1000 kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1000 kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2017 Pazar

Tarık Tufan ve Kitapları #1 Kekeme Çocuklar Korosu

Düz yazıda şiir yazanlardan biri de Tarık Tufan. O nasıl oluyor öyle demeyin. İllaki denk gelmişsinizdir böylelerine. Yazmak için değil söylemek zorunda oldukları şeyler için yazarlar bu insanlar. 
"Eğer hala nefes alıp verebiliyorsan, hayatta bir şeyleri değiştirebilme şansın var demektir."
Bu tür kitaplar bütüncül değildir parçacıklıdır. Anlayıp anlamamanız da önemli değildir belli bir yerde. Siz yalnızca okusanız yeter. Bir yerlere sesini duyurabilmek onlar için yeterdir.

"En son hangi acı seni uykusuz bıraktı, en son hangi coğrafyaya göz yaşı döktün, en son hangi cümle beynini darmadağın edercesine odanın dubarlarında yankılandı, söylesene? Yüz soruda hayatı öğreten kitaplarla ahkam kesiyorsun ortalıkta. Aptal şarkı sözlerinden aşkı öğrenme hevesindesin. Sen hormonlu çocuklardansın anladın mı? Bilincini dengeli beslemeyi beceremiyorsun."
Kitabımı evde unuttuğum bir gün kütüphaneye çıktım. Sadece 10 dakikada seçtim bu kitabı halbuki kitap kriterlerimin hemen hemen hiçbirine uymuyordu. Sayfa sayısı azdı ve ismi tanıdık gelse de bilindik değildi. Aldım çünkü üzerinde 16 sene önceden kalma bir yazı yazılıydı: "Devrim için hala..." bilmem ne hatırlamıyorum. Cümlenin ne anlama geldiğini aldıktan sonradan fark ettim. Yani anlayacağınız almamın tek nedeni kitabın basıldığı sene imzalatılmış ve okul kütüphanemize terk edilmiş olmasıydı.
2000 yılı 1.Baskısı

Şimdi sizlere kitabın konusunu nasıl anlatacağımı bilemedim. Muhtemelen bu nedenle okuduktan 3 ay sonra yazmaya başlayabiliyorum. Bir de konu anlatımında bir sıkıntım var:
Kitabın 40.sayfasına kadar geçen mekanı ve zamanı tanıyamadım, zaten yazar da tanıtmadı.
Okudum, okudum. Kelimeler beni çekti gitmek istemedim. En iyisi kısa bir alıntı ile başlamak. Haydi Bimillah...

40.safyadaki bir bölümün başı:
-Alo!..
-Gece sizi dinliyor...
-Merhaba.
-Merhaba. Neden gecenin bu vaktinde radyo dinliyorsunuz?
Birinci şahıs ağzı is Başkarakter. Sürekli olan tek karakter. Bir radyo programında çalışıyor. Amacı insanların acılarını dinlemek. Bir yandan da geçmişi hatırlıyor insan analizleri yapıyor. Galiba konuyu en iyi şekilde böyle toparlayabilirim. 

Bir şey daha eklemeliyim: Kitap Ufkumu Açtı.

Siz hiç romanlarının hiçbirinde başkarakterlerine isim vermeyen bir yazarla tanıştınız mı?
Ya da umursuzca içini döken bir kalemle?


Ben o gün tanıştım ve içimdeki ses "bu yazardan daha yeterince yararlanmadın!" dedi.

Ben de Tüyap'tan 6 kitabını daha aldım. 

Satıcı bayan ROMANI ÇIKTI! dedi. Garipsedim. Bu okuduğum da roman değil miydi? dedim. Denemeymiş. Nasıl etkilendiysem artık... 

Roman olunca dayanamadım Tüyap dönüşü onu da okudum. 15 sene sonra çıkardığı romanı farklı kokuyordu. Ne eskisi kadar içten ne eskisi kadar acemi...


Düşündüm de bunu bir başka sefere bıraksak iyi olur. Hem Romanı roman çerçevesinde değerlendirmek gerek değil mi? 

Konusuz bir kitap yorumu yazmak istemiyorum. Sanki bu şekilde yazarsam eksik kalacakmış, kitaba ihanet edecekmişim gibi hissediyorum. İçimden başka bir ses de "yazacağın bu konuyu daha özel bir vakite sakla" diyor ama içimde tutamıyorum.

Öhöm Öhöm
5. Bakının ön sözünde yazılan bir cümle: 
Bu kitap 1990-2000 İslamcılık söyleminin bir tarafında yer tutmuş kuşağın içinde biriktirdiklerinin dışavurumudur. 
Tarık Tufan o dönemde yaşamış kişilere "Benim söylemek istediklerimi yazmışsınız." dedirten bir yazar. İyi bir gözlem şart tabi.

16 yaşındayım. 16. yaşımdayım. 20.yüzyıl bitişini göremedim. 21. yüzyıl çocuklarındanım. Belki de o hormonlu çocuklardanım. Reçetemde dengeli beslenmek yazıyor. Yine de 28 Şubattan bu yana bazı şeyler hiç değişmedi.

Belki başörtünün içinin boşaltıldığını ya da "Siyasete alet edildiğini" düşünüyor olabilirsiniz. Sizi yargılarım. Fakat bir "Fact" 'in hiç değişmediğini belirtmem gerek.

