30 Ocak 2016 Cumartesi

Heard It Through The Grapevine

Anket sonuçları sırasına göre izlemem gerekiyordu. Ben de kısmen öyle yaptım ve ilk önce Oh my Venus'ü, sonra Splash splash Love'ı sonra da bu diziyi izledim. Aslınd 3. olarak Cheese in the trap'e başlamalıydım ama ablama sözüm var komitesi bitince birlikte izliyeceğiz. (Bugün bitiyor!)
Konusu:

Dizinin konusu yeppudaa, koreantürk gibi sitelerde üstü kapalı bir şekilde anlatılmış. İlk önce onların anlatımını yazıyım:
Han Jung Ho(Yu Jun Sang), bir hukuk firmasında çalışıyordur.O güçlü bir adamdır ve hatta bir hükümet yetkilisi olarak atanır.O zarif ve güzel bir kadın olan Choi Yeon Hee(Yoo Ho Jeong)ile evlidir ve Han In Sang(Lee Joon)adında mükemmel bir oğlu vardır.Ancak Han Jung Ho ve Choi Yeon Hee’nin oğulları sonra çeşitli olaylardan sonra bir kızla evlenir ve hiç beklemedikleri şekilde gelinlerinden(Ko Ah Sung)dolayı zorluklarla yüz yüze gelir.
Aslında böyle olması çok daha iyi olmuş. Çünkü evlenmeden evlilik hayatı yaşamak ile ilgili her türlü şeyi çirkin bulur izlemem. Bu dizinin de böyle olduğunu bilseydim başlamazdım.


Fakat bu dizinin diğer dizilerden farkı var. Bu dizide bu duruma gerçekten pişmanlar ve gerçekten bu durumla yüzleşmek için sabredip tövbe ediyorlar. Ana karakterler de öyle klasik değil. Her ne kadar zengin kız fakir oğlan olayı bir konusu olsa da çoğu kore dizisinden daha özgün bir yapım olmuş.


Zengin çocuk dediğim de diğer dizilerden oldukça farklı bir zenginlik. Bi kere çocuğun babası ticaretle uğraşıp otteller zinciri CEO'su değil. Adam en ünlü hukuk fakültesini dereceyle bitirmiş ve kendi hukuk bürosunu kurmuş böylelikle zenginleşmiş 3. zengin neslini yaşıyan bir soy.


Fakat bu soy  kendini kral ve kraliçe ilan etmiş. Her sabah Kralımızın çıkış ve giriş saatlerinde 90 derecelik bir eğilme açısıyla bütün personeller(kralın çocukları dahi) eğilerek "Günaydın, iyi uyudunuz mu?, iyi geceler" gibi zorunlu sözcükleri kullanmalı.


Asla kral ile kraliçeye karşılık verilemez. Saygılı bir şekilde bile neden yaptıkları sorulamaz sorgulanamaz.

İşte böyle bir aileye ani olaylar sonucu gelin giden Seo Bom zekasını ve dürüstlüğünü konuşturarak ailesine karşı hiçbir şekilde saygısız bir hareket yapmayarak doğruya ulaşmasını ve çevresinin de bunu göre göre sorgulamasını konu alıyor.


28 Ocak 2016 Perşembe

Death note'tan günlük olur mu? #Günlük sorunsalı

Hani answer me 1988'de junghwan'ın babasının bi hastalığı vardı ya, kalçasını kırmasından bahsetmiyorum. Anı değeri olan olmayan her türlü eşyayı saklama hastalığı. Heh işte sanırım bende ondan var.
Kim sung kyun demişken lol

Her yıl en az 2-3 defa dolaplarımı karıştırır, karnelerimin hepsini bir dosyada toplar, katılım belgelerini(utanç duyduklarım dahil) alır bir dolaba saklarım. Eminim bunu hepiniz yapıyorsunuzdur. Fakat bizim ailede bu olaya bu kadar vakit ayıran tek kişiyim. Ve bu huyum yalnızlıktan yavaş yavaş artarak eşyalarımın çığa dönüşmesine neden oluyor.

Artık anı niteliğine sahip eşyaları o kadar çok abarttım ki nereden aldığımı hatırlamadıklarımı bile kutuya koyuyorum. Kırılmış ya da bozulmuş olması fark etmiyor. Ve yavaş yavaş nereden almış olduklarımı da unutuyorum.

