4 Ocak 2022 Salı

2000'lerde oynanan oyunlar

Koşmalı oyunlar:

Madem hatırat yazıyoruz nesilleri etkileyen şeyler hakkında yazmalıyız. Geçmişte oynanan oyunlar diye bize seksek 5 taş körebe, saklambaçı anlatırlardı. Biz onları da oynadık ama yetinmedik. Bunların haricinde her teneffüs eski minder, yerden yüksek oynardık.

Eski minder oyunu bana çok acayip gelirdi. Kutu kutu pensenin artık çocukları ğlendirmediği yaşta güzel bir alternatif gibiydi. Oyun şu şekildeydi:

Eski minder, yüzünü göster, Göstermezsen bir poz ver: Güzellik mi, çirkinlik mi, Havuz başında heykellik mi, yoksa yoksa mankenlik mi? Han-gi-si?

Çocuklar eski minder tekerlemesini söyleyerek halka şeklini alırlar; “eski minder” seçilen çocuğun etrafında dönerler.

  • Tekerleme bitince “eski minder”in istediği pozu alırlar; eski minder en beğendiği pozu seçer, o pozu veren çocuk eski minder olur.

Oturarak oynanan oyunlar:

İsim-şehir, kelimenin son hecesiyle yeni kelime türetme oyunları vardı. Ama bize sıkıcı gelirdi. Çünkü bu oyunları genelde geziye giderken hocalar oynatırdı. Bunlar yerine çatlak patlak ve ingili mingili oyunlarını severdik. Hiç sıkılmadan 8-9 kez oynadığımı hatırlıyorum. Bunun en büyük sebebi servisin 45 dakika sürmesiydi. Çok sıkılıyorduk.

Bilgisayar oyunları:

Babam mühendis olduğu için salonumuzun ortasında bir bilgisayar vardı. Kardeşimle çok küçük yaşta Mause'u tuttuğumuzu annem gururla söylerdi. 4 yaşında bilgisayarı kendi başımıza açıp oyun oynayabilir hale gelmiştik. Ama o dönem oyunlar renk seçip doldurma tuşuyla boyama sayfalarını boyamaktan ibaretti. 2007'de bilgisayar derslerinde asıl oyunları bulduk. 

Oyunlar 1, Kral oyun gibi sitelerden istediğimiz oyunu açıp oynayabiliyorduk. Biz kardeşimle iki kişi olduğumuz için genelde 2 kişilik oyunlardan tercih ediyorduk. Ateş ile su ve bombacı oyunları bunların en popülerleriydi. Ateş ile su yıllarca sıkılmadan oynadığımız en revaçta olan oyundu. 

Online olarak oynadığımız ilk oyun Clubpenguin'di. Özel okulda olduğumuz için bilgisayar derslerinin son 20 dakikasında hocamız serbest bırakırdı ve tüm sınıf clubpenguin hesaplarımızı açar oyun oynardık. 

2014e kadar oyuna internetten rahatlıkla erişilebiliyordu ancak sonradan kaldırıldı diye hatırlıyorum. Gerçekten kaliteli oyundu.

Telefon oyunları:

Telefonlar 2000'lerden itibaren her yetişkinin sahip olduğu bir şey oldu. Annem ve babam ileri model bir Nokia kullanıyorlardı. Anneannem ise efsanevi 3310'u kullanıyordu. Annemdeki yılan oyunundansa 3310'un yılan oyununu oynamayı seviyordum çünkü tuş takımı yumuşaktı. O dönem 13-14 yaşlarındaki kuzenlerim anneanneme geldiklerinde telefonunu alır yılan oyununda yeni rekoru kırmak için uğraşırlardı.

2010'larda basmatik telefonlar çıktı. Yani dokunmatik gibi görünüyorlardı ama basınç uygulamadıkça telefon algılamıyordu elini. 

O zamanlar çok hoşuma gidiyordu bu telefonlar. Babam babaanneme samsung star internetli almıştı. Babaannem karşı komşumuz olduğu için sürekli ondaydık. Telefona gözüm gibi bakar içimde "Keşke benim olsa..."derdim. Halamda da tv özelliği olan samsung Star'dan vardı. Onun rengi siyahtı. Bence gri daha güzeldi.

2011'de kimsenin hayal etmeyeceği kadar iyi bir telefon çıktı: iPhone 4! Tam dokunmatik şık zarif ve havalı bir telefon. Aman Allah'ım ne kadar güzel!

Babam da annem de o dönem apple kullanmaya başladılar. Ablama da karne hediyesi olarak iPod almışlardı. Ipod neydi ki? Arama yapamayan dokunmatik bir müzik çalardı. Ama oyun yüklenebiliyordu. Yaşamıştık.

Ipod touch 3 - GittiGidiyor

Kuzenlerim geldiğinde birimiz annemin birimiz teyzemin birimiz de ablamınkini alır açardık appstore'dan indirdiğimiz ortak bir oyunu oynamaya. Babam hiçbir zaman oynattırmazdı ama annem yumuşak kalplidir. Bizi kızmazdı. Yani eğer şarjını bitirmezsek. Eğer şarjı biterse bize çok kızar bir süre oynamamıza izin vermezdi.

Biz de 3 kuzen 1 iPod ile başlasa kalırdık. Pek kavga etmezdik çünkü çok alışmıştık. Sırayla oynardık ve oynayan kişinin yaptığı performansı değerlendirirdik. "Hadi Rana rekora gidiyorsun koş!!"

Çok eğlenceliydi. 

Kutu-kart oyunları:

Akşamları da Monopoly oynardık. Ama buluştuğumuz her akşam. Kuzenim kasa olurdu  hep. Hep de o yenerdi. Sonradan çaktık olayı. 

Halamlar da çocukken iskambil oynamayı öğretmişlerdi. Anneannem kızsa da biz kumar oynamadığımızı söylerdik o yaşta. Papaz kaçtı pis 7'li oynardık.

Uno çıktığında hemen alıp oynamıştık. Üniversiteye geldim hala daha arkadaşlarla Uno oynarız. Ama kurallarımız sokak kurallarına göre. Mesela elindeki kart ile ortadaki kart aynı renk ve sayıda ise sıranı beklemede kartını atabiliyorsun. Ve en önemlisi sıra senden devam ediyor. Bu kural her yerde bilinmez ve her zaman sevilmez. Ama bir araya geldiğimiz arkadaşlarla hep bu kural üzerinden oynama kararı alırız.

İşte bunlar oynadığımız oyunlar sevgili torunumun torunu. Oyunları daha ayrıntılı anlatmadım çünkü muhtemelen senin yaşadığın dönemde de Google benzeri bir şey olacaktır. Oradan araştırırsın. Sevgiler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...