiye yol verdiği bir devir de bir diziye çok güzel konu olabilirmiş.

Aldatmaya, ilk aşka, gençliğe yer olmayan bir dünya, dizinizin dünyası olabilirmiş.

Neşe dolu çocukların, sadık çiftlerin, içli dışlı komşuluğun olduğu bir kadro dizinin tüm karakterlerini oluşturabilirmiş.

Bu saydıklarımın hepsi gündelik olayların konu olduğu Günlük dizimde.
Hayatta yaşayan, yaşanan dizilerden sizlere bir dizi önerim var:

Working mom parenting Dad!

6 Eylül 2016 Salı

Seviyor sevmiyor...seviyor. {Fangörllük mod:on}


Konuya girmekte her zaman zorlanmışımdır. Fakat bugün daha bir zorlu benim için. Çünkü ilk defa bodoslama değil de dolambaçlı bir giriş yaptım ve bu girişimi saklamadan size sundum. Şimdi de bir youtuber edasıyla: 
"I hope you enjoy" diyecek, ardından kendime bir" kuulluk yakışmıyor kroluğa geri dön" çağrısında bulunup Meryemcan edasıyla: 
"Umarım beğenirsiniiiz!" diyeceğim. Dedim bile. Allah Affetsin.

Öyleyse başlıyorum hem de Ya ve da ekiyle.

Ya ben siwon'u da sevdim, hala severim.


Hatta yıllar geçmesine rağmen bir elf*'le karşılaştığımda Siwon'un rollerinden girer Donghea'den çıkarım. (BU OLAY GEÇEN GÜN YAŞANDI)
Siwon'dan sevgimi esirgemem fakat belirtmeliyim ki:

Ben şu Shin Hyuk**'u, Tunayı sevdiğim kadar sevememiştim yaaa
Tıpkı She was pretty'i Seviyor Sevmiyor kadar sevemediğim gibi!

Belki de yalnış zaman ve mekanda tanışmıştık SWP'yle. Asıl Orjinali o olmasına rağmen bir şeyler engellemişti beni. Belki önyargılarım, belki internetim belki de çirkin ördek yavrusuna verilen onca hakkı kıskanmam dolayısıylaydı her şey.

(Hwang Jung Eum'dan hiç haz etmem. Mümkünse bir yerlerde tek başına yaşasın ekranlara dönmesin.) (Siz de mümkünse şu yazımı okuyarak SWPdeki HJE hakkındaki görüşlerimi okuyun. Ya da okumayın siz bilirsiniz :)

Fakat, türkleri severim. Başka yazılarımda da belirttiğim gibi son zamanlarda ülkemi daha farklı severim. Resmen daha bağımlığımlı, daha bir önyargısız ve en önemlisi de daha çok türk dizili hayat yaşıyorum.
Ya da kısaca "SEVİYOR SEVMİYOR'LU"

Bir Ramazan akşamı iftar açarken bilgisayardan diziyi de açmış, ablamın"Bu ne ya kore versyonundaki sahnelerin tıpatıp aynısı" deyip burun kıvırmalarına rağmen oturup izlemiştim.

Daha ilk bölümden o kadar da çok sevememiştim diziyi. Yani bizimki ilk görüşte aşk değildi. Zaten çakma olduğu için olamazdı da. Fakat yılmadan her hafta yeni bölümü canlı canlı veyahut da sonradan youtubedan izliyordum.


Aşırı bir fanı değildim. Maalesef ne zaman diziyi beğensem başrol erkek beni geriyor, ikinci karakter kızın ise rol yapışında bir kusur arıyordum. Tabii ikinci karakter erkeğe laf yok.


Sonra Dananın kuyruğunun koptu.

Kuyruğun kopması da kolay olmadı.

Yeni (5.)bölümün gelmesi için 1 ay bekledik, tam 1 AY.

