24 Temmuz 2017 Pazartesi

Betizmmm vs AliofficialUK

Çok vine izleyen birisi değilim. Hatta vine uygulamasını şu zamana kadar hiç indirmedim. Bizim komik video anlayışımız twitter trollerinden ibaretti. 


Sonra Betizmmmi gördüm
güldüm
garipsedim
güldüm
hoşuma gitti
güldüm
takip ettim
güldüm
ablama söyledim
güldüm
anneme gösterdim
güldüm

sonra sıkıldım.

Ama bu betizmin suçu ya da sorunu değildi tabi ki. Birine takılmak yaklaşık 3 günümü alıyor sonra o heves BUM! uçup gidiyor hepsi bu.

Tabi ki Betizmmi takipten çıkmadım. Fakat bana Betizmmi unutturacak biriyle karşılaştım: @ALİOFFİCİALUK

Kendisi Bangladeşli bir komedyen. Kahkahalar atmanızı sağlayabilecek biri. İngilterede yaşıyor. Çok komik. Yıllardır sıkıldıkça kafasından senaryolar kuruyor, 5-10 farklı tiplemeye bürünüyor ve sonunda ortaya yaklaşık bir dakikalık videolar çıkıyor.

Sonra instagramda yayınlıyor veeeee Mavi tik! Evet patlıyor! O ÜNLÜ BİRİ! (Ülkemizde pek tanıyan olmasa da...)

  • Mavi tik demişken o bölüm çok komikti! İzlemek için Tık tık

Ama tabii ki en çok ona gülmedim




Mavi tiki seçmem ayıp olurdu.

Size seçtiğim bu kısa video turunu @Aliofficial'ın kendi sayfasındaki 825 gönderi ile tamamlayabilirsiniz.

Maalesef benim derse gitmem lazım.
Burada ne işim var ben de bilmiyorum.
Sanırım yakıtım yorumlar oldu.
Gelmeyeceğim demiştim...
Her dakika önemli demiştim.
Ama buradayım çünkü bugün 200e yakın türkçe sorusu çözdüm :)

Bir de size bir şey göstermek istemiştim.

Boş bir vakitte çiziverdim. Aliofficial'a da gönderdim. AMA BAKMADI. GÖRMEDİ.

Şimdi sizden ricam boş bir vaktinizde  İnstagramımda bu gönderimin altına Ali official'ı etiketlemeniz.

Sağlıcakla kalın!

23 Temmuz 2017 Pazar

Mescidi Aksa'ya Mektup

Aslında bu mektubu başka zaman yayınlayacaktım ama sanırım şimdi tam vakti #FİLİSTİNGÜÇLÜKAL!



Sevgili Kudüs,

Son zamanlarda İsrail havalimanında gibiyim. Bilinçsizce bekletiliyorum, ulaşamıyorum sana. Sorular soruluyor, cevap verirsem susturulacağım. Belki de bu yüzden yazamadım ilk anda sana. Ne sana ne de Filistin sokaklarına. Affet beni, affet.

Sen kanlanınca her yer kan gölüne döndü diyorlar. Etrafıma bakmaya çalışıyorum, sonra hemen çocukluktan kalma bir refleksle gözlerimi kapatıyorum. Beni kan tutuyor. Evet evet, bu yüzden.

Dünya savaşı haritalarının değişim özelliğini taşıyan tek yer Filistin sanki. Günden güne sessizce siliniyor yazılar, siliniyor sınırlar, siliniyor insanlar. Geriye kalan tek şey Kudüs ve ben onu göremiyorum!

Gözlerini kapa, dedi annem. Hayal et, dedi. Tabelalardaki nefret söylemlerini değil, sokaklardaki ümit dolu duvar yazılarını hayal et. Milyonlarca liraya evlerini terk etmeyen, koca yürekli Kudüs insanlarını hayal et. Mescidi Aksa’nın yanındaki Kubbet-üs Sahra'nın altın sarısı kubbesinin güneş gibi seni aydınlatmasına izin ver.

Gözlerimi kapadım. Caddelerin bile din ile anıldığı bu labirent misali sokaklarda, kendimi çıkmazda buldum. Acımasız olduklarını bile bile Yahudi sokaklarına giriyorum anne. Burada insanlar nefreti erdem, intikamı üç öğün yenen bir yemek sanıyorlar. 

Kadın askerler geliyor yanıma. Durdurdukları, sorguladıkları insanlara yaptıkları yargısız infaz ile şiddeti, aslında en çok bana yapıyorlar. Korkuyorum.
Neler oluyor böyle! Soykırımlar unutulursa tekrar edecekti, unutturmadılar fakat bizzat kendileri tekrar ettiriyorlar!

Yıllardır okuduğum kitapları, izlediğim filmleri düşünüyorum. Ya Rabbim, bu insanlar Almanya’nın kamplarında toplu halde kıyıma uğrayanlar olamaz! Olsaydılar kıymazlardı bunca cana. Kıymamalıydılar. Tabi ya, insan çabuk unutan günahkâr bir varlıktır. Şimdi anlıyorum, mazlum Yahudi edebiyatının bittiği yermiş İsrail. Yahudi filmlerine, siyonistlerin güçlü silahlarına döktüğüm her gözyaşı için şimdi çok pişmanım.

Vurulmuşum kollarımdan silahlarıyla. Kırık kolumu saracak gücü bile kendimde bulamıyorum. Halbuki o gücü bir bulabilsem, elime bir kalem de ben alabilsem, direneceğim onlara karşı. Bir şiir, bir film, bir fotoğraf… Meğerse dünyanın en güçlü silahlarıymış.

Bir şeyler yapmalıyım! Yapmalıyım ama kendimi iş çıkışı gereksiz kontrollerden geçirilen Filistinli gibi hissediyorum. Ben kırılmıyorum, hayallerim kırılıyor. Ne yaparsam yapayım maaşımın ancak üçte birini vereceklermiş gibi hissediyorum.

Allah’tan ümit kesilmez! 

Allah yürü ya kulum, diyor. Bense emeklemeden koşmayı, yaşamadan cennet'i istiyorum. Allah’ım ilk önce beni ıslah et!


Ey Kudüs! Geçmişte Mekke’ye uzaktın, mabedinin adı Mescid-i Aksa oldu. Şimdi birkaç saate varabileceğim kadar yakınsın fakat seni yakın diye nitelendiremiyorum. Hayır, bu uzaklık aramızdaki dağlardan değil, bilinçsiz kalmış gönlümden bahsediyorum!

Müslümanların ilk kıblesi dedim, peygamberimizin Miraç’a yükseldiği yer dedim fakat sana evim diyemedim. Eğer evim demiş olsaydım selam sabah vermeden, elinde masum insanların kanıyla kapından girenlere en çok tepkiyi benim göstermem gerekirdi. Yapmadım, yapamadım… Affet beni Allah'ım, affet! Kanla savunulmuş sokaklara giremiyorum. Bir şeyler yapmadıkça buna kendimi layık hissetmiyorum.

Ey Kudüs! Bir gün Allah’ın izniyle güçlü bir kalemle Mescid-i Aksa’da iki rekat namaz kılacağım! O zaman beni ne bir korku alacak ne de bir ümitsizlik. Ve savaş bittiğinde İslam aleminin sessizliğini değil birleşmiş bir ümmetin varlığını hatırlayacaksın!


Kalbinin kilidini Kudüs’e teslim etmişlerden biri…

Filistin ile ilgili başka yazılarım için:


ASK İSRAELS
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...