Bu sorunla karşı karşıya kalınca düşünmeye başladım. NEDEN VE NASIL UNUTUYORUM?

Sanırım unutma kavramının tam manasını anca belli bir yaşa gelince anlıyorsun. Elbette daha o yaşa gelmedim ama gelmekten çok korkuyorum. Ya bir gün ilkokulda neler hissettiğimi unutursam?!

Evet sadece unutmuş olacağım fakat ben nasıl hissettiğimi unutmayacağım bir duruma gelmek istiyorum. Gelecekte geçmişime dönüp neler yaptığımı, yaşadığımı, hissettiğimi bir şekilde hatırlamak istiyorum.

Bunu sağlamak için aklıma ilk gelen çözüm yolu saçma bir şekilde anı eşyalarımı etiketlemekti...

Biliyorum çok saçma... Bu nedenle bu kısmı atlayabiliriz.

İkinci çözüm yolum da Günlük tutmaktı. Bak bu mantıklı olabilir dedim.


Fakat şöyle bir durum vardı ki şu ana kadar tuttuğum günlüklerin hiçbirinde başlangıçtan 5-6 gün kadar sonrasından sonra hiç yazı yoktu. Ve kullanım şeklim biraz yanlıştı:


Benim günlük niyetine kullandığım defterlerin birinden bir kesit
Resmen *7 yaşındaysanız ve tatliş 2 kardeşe sahipseniz hayat gerçekten çok güzel* temalı bir fotoğraf. #cedric

Neredeyse her yıl istisnasız günlük tutmak için defter almam günlük tutmaya küçüklüğümden beri günlüğe ilgim olduğunu gösteri̇r. Yani sakin olalım en azından küçük bir umut kırıntısına sahibim.

Söylemiş miydim? Benim küçüklük ilgi alanlarım genelde hep başarılı olduğum (yani devamını getirebildiğim) alanlar. Mesela Kara kalem, satranç, blog vb.

Böyelikle karar verdim günlük tutacaktım. Peki nasıl??

Bunun için en kolay öğrenme ve bilgi edinme yuvası olan Youtube'a başvurdum. Karşıma çıkan ilk video gayet etkili ve yararlıydı:


Video'yu izledikten sonra boşluğa düştüm acaba günlük tutmak için çok mu geç kalmıştımm!!

Geç kalmış bile olsam daha çok geç kalmadan başlamalıydım.

Yalnız günlük tutmak için en önemli materyal bende var mıydı??

26 Ocak 2016 Salı

Oh my venus

Anket sonuçları daha tam kesinliğe ulaşmadan kendimi tutamadım ve başladım şu OHV'e.


Eskiden tam bir güzellik abidesi olan aynı zamanda da zekiliği ile anılan kang joo Eun 15 yılın ardından paslanmış ve biraz(!) şişmanlamıştır. 
Etrafındakilerin uyarısına rağmen hala durumunun vehametini anlayamamış joo eun en sonunda 15 yıllık ilk aşkı tarafından terk edilir. 
Bu sırada şans eseri insanlara zayıflamalarında yardımcı olarak onlara yeni bir hayat kurmalarında yardıcı olan John Kim & ekibi ile tanışır. Dizi bununla birlikte gelişen olayları konu alır.

Dizi yorumlarıma iyi şeylerden başlayacağım:

Bir kere dizinin maskotları müthüştü!

Bana birazcık rooftop prince 4'lüsünü hatırlattı ama kimse Henry'nin (dizide ji woong) yerini tutamaz.

Henry demişken, Siz de üçüncü erkek karakter eksikliği hissettiniz mi?


Özellikle de bu sahneden sonra.

Dizinin ilerleyen bölümlerinde bir Jeremy vakası yaşayıp biricik Henry'nin Joo Eun'a aşık olacağından korktum fakat sanırım korenin senaristleri bizi düşünmeye başlamışlar. Özellikle Reply'lardan sonra bu iyi geldi.



Yine de dediğim gibi içimde bir eksiklik hissetmedim değil. Şu kore dizileri iliklerime kadar işlemiş desenize!


Gelelim so ji sub'ın bu seferki karakterine:
Şu ana kadar so ji sub'ın 3 yapımını izledim. 