5 Temmuz 2016 Salı

Youtube gezintilerim #2~ÇağlarÖncesi

Bir zamanlar youtube'u sadece sevdiğim dizilerin kesilip biçilerek oluşturulan MV'lerini izlemek için girerdim. İzlerdim ve özenle videoları eleştirir, hayran kalırdım. Bazılarını o kadar çok beğenirdim ki telefonuma indirip yakın uzak bütün arkadaşlarıma izletirdim. (Kdrama propagandaları vol#927837)

Tabii bunlar eskide kaldı. Artık youtube ilgi alanlarım değişti. Şuradan youtube gezintilerim #1'e ulaşabilirsiniz. Arasıra -çok nadir- bu tarz videolara bakıyor ve boşa geçirdiğim zamanlara rağmen kendimle gurur duyuyorum. Neden mi?

Çünkü bir zamanlar-ki bu iki sene evvel oluyor- tam doğum günümden 3 gün önce-öyleymiş bilmiyordum- uzun uğraşlar sonucu bir video hazırlamıştım. En sevdiğim dizi: Cunning single lady hakkında.

Geçen gün ablam ilk defa youtube'a DIY(do it yourself)  tarzı bir video yükledi. Böylelikle görüntülenme sayısı başlığı altında ego tatmini olayımız başladı. Ablam sürekli yalnızca 4 görüntülenme olduğundan, 4 görüntülenmenin de bizden olduğundan kahkahalarla bahsedip durdu. Sonra ben bir şey olmaz, iki sene evvel bir video yüklemiştim şimdi baksak ancak 500-600 görüntülenmeye ulaşmıştır dedim. Sonra ablam da "vay be" dedi. "Benim gibi video yapanlar 2 yılda 120ye anca ulaşmış seninkisi onlara oranla baya iyi" dedi.

Sonra biz gerçek verilere ulaşalım dedik ve youtube'u açtık!

Biz şok!! Csl funny moments viseom 13Bin görüntülenme ve 38 beğeni almış!! Ve benim bundan haberim yok. Haberim olmayan tek şey de o değilmiş. Ayrıca ilk amatör video birleştirmem olan kdrama funny moments videom da 5000e ulaşmış! Şaşırdım ama öyle böyle değil. Ayrıca herkesin boş bir iş yaptığımı söylemesine rağmen yaptıklarımın meyvesini almak hoşuma gitti.
Diğer video'm:
Şuraya da ablamın DIY'ımsı videosunu koyayım görüntülenme 4'ten yükselsin yazık şimdi :) . Bu arada videonun düzenlemesinin bir kısmı bana ait.

Yalnızca izlenme sayısında mı kaldık! Tabi ki hayır. Sonra da bir süre youtube'un istatistiklerine bakıp eğlendik. Ama o konuya girmeyeyim. Biz konumuza, çağlar öncesinde izlediğim youtube favlarıma geri dönelim.
Bir de bu kızın 9 yaşında oynadığı en sevdiğim dizi olan god's gift dizisinin videosunu yapmıştım ama toparlayamadım arada kaynadı. En kısa zamanda toparlayıp Yeni bir youtube macerası yaşamak için tohumları eksem mi :D

Lütfen dizi ayrımı gözetmeden izleyin!! Spoiler yoktur!! Zaten pek çoğu ilk iki bölümün kesilip yapıştırlmasından oluşuyor. İyi Seyirleeer!


I Miss You - Şarkı ismi: Lightning


Big



Healer


You came from the stars


Master's sun


Yine healer



Angry mom.

Bir bu kadar video daha var size gösterilecek fakat onları *isterseniz*  başka bir çağlar öncesi youtube gezintilerim yazısında paylaşabilirim. Özenle seçtiğim videolarımı beğendiniz mi?? Sizin de böyle hoşunuza giden kes yapıştır videolarınız var mı?

10 Nisan 2016 Pazar

Keep Calm and Don't watch K-Dramas!

Merhaba.
Sevgili blog takipçilerim,
Bugün sizlere bir anımı anlatacağım.
Sonra da güncel durum analizi yapacağım.
O zaman size hayret dolu okumalar.

