3 Ocak 2022 Pazartesi

2000'de doğan birinin gözünden "Hatırat edebiyatı"

Şu sıralar tarihe merakım iyice arttı. Hayır ilk insanların nerelerde nasıl yaşadığını, ilk parayı kimlerin kullanıp hangi medeniyetlerin anadoluya gelip göçtüğünü hala daha merak etmiyorum. Kim bilir belki onları da bir gün merak ederim. Ancak tarih adına merak ettiğim ilk şey yakın geçmiş oldu. 

Yani benim merakım müfredatın bittiği noktadan başlıyor. Tanzimatttan cumhuriyete demokrasiye darbelere ve en son geldiğimiz noktaya. 

Bunun için kitaplar, makaleler gazete yazıları okuyup duruyorum. Sanki bu araştırmaları ilk kez yapan benmişim gibi havalara giriyorum görmeniz lazım. Bir anda tarihçi kesiliyorum. Arşivlere gidip bakmıyorum belki ama Google'ı etkin kullanmak da çok yararlı oluyor. 

Gazete yazılarının 2000'lerden hatta daha eskisinden beri internette arşivlenmiş olması en büyük artısıydı. Aynı zamanda olabildiğine subjektif yorumların barındığı ekşi sözlük de araştırmalarımda faydalı oldu ne yalan söyleyeyim. Eee makale mi yazacağız? olacak o kadar :)

Sorular soruyordum ama bir türlü kanıtlı net bir cevap alamıyordum. Herkes sanısını ifade ediyor kimse iddiasını temellendirmiyordu. Ek kaynaklar araştırmaya başladım. O dönemlerden resimler, anılar vb. Bu düşüncelerini destekleyecek kanıt...

Sonra çok enteresan bir şey oldu. Yanıtları buldukça cevabı verenlerin aslında benden yıllar önce aynı soruları sormuş insanlar olduklarını fark ettim.

Aradığım soruların cevaplarını bulmaktan öte en çok aradığım soruların aynısını sormuş insanları bulmak beni heyecanlandırmıştı. Aynı zamanda geçen 1 yıla dönüp baktığımda sanki boşu boşuna debelenmişim gibi hissetmiştim. (Tabi ki araştırmaları ara ara yapıyordum yoğun üzerlerinde çalışmadım.)

Araştırmakta başarısız biri miydim?

Hayır. O zaman sorularımın cevapları gizli şeyler miydi?

Hayır. Peki popülaritesi az konular üzerine miydi?

Aksine! Büyük bir kitleyi yakından ilgilendiriyordu.

O zaman bu soruların cevapları topluma açılmamıştı. Kanıtları çok geç ortaya konduğu için hakikatin yerini yıllardır sahtelik örtüyordu.

Üzüldüm. Neden böyle olmuştu?

Tarih bu yüzden mi önemliydi?

Herkesin bildiği şey saklanabilir miydi?

Apaçık olan gizlenebilir miydi?

Şaşırdım. Bundan böyle özellikle toplumsal olaylar konusunda "zaten herkes biliyor" dememek gerektiğini öğrendim.

Evet ben biliyorum. Sen biliyorsun. O biliyor. Ama 100 yıl sonra dünyaya gelecek olan torunumun torununun torunu bilmiyor. Öğrenmesi de o kadar kolay olmayacak. Hele de günümüzdeki gibi bir bilgi çöplüğünün içine doğacaksa gerçekleri anlamak için içlerinden önemli olanı ayırt etmesi bir hayli zaman alacaktır.

Böylece bir karar verdim.

Toplumu ilgilendiren meseleler hakkında gelecekteki torunumun torununun torununa yazılar bırakacağım. 

İlla siyaset akla gelmemeli hemen. Kılık kıyafetimiz, yaşadığımız yer, komşumuz arkadaşlarımız okulumuz...

Buna hatırat edebiyatı deniyormuş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...