İlki Ghost'tu ve ablamla diziyi izlerken adeta adama acıyorduk. Asık suratı ve güle
memesinden solayı bu adamın rol yapamadığına karar verdik.
İlerleyen bölümlerde fark ettik ki adamın yapması gereken rol zaten buymuş. Çünkü dizide yaptığı rol, birsürü estetik ameliyat geçirmiş bir adamdı yani dolayısıyla gülümsemekte zorlanacaktı. Fark etmiştiyseniz adam bi defa bile gülmedi.-_- BÜTÜN DİZİ BOYUNCA!

Aynı şekilde Master's sunda da hayattan zevk almayan sosyopat piskopat para delisi bir rol oynuyordu. Fakat bu rolüne aşık olunmayacak gibi değildi. Not: Daha sonraları izlediğim greatest love dizisinde gördüğüm benzer karakteri ile tahtı biraz sarsılsa da yıkılmadı. O derece iyi bir oyuncuydu çünkü. Her neyse.


Bu seferki rolünde de ciddimsi bir hava vardı. Fakat bir o kadar cool bir hava. Hem de o bad coolluk tarzınd değil. Gayet centilmence bir coolluk sergiledi. Tebrik ettim. So ji sub'ın bu tarz rollerini görmek gözlerimi yaşarttı. Sonuçta son 2 dir full odun takılıyodu adam.

Bunu bile yaptı ya valla tebrikler.

22 Ocak 2016 Cuma

Mim #21: Kıymetlilerimiss

Zamanında bu mime benzer bir yazı yazmıştım. Ama onu mim olduğu için değil, tıklanma sayımın cazip görüntüsüne kapılarak yazmıştım. O yazımdan bu yana yaklaşık 6 ay geçti ve bu zamanda pek çok tatlı blogger tanıdım.

Bu mim, o yazımda olmayan kore tayfa arkadaşlarımızın tavsiye yazısı olacaktır haberiniz olsun! (Bu blogger arkadaşların genelde kore tayfa olmasının nedeni de okul dönemi japon tayfanın pasif kalması, aynı benim gibi...)

Bu arada beni mimleyen çok sevgili birevkızı'na, Betül'e, Merve'ye öpücüklerimi yolluyorumm!

A ya da sevgimi yakın zamanlarda trend olmuş gayet çirkin saç kalplerle mi yollasam...

sjkskjsk
En sevdiğiniz blogger?

Başka bir yazımda tek bir şeye sadık kalamadığımdan ve hiçbir zaman bir oyuncu-şarkıcının daimi fanı olmadığımdan bahsetmiştim. Bu durum bunun için de geçerlidir. Ben çok blog okudum, çok blog gezdim. Beğendiğim yanları oldu beğenmediğim yanları da. Kısacası benim en sevdiğim blog özgün yorumlarıyla samimi yazan blogdur. Bu blogların da örneklerini aşağıda göreceğinize eminim ;)

Mimin devamındaki 3-4 soru da bunlarla ilgili. Bazlarına eski yazılarımda cevapladım bu nedenle direk asıl soruya atlıyorum.

Tavsiye edebileceğiniz bloglar hangileri?

Bu soruda kore fenomeninin çok şeker bir buluşunu kullanacağım. Yöntemimiz şu:

"Kendini bulabilecek misin?"

21 Ocak 2016 Perşembe

1K 《2016: Kitap yılı》

Her şey kütüphanemi toparlamamla başladı ve 21 ocak itibari ile hayatımda ilk defa yıllık kitap okuma hedefi belirlemeye karar verdim.

Daha önceleri yalnızca tavsiye aldığım kitapları okuduğum için ayda kitap okuma sayım 1-2'yi geçmiyordu. Fakat 21 ocaktan beri 6 kitap bitirdiğim göz önüne alınırsa hedefimi 2-3 ten 4-5 e cekmeliyim diye düşündüm ve yıllık kitap sayıma 50 dedim. Ama çok büyük ihtimalle bu sayıyı aşacagim.

Bu sayıya ulasirlen de araç olarak cok güzel bir site buldum. (Yağmur tozu blogher arkadaşımızın blogunda gördüm desem daha dogru olacak.)

Sitenin ismi: 1000 Kitap kısaca 1K

Profilime gitmek için tık tık.