Bundan yaklaşık 2 sene evvel, önce facebook sonra da watsapp üzerinden bir arkadaş edinmiştim.

Başta tanışmamızdaki ana etken kore dizileriydi. Sonradan ortak arkadaştan yürümüş, ardından da yaklaşık 1 1,5 sene boyunca kore dizilerimizi yarıştımış, taviye etmiş ve çokça eğlenmiştik. Güzel zamanlardı.

Aslında internetten tanışmış sayılmazdık çünkü bu olaylardan çok önce biz birbirimizi 2 defa yüzyüze görmüştük fakat işte o zamalar iki yabancı insandık. Kim bilebilirdi bu kadar yakın olacağımızı.

Günler böyle geçti gitti. İkimizin de korkulu Teog dönemi sona erdi, liseli olduk. Lisede de tıpkı geçmişte olduğumuz gibiydik.

Fakat bir gün Miss S(arkadaşlarıma baş harfleriyle hitap ediyorum biliyorsunuz. Özel hayata saygı sjsksj) mesaj attı. Hatırlarım Ocağın 9'u gibi bir şeydi. O zamanlar ikimiz de bayıla bayıla Healer izliyor, ben ona Ji chang wook'lu telefon duvar kağıtları atıyordum :D

Mesajın içeriği:

Rana, ben kore dizilerini bıraktım. Çok boşa vakit harcıyoruz. Artık yararlı bir birey olacağım vb. Sana da öneririm 9 gündür izlemiyorum bi yerime bi şey olmadı :DD

Tepkim, öndeki dışa yansıttığım arkadaki ikizler de içtekiler.

30 Ocak 2016 Cumartesi

Heard It Through The Grapevine

Anket sonuçları sırasına göre izlemem gerekiyordu. Ben de kısmen öyle yaptım ve ilk önce Oh my Venus'ü, sonra Splash splash Love'ı sonra da bu diziyi izledim. Aslınd 3. olarak Cheese in the trap'e başlamalıydım ama ablama sözüm var komitesi bitince birlikte izliyeceğiz. (Bugün bitiyor!)
Konusu:

Dizinin konusu yeppudaa, koreantürk gibi sitelerde üstü kapalı bir şekilde anlatılmış. İlk önce onların anlatımını yazıyım:
Han Jung Ho(Yu Jun Sang), bir hukuk firmasında çalışıyordur.O güçlü bir adamdır ve hatta bir hükümet yetkilisi olarak atanır.O zarif ve güzel bir kadın olan Choi Yeon Hee(Yoo Ho Jeong)ile evlidir ve Han In Sang(Lee Joon)adında mükemmel bir oğlu vardır.Ancak Han Jung Ho ve Choi Yeon Hee’nin oğulları sonra çeşitli olaylardan sonra bir kızla evlenir ve hiç beklemedikleri şekilde gelinlerinden(Ko Ah Sung)dolayı zorluklarla yüz yüze gelir.
Aslında böyle olması çok daha iyi olmuş. Çünkü evlenmeden evlilik hayatı yaşamak ile ilgili her türlü şeyi çirkin bulur izlemem. Bu dizinin de böyle olduğunu bilseydim başlamazdım.


Fakat bu dizinin diğer dizilerden farkı var. Bu dizide bu duruma gerçekten pişmanlar ve gerçekten bu durumla yüzleşmek için sabredip tövbe ediyorlar. Ana karakterler de öyle klasik değil. Her ne kadar zengin kız fakir oğlan olayı bir konusu olsa da çoğu kore dizisinden daha özgün bir yapım olmuş.


Zengin çocuk dediğim de diğer dizilerden oldukça farklı bir zenginlik. Bi kere çocuğun babası ticaretle uğraşıp otteller zinciri CEO'su değil. Adam en ünlü hukuk fakültesini dereceyle bitirmiş ve kendi hukuk bürosunu kurmuş böylelikle zenginleşmiş 3. zengin neslini yaşıyan bir soy.


Fakat bu soy  kendini kral ve kraliçe ilan etmiş. Her sabah Kralımızın çıkış ve giriş saatlerinde 90 derecelik bir eğilme açısıyla bütün personeller(kralın çocukları dahi) eğilerek "Günaydın, iyi uyudunuz mu?, iyi geceler" gibi zorunlu sözcükleri kullanmalı.


Asla kral ile kraliçeye karşılık verilemez. Saygılı bir şekilde bile neden yaptıkları sorulamaz sorgulanamaz.

İşte böyle bir aileye ani olaylar sonucu gelin giden Seo Bom zekasını ve dürüstlüğünü konuşturarak ailesine karşı hiçbir şekilde saygısız bir hareket yapmayarak doğruya ulaşmasını ve çevresinin de bunu göre göre sorgulamasını konu alıyor.


26 Ocak 2016 Salı

Oh my venus

Anket sonuçları daha tam kesinliğe ulaşmadan kendimi tutamadım ve başladım şu OHV'e.


Eskiden tam bir güzellik abidesi olan aynı zamanda da zekiliği ile anılan kang joo Eun 15 yılın ardından paslanmış ve biraz(!) şişmanlamıştır. 
Etrafındakilerin uyarısına rağmen hala durumunun vehametini anlayamamış joo eun en sonunda 15 yıllık ilk aşkı tarafından terk edilir. 
Bu sırada şans eseri insanlara zayıflamalarında yardımcı olarak onlara yeni bir hayat kurmalarında yardıcı olan John Kim & ekibi ile tanışır. Dizi bununla birlikte gelişen olayları konu alır.

Dizi yorumlarıma iyi şeylerden başlayacağım:

Bir kere dizinin maskotları müthüştü!

Bana birazcık rooftop prince 4'lüsünü hatırlattı ama kimse Henry'nin (dizide ji woong) yerini tutamaz.

Henry demişken, Siz de üçüncü erkek karakter eksikliği hissettiniz mi?


Özellikle de bu sahneden sonra.

Dizinin ilerleyen bölümlerinde bir Jeremy vakası yaşayıp biricik Henry'nin Joo Eun'a aşık olacağından korktum fakat sanırım korenin senaristleri bizi düşünmeye başlamışlar. Özellikle Reply'lardan sonra bu iyi geldi.



Yine de dediğim gibi içimde bir eksiklik hissetmedim değil. Şu kore dizileri iliklerime kadar işlemiş desenize!


Gelelim so ji sub'ın bu seferki karakterine:
Şu ana kadar so ji sub'ın 3 yapımını izledim. 

İlki Ghost'tu ve ablamla diziyi izlerken adeta adama acıyorduk. Asık suratı ve güle
memesinden solayı bu adamın rol yapamadığına karar verdik.
İlerleyen bölümlerde fark ettik ki adamın yapması gereken rol zaten buymuş. Çünkü dizide yaptığı rol, birsürü estetik ameliyat geçirmiş bir adamdı yani dolayısıyla gülümsemekte zorlanacaktı. Fark etmiştiyseniz adam bi defa bile gülmedi.-_- BÜTÜN DİZİ BOYUNCA!

Aynı şekilde Master's sunda da hayattan zevk almayan sosyopat piskopat para delisi bir rol oynuyordu. Fakat bu rolüne aşık olunmayacak gibi değildi. Not: Daha sonraları izlediğim greatest love dizisinde gördüğüm benzer karakteri ile tahtı biraz sarsılsa da yıkılmadı. O derece iyi bir oyuncuydu çünkü. Her neyse.


Bu seferki rolünde de ciddimsi bir hava vardı. Fakat bir o kadar cool bir hava. Hem de o bad coolluk tarzınd değil. Gayet centilmence bir coolluk sergiledi. Tebrik ettim. So ji sub'ın bu tarz rollerini görmek gözlerimi yaşarttı. Sonuçta son 2 dir full odun takılıyodu adam.

Bunu bile yaptı ya valla tebrikler.