Birkaç yazımda gelecekte kore dizilerini bırakmak istediğimden bahsetmiştim.  Ama biliyorsunuz ki insan boş vaktini doldurmak için başka bir iş bulamazsa kore icin harcadığı vakti de azaltamıyor.

Ben de kore dizilerimin yerini kitaplarımın almasına karar verdim.

Tabii ki sevdikçeklerimi bırakacak değilim. Ben sadece...ımm...biraz geleceğime yatırım yapacağım. En azından yapmaya çalışacağım.

Bunun için de pek çok şeye başladım biliyorsunuz ki. Günlük tutmak, sevdiğim alıntı defteri tutmak-gerçi bundan hiç bahsetmemiştim..- en önemlisi de bloğun işleyişinde bir düzen sağlamak.

Elhamdülillah ki bunları iyisiyle kötüsüyle başardım. Fakat yeni aldığım kararlar bu durumu bozabileceğinden endişe ediyorum.

Bu nedenle:

Bu durumu bloga olabildigince az yansıtıp kitap ile diziyi eş götürmeye çalışacağım.

Ayrica ayda 1 okuduğum kitaplar hakkında kısa kısa (gerçekten kısa çünkü 1K'da yaptığım yorumlar olacak) yazılar yazacağım.

Hoşçakalıın!

Not: Bu yazıyı neden daha önce hiç görmedim diyebilirsiniz. Bunun nedeni bu yazıyı 26 şubatta yayınlayıp yayınlanma tarihini değiştirmem. Yani biraz hile yaptım ve sizi kandırdım. Muhahaahha!

19 Ocak 2016 Salı

Ne İzlemeli? « Anket » #1

Bildiğiniz gibi yarıyıl tatili geldi gelecek. Bu da bende ertelemiş olduğum dizilere başlama isteği uyandırdı. Fakat şöyle bir sorunum var:

İzlemek istediğim diziler çok fazla ve hangisini seçmem gerektiğini bilmiyorum. Hatta şöyle diyiyim güncellerden mi yoksa tamamlanmışlardan m başlamam gerektiğini bile bilmiyorum.

Şimdi aşağı izlemek istediğim dizilerden birkaçını açıklamasıyla yazacağım. Lütfen karar vermeme yardımcı olun!!

Not: En aşağıdaki anketi de oylamayı unutmayın! Sizlere ihtiyacım var :D


1-) Remember

Özellikleri:

Tür: Dram, Romantik, Aksiyon 
Yayın Günleri ve Saati: Çarşamba & Perşembe - 21:55 
(Güncel 10. bölümde)
Başrolleri: 
Yoo Seung-Ho
Park Min-Young
Nam Goong-Min

Bunlar benim izlemem için yeterli olmasa da bende izleme isteği uyandıran özellikleri. Fakat izleme isteğimi ortadan kaldıran bir durum var. O da dizinin konusu ve başrollerin karakterleri...

Konusu: Görsel hafızası olan bir adamın babasına iftira atılması ve babasının o günden itibaren hiçbir şey hatırlayamaması. Bu nedenle oğlunun avukat olup babasını aklaması.

Konu sizce de fazla klasik değil mi? A bi de şunu dinleyin.

Bu sırada cesur ve kendini çok biliyor sanan bir kızın(ki bu park min young) bu çocukla birlikte grup olması ve davayı kazanırken birbirlerine aşık olmaları.

Buradaki klişeleri sayıyorum:

1- Çocuk özel bir yeteneğe sahip ve bu her zamanki gibi fotokopik hafıza (allahtan bi duyuyu-koku veya düşünce- duyabilme değil yoksa şu camdan aatardım kendimi)

2- Başrol kızımız park min youngun City Hunterdan bu yana 3. defa aynı rolde oynaması... Tamam kim nanayı sevdik. Tamam Healer'ın çatlak young shin'in de sevdik de bu biraz fazla olmadı mı? neyse...

3- Mazlum bir akrabaya suç atılma olayı... Devamını getirmeli miyim?

Tüm bunlara rağmen bu dizi bana hala albeni diyorsa izlemeli miyim??

18 Ocak 2016 Pazartesi

Kim Hye jin vs kim Hye jin

Aynı dönemde yayında olan She was pretty dizisinin başrolünün ve Achiara's secret dizisinin ölü başrolünün her ikisinin de isimlerinin kim hee jin olması tesadüf mü?? Bilemiycem.