19 Ocak 2016 Salı

Ne İzlemeli? « Anket » #1

Bildiğiniz gibi yarıyıl tatili geldi gelecek. Bu da bende ertelemiş olduğum dizilere başlama isteği uyandırdı. Fakat şöyle bir sorunum var:

İzlemek istediğim diziler çok fazla ve hangisini seçmem gerektiğini bilmiyorum. Hatta şöyle diyiyim güncellerden mi yoksa tamamlanmışlardan m başlamam gerektiğini bile bilmiyorum.

Şimdi aşağı izlemek istediğim dizilerden birkaçını açıklamasıyla yazacağım. Lütfen karar vermeme yardımcı olun!!

Not: En aşağıdaki anketi de oylamayı unutmayın! Sizlere ihtiyacım var :D


1-) Remember

Özellikleri:

Tür: Dram, Romantik, Aksiyon 
Yayın Günleri ve Saati: Çarşamba & Perşembe - 21:55 
(Güncel 10. bölümde)
Başrolleri: 
Yoo Seung-Ho
Park Min-Young
Nam Goong-Min

Bunlar benim izlemem için yeterli olmasa da bende izleme isteği uyandıran özellikleri. Fakat izleme isteğimi ortadan kaldıran bir durum var. O da dizinin konusu ve başrollerin karakterleri...

Konusu: Görsel hafızası olan bir adamın babasına iftira atılması ve babasının o günden itibaren hiçbir şey hatırlayamaması. Bu nedenle oğlunun avukat olup babasını aklaması.

Konu sizce de fazla klasik değil mi? A bi de şunu dinleyin.

Bu sırada cesur ve kendini çok biliyor sanan bir kızın(ki bu park min young) bu çocukla birlikte grup olması ve davayı kazanırken birbirlerine aşık olmaları.

Buradaki klişeleri sayıyorum:

1- Çocuk özel bir yeteneğe sahip ve bu her zamanki gibi fotokopik hafıza (allahtan bi duyuyu-koku veya düşünce- duyabilme değil yoksa şu camdan aatardım kendimi)

2- Başrol kızımız park min youngun City Hunterdan bu yana 3. defa aynı rolde oynaması... Tamam kim nanayı sevdik. Tamam Healer'ın çatlak young shin'in de sevdik de bu biraz fazla olmadı mı? neyse...

3- Mazlum bir akrabaya suç atılma olayı... Devamını getirmeli miyim?

Tüm bunlara rağmen bu dizi bana hala albeni diyorsa izlemeli miyim??

17 Ocak 2016 Pazar

Reply'lara protesto!

Çoğu kişi gibi ilk reply serim 1997'idi. Oldukça ergen ve bir o kadar da tasvip etmediğim sahnesi bol olan bir dizi olsa da beğenmiştim. Çünkü oldukça özgündü. Sonra 1994'e başladım fakat çöpe ve diğer ikiliye dayanamadım. Bilmem neden...

Birkaç ay önce de nasıl olduysa reply'ların en mükemmel serisi olan dizi yayınlanmaya başladı ve kalbim dayanamadı. Kendimi önce bir bölümün altındaki 1077 yorumda sonra da buralarda buldum.

Yorumlarda o kadar ileri gidilmiş ki en sonunda bu yorumu hak etmişler.

İlk once reply serilerini tanıtalım.

1) Reply serileri geçmişte komşu ya da çocukluk arkadaşı olan bir grup gencin günümüze kadar olan hayat hikayelerini anlatıyor.


2) Dizinin büyük bir kısmı dizi ismi olan yılda (1997-1994-1988) yaşananlarla geçiyor. Sonradan yavaşça yıllar atlıyor ve bir bakmışsınız ki 2000'ler.

3)Her birinde başrolümüzü seven bir grup genç var. Neden mi? Çünkü başrol kızların hepsi şirin, cesur, cıngar çıkaran, güzel ve özgün karakterler. En sevdiğim kore dizi kız başrolü tiplemesi :)

Yani dizinin sonunda kızın fanı olmanız an meselesi.

4) Kafanızdaki koca adayları her bölümde değişiyor neden mi? Çünkü çok sevgili senaristimiz her şeyi gün yüzüne çıkarmadan yavaştan satıyor bilgilerini. Bu da sizin kafanızı karıştıran en büyük etmen oluyor.

25 Aralık 2015 Cuma

MİM#20: Biricik Kore Hakkında!

Geçen ay yalnızca 3 yazı yazmış olmam beni çok üzüyor. Ama elden bi şey gelmez. Ben de bu ayki yazı sayımı arttırım B)

Bazı soruları önceki mimlerde benzer sorulara cevap verdiğim için pas geçicem. Özellikle beğendiğim soruları cevaplayıp beni bekleyen milyonlarca mat sorusuna merhaba diyeceğim.

İlk oppanız ve unniniz?

Tabii ki Yoonnaa! vee LMH...

Ost'sini en beğendiğiniz dizi?

100'lerce Ost dinlemiş ve hala daha aynı ostleri dinleyen biri olarak soru çok kazık geldi. Pas geçebilir miyim?
Neyse o zaman şöyle yapalım. Ost'lerini sevdiğim 3 diziyi söyliyim.
  • City hunter(its alright ve sad run *kalpkalp*) 
  • Dream high(Love high ve diğer bütüün şarkıları!!)
  • Heirs'ın da tek sevdiğim özelliği müthiş OST'Si!(yani teklerden)
Oyunculuğunu beğendiğiniz koreli aktörler ve aktrisler?

Off hang birini saysam!!!! O zaman başlıyorum:
  • Ji Chang Wook(Healer ve empress ki)
  • Lee Min Ho (City hunter ve birazcık Bof 
  • So Ji sub (Master's sun)
  • Joo sang Wook (Cunning single lady!)
  • Lee jong suk (pinocchio- ı hear your voice)
  • Park min Young (Healer- city hunter)
  • Park shin hye (Heartstrings - Pinocchio)
  • Lee min jung(Eeen sevdiğim!!!)))))))

Ne kadar süredir Kore dizisi izliyorsunuz, bu süre zarfında kaç dizi devirdiniz? Aklınıza ilk gelen izlenmeli dediğiniz dizi?

Yalkaşık 70-80 bitirmişimdir. Başlayıp devamı gelmeyenler de bi 50 eder :D

İlk olarak Cunning single lady gelir tabii ki!!

Sıkıldığınız diziler?

Hmm... Her dizide az çok sıkılırım ama genelde baştan sevmediklerim en sıkıldıklarımdır. Kısacası yukarıda belirttiğim bitmemiş 50 dizi.

Hangi dizi karakterine tekme tokat dalmak istediniz?

Açıkçası pek çok karaktere dalmak istedim ama yakın zamandan örnek vermem gerekirse Achiara's secret'taki eczacı imo'yu gördükçe sinileniyorum V_V

Sonunu beğendiğiniz ve beğenmediğiniz diziler?

Sonunu en beğendiğim diziyi söyliyim: Sanırım mask ve cunning single lady. A bi de man from the stars
Beğenmediklerimse: Başta BOF!! Sonra da sanırım nine plus boys.

Dizi müzikleri hariç ilk dinlediğiniz şarkı?

Sanırım ablamın yakın arkadaşının telefon müziği olan

Ft İsland HELLO HELLO

Korece - Japonca - Çince?

Çinceye karşı iyi duygular beslemiyor olsam da korece ve japoncayı çok severim.

Japonca kendi içinde de dışında da bambaşka bir dil. Mesela bir dilin iki farklı telaffuzu olur değil mi?Ve de bu tellafuzlardan biri şehirli diğeri ise daha çok merkezden  uzak kesimin kullandığ

Fakat japonlarda bu ayrımdan daha belirgin bir durumları var:

Gerçek japonca ve anime japoncası

Ve emin olun anime japoncası gerçektekinden 1000 kat daha güzel.