Ama tek bir şey bilirim ki bu iki karakter de birbirinden özgün tiplemelerde.

SPOİLER YOKTUR!

O zamaaan:
Kim hye jin vs kim hye jin round 1 başlasın!
(Yaşam tarzları)

Not: Kesinlikle objektif bir bakış açısı olmayacaktır. Baştan özürlerimi iletirim.

Öncelikle She was pretty KHJ:

SWP kim hye jin bildiğiniz gibi neşeli ve pasaklı. Aynı zamanda biraz aptal. Yani kısacası klasik bir "yaşasın fakirlik ve mutluluk" diyen gençlik kore dizi başrolü.(her ne kadar genç olmasa da)


Küçüklüğündeki dikkat çekici güzelliği sayesinde insanlarda "Woaw" deme isteği uyandıran fakat babasından aldığı lekeli yüz geni ile bütün hayatı baştan sona değişen bir kız. Korede bu kadar kıvırcık saç mı olurmuş dedirten türde ilginç bir saç sitili ile karşımızda.

Achiara'nın lanetli Kim hye Jin'i:

Kim hye jin ölü bir karakter. Yani dizide hiç bir zaman canlı canlı görme fırsatını yakalamıyorsunuz fakat hayalet gibi ortalıkta dolaşması ve geçmişe dair anılar size yetiyor.

Evet, kim hye jin Ölü bir karakteri canlandırarak bu kadar başarılı olan master's sun'ın konuk oyuncuları dışındaki ilk favorim.

Neden mi? Bi kere aurası, bakışları, güzelliği... Bu kriterleri SWP'ninki ile birlikte değerlendireceğiz.

Kim hye jin'i kısaca anlatmam gerekirse,  kendisine yapılan haksızlıklara karşılık verme hırsı için Dünyayı kendine mahveden bir kadın.  

17 Ocak 2016 Pazar

Reply'lara protesto!

Çoğu kişi gibi ilk reply serim 1997'idi. Oldukça ergen ve bir o kadar da tasvip etmediğim sahnesi bol olan bir dizi olsa da beğenmiştim. Çünkü oldukça özgündü. Sonra 1994'e başladım fakat çöpe ve diğer ikiliye dayanamadım. Bilmem neden...

Birkaç ay önce de nasıl olduysa reply'ların en mükemmel serisi olan dizi yayınlanmaya başladı ve kalbim dayanamadı. Kendimi önce bir bölümün altındaki 1077 yorumda sonra da buralarda buldum.

Yorumlarda o kadar ileri gidilmiş ki en sonunda bu yorumu hak etmişler.

İlk once reply serilerini tanıtalım.

1) Reply serileri geçmişte komşu ya da çocukluk arkadaşı olan bir grup gencin günümüze kadar olan hayat hikayelerini anlatıyor.


2) Dizinin büyük bir kısmı dizi ismi olan yılda (1997-1994-1988) yaşananlarla geçiyor. Sonradan yavaşça yıllar atlıyor ve bir bakmışsınız ki 2000'ler.

3)Her birinde başrolümüzü seven bir grup genç var. Neden mi? Çünkü başrol kızların hepsi şirin, cesur, cıngar çıkaran, güzel ve özgün karakterler. En sevdiğim kore dizi kız başrolü tiplemesi :)

Yani dizinin sonunda kızın fanı olmanız an meselesi.

4) Kafanızdaki koca adayları her bölümde değişiyor neden mi? Çünkü çok sevgili senaristimiz her şeyi gün yüzüne çıkarmadan yavaştan satıyor bilgilerini. Bu da sizin kafanızı karıştıran en büyük etmen oluyor.

16 Ocak 2016 Cumartesi

Her bitiş yeni bir başlangıçtır

Bbbitti !

Biiiitti !

Bitttti !

Bittiiii !

Ne Bitti?

Bitti, 2015.

Bitti, sayılı günler.

Bitti, koca bir dönem.

Bitti, yiğitliği gerektirecek dersler.

Bitti, haksızlıklara dur demeye yaşımın yetmediği dönem.

Bitti, her hafta benimle yaşayan diziler.

Bitti, orjinal Answer to 1988.

Bitti, neredeyse 15 yaş.

Bitti, pişmanlıklar.

Fakat bu bir elveda değil.
Çünkü Hoşgeldin 2016.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...