Korece ise belli şiveler dışında insanların benim şizofreni olduğumu sanacak kadar çok kendi kendime konuşmamı sağlayan bir dil. Gerçek manada sevdiğim tek yabancı dil.

Mim için kore fenomenine çok teşekkür ederiim!!!! Ben de istediğiniz soruyu cevaplamanız için evet sen okuyucu sana paslıyorum mimi!!

İyi günler!!

18 Aralık 2015 Cuma

I hear your voice'a dair《Jung woong in ve parody》

Allah'ım!!!! HUNHARCA GÜLDÜM!!! Ve bu güzel dizinin parodisinin tanıtımını yapmaya karar verdim! Fakat önce asıl dizimizin konusu:


Park so ha, insanların seslerinin yanında düşüncelerini de duyabilmektedir. Geçmişte-10 yaşlarında- yaşadığı trajik bir araba kazası sonucu babasını kaybetmiştir.
Bir süre konuşamayan so ha'nın, babasının cinayetini kanıtlayabilmesi için tek seçeneği 16 yaşındaki hye song'un mahkemede tanıklık etmesidir. Hye song so hanın durumuna acır ve tanıklığını ederek belalı min joon gook'u hapse gönderir.
Gönderir göndermesine fakat min joon 10 yıl sonra intikam için geri döner. Fakat Park So Ha,  Hye song'u koruyacağına yemin etmiştir.

Konu aynı The girl who see the smells gibi uçuk olsa da gelişen olaylar garip senaryonun önüne geçerek nefes kesici bir dizi sunuyor. Bu yönden senaristi tebrik ediyorum.

FAKAT!

Neden başroller arası bu kadar yaş var!!! Sırf bu nedenle tam olarak sevemedim gitti. Tamam so ha da iyi ama keşke avukat cha (Secret gardem Oska'sı) kızın eşi olsaydı.

Şimdi sıra parody'de

Dedim ya hunharca güldüm diye , eğer bir şey hakkında bilgi sahibiyseniz sizin de güleceğinize de eminim. Fakat o bir şey çok şey ifade ediyor. Bilmek için "her dizide nefret edilen adam" sendromlu adamın en az 2 dizisini izlemelisiniz.

Peki kim bu adam?

Genellikle hitap ettiğim şekilde yani, her dizide nefret edilen adam olarak adlandırılan bu insancığın adı: Jung Woong In.

Bu adamın şöyle bir özelliği daha vardır ki, komik rollerinden bile nefret edersin. İticidir ve gıcıktır.


Dizi boyunca böyle psikopat bakışlar atar.

Eline geçirdiği avını bu hale getirir.


En sonunda da kendini bu hale getirir ama acıyamazsın, acımazsın.

O zaman parodyi izlerken iyi Eğlenceler!


21 Ekim 2015 Çarşamba

Rekor güncel dizilerim #1

Evet bugün itibari ile en güzel ve en fazla güncel dizi rekorumu kırdım!

Genelde 2 yada 3 güncel dizi izleyen ben, şu anda 5'i geçtim ve hala sırada bekleyen güncel dizilerim var. Ayrıca hepsi birbirinden güzel!!!

Fakat anlatma sıramı en sevdiğim diziden sona doğru yapacağım.

1-) Twenty again

(Yazım zamanı 17.10.2015)
Dizimizin 14.bölümüne gelmiş bulunmaktayız ve ben hala sıkılmadım. Bu Healer'da bile azıcık sıkılma belirtisi göstermiş olan benim için neredeyse bir ilk! Sanırım bu dizi favorilerim arasına girmeyi başaracak :D
Ve tabii ki Ha woo jin süper!
(Alıntıdır)
Dizinin ful tanıtımı için dizinin isminın yazılı olduğu yere tıklayınız.

2-)Six flying dragons



Yeni yazdığım yazımda da belirttiğim gibi tek kelime ile müthiş ve oldukça bilgilendirici bir dizi!

19 Ekim 2015 Pazartesi

My daughter(?!)Geum sa wol


Başlıkta da belirttiğim gibi, bu nasıl bir dizi ismi? Tamam, olabilir ama aynı isimde milyon tane dizi var lütfen yapmayın etmeyin. Zaten üzerine tıkladığım gibi afişi dolayısıyla da oyuncuları görmem bir oldu. Tepkim neydi biliyor musunuz? Hunharca gülmek.


Abi resmen aile dizilerinde tutan isimleri bir araya toplayıp benzer bir konuyla yeni bir dizi çekiyorsunuz. Lütfen biraz daha creative olalım.

Ayrıca yeni edindiğim bilgiye göre senaristi Come! Jang Bo ri'nin yapımcısıymış. Bu haber ile birlikte daha bi önyargılıyım artık. Neden mi? Çünkü Jang bo ri dizisi güzel bir başlangıç yapsa da yaklaşık 7-8 bölüm çocuklukları ile geçen, karakterler büyüyünce ise bambaşka berbat bir diziye dönüşen hayal kırıklığımızdır ablamla. 



Yine de belki senarist bu seferkini böyle yapmaz da bizi şaşırtır diyerek önyargılarımı gerilere atıyorum. 

Güncelleme: Gerçekten çocuklukları 7 bölüm sürdü fakat bu sefer hep çocuk kalmalarını istedim . . . 
Bu kız çok şekerr! Take care of us captain dizisinde daha tatlıydı ama burda da iç fena değil.
Yine de aile dizilerini çok seven biri olarak başrolü baek jin hee olan bir diziyi kaçıramam.
(Diğerleri de hiç fena değil )
Not: Özellikle çocuk oyunculara bayıldım

17 Ekim 2015 Cumartesi

Six Flying Dragons

MÜTHÜŞ BİR DİZİYE BAŞLADIM DOSTLAR!!!


Tarihi dizi tutkunu ben, Jang ok jung'ın kralı dahil pek çok sevdiğim oyuncunun bulunduğu süper ötesi bir dizinin 4.bölümüne gelmiş bulunmaktayım! O zaman vakit kaybetmeden diziye geçelim.

Eğer azıcık tarihi dizi geçmişiniz varsa koryeo ve Jeoson kavramlarından haberdarsınızdır. Birisi Kore cumhuriyetinden hemen önceki Jeoson hanedanlığı, diğeriyse ondan önceki, koryeo hanedanlığıdır. Bir nevi selçuklu ve Osmanlı olarak bizi düşünebilirsiniz. Aynı ırkın birbirinin devamı devletler.

İzlediğim her tarihi dizide koryeodan jeosona geçişi sorgulardım.

Acaba ne olmuş da yönetim değişmemiş de ülke ismi değişmiş?
ya da
Hanedan yine aynı soydan mı devam etmiş? vb.

Bu dizi BÜTÜN sorularıma yanıt olacak gibi! Neden?

Konusu: Babasına saygısının bir hayal kırıklığına dönüşmesiyle Sungkyunkwanka giren 13 yaşlarındaki haksızlığa asla müsamaha göstermeyen, karşısındaki kim olursa olsun kafa tutan Bang Won'un, Haklı görüşlerini en güzel biçimde dile getirerek hükümete kafa tutmasına rağmen belli bir yerde kalmış geleceğin Jeoson Kralı Do Jeon ve annelerini aramak için gelen iki kardeş ve pek çok dragonla tanışarak bir devlet kurmasını konu almaktadır. KISACASI BİR DEVLETİN KURULUŞUNA ŞAHİT OLUYORSUNUZ.

Oyuncular:

20 Eylül 2015 Pazar

Nice mı Guy?


Başlığa yorum:


Hiç de değil valla.
Kızı mahvetti.
Neyse spo vermemeliyim.

Sonuçta dizinin yapıtaşı: entrika

Konusu ise intikam.


Başa bir ost koyuyorum arka fonda dinleyerek okuyunuz.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...