İşte bu:
"Okulda tesettürlü kızlar ile İslamcı camianın genç erkekleri arasında ilginç ilişki biçimleri gelişiyordu. Birbirlerinden ders notu almaktansa, diğer öğrencilerden almayı yeğliyorlardı. Sanki onlar birbirlerine namahrem fakat diğer öğrenciler birbirlerine değilmiş gibi davranıyorlardı. Yüz yüze gelmiyor, konuşmuyor, yardım istemiyor, bir şeyler danışmıyor sanki yokmuş gibi davranıyorlardı. Duygusal olarak yaklaşanlar bunu asla ifade etmemekle birlikte, yan yana durduklarında her ikisi de göz göze gelmemek için her ikisi de yere bakıyor ya da önlerine.
Özellikle Sanki onlar birbirlerine namahrem diğerleri değil'de yarıldım.

Aslında bunun devamı da var. Ama spoiler olabileceğini düşünüp buraya değil de üşenip kitabı okumayacak okurlarım için yazının en altına koydum. 

Bir gerçek alıntım daha var:



 !!SPOİLER!!

Seni Seviyorum!
Çantanda gezdirdiğin islami kitapların üzerini gazete kağıdı ile kaplamanıç Makyaj değmemiş yüzünün çocuksuluğunu. Notlarını koyduğun dosyayı göğsüne bastırıp taşımanı. Hızlı hızlı konuşmanı.
 Seni Seviyorum! 
Erkek arkadaşlarından söz etmeye başlayan arkadaşlarının yanında, utanıp konuyu değiştirmeni, tavsiyelerde bulunmanı ve sonra içten içe ilgi duymanı seviyorum. Sonra da hemen yüzünün kızarmasını seviyorum. 
"Sık sık başörtü düzeltmeni.Kimseye sözünü etmediğin hayallerini, her gece yatmadan tekrar tekrar aklından geçirmeni seviyorum. Senden umulmadık ölçüde hayallerini genişletebilmeni, annene ne düşündüğünü hissettirecek acemi sorular sormanı, yaşlı kadınları usanmadan dinleyebilmeni seviyorum.  
Açıkçası seni sadece okulda gördüm ve hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Tüm bunların olabileceği hissini uyandırdığın için seni seviyorum. Böyle birini sevmeye ihtiyacım olduğu için seni seviyorum.  
Baş başa kaldığımda Mona Rosa’yı bir kıza okuma ihtiyacım için sevdim seni... Karşılaştığım ve konuşabildiğim anda okuyabileceğim daha çok şiir var aklımda ve artık konuşmalıyız. Çünkü şiirler ağırlık yapıyor zihnimde..."
Büyük spoiler!!!!

-Konuşmayı kabul ettiğin için sağol.  
-Ne diyeceksiniz? 
-Şeyy... Biraz yalnız kalabilir miyiz? Arkadaşın biraz izin verirse?..  
-Kusura bakmayın tek başımıza kalmamız caiz değil o da olsun. 
-İyi de okulun içindeyiz tek değiliz zaten. Bir sürü insan var etrafta. 
-Olsun yine de kalsın. Ondan bir şey saklamıyorum nasıl olsa. 
-Peki...şey... Çok güzelsin..
-Böyle şeyler söylemeyin lütfen! 
-Aslında...Seni...Seni seviyorum ben. 
-Ne diyorsunuz bunları duymak istemiyorum ben!  
-Kötü bir şey söylemedim ki. Seviyorum yani evlenmek niyeti işte! 
-Böyle şeyler böyle olmaz. Birilerine iletirsiniz oturup öyle konuşulur. Benim de danışacağım insanlar olur. 
-Kızım sen aptalsın! Sen var ya harbi salaksın! Seni hayatında karşılaşabileceğin en gerçek ve kutsal eyleme, özne yapmaya çalışıyorum ve sen hala farkında değilsin. Neler kaçırıyorsun biliyor musun? 
-Ne biçim konuşuyorsun sen? 
-...(burada baya şey söylüyo) Benim aşkıma özne olma şansını kaybettin.(...) Bunu sen istedin. Hakediyorsun kızım. Biraz cesur ol. Ben iyi bir insanım, senin için olabileceklerin en iyisiyim.
Kaybettin!
Cidden kaybettin. 
Buraları ağzım açık okuduğu doğrudur.
Hadi Allah'a emanet olun!

4 Ağustos 2016 Perşembe

EMMA ⎜Kitap & Film

Emma ⎜ Kitap

Yazar Jane Austen'ı bilir misiniz? Hayatı boyunca İngiliz sosyetesinin bizzat içinde olmuş, eleştirmiş ve ölümünden sonra yaşadığı dönemin temsilcilerinden sayılmış soylu bir kadındır Jane A. Ben kendisini çok severim. Bunun en önemli nedeni gerçekten ahlaklı, inançlı ve güçlü bir yazar olmasıdır. Oluşturduğu karakterlerden tutun soğuk ama esprili anlatımına kadar kitabı ile sizi etkiler.


Aslında Jane Austen yazar olmasının yanı sıra bir sosyologdur(diplomasız :) Halk sosyoloğu yani. Her kitabında yirmi yirmi beş farklı karakteri kısa ve öz bir biçimde anlatır ve o kişilikleri kafanızda olaşmasını sağlar. Belirtmeliyim ki bu karakterlerin hepsi yaşayan insanlardan alınmış ve doğrudan yansıtılmıştır. 

Şimdi biraz Emma kitabından bahsedeyim. Emma, Jane Austen'ın göz bebeği kitabıdır. Bunun bir nedeni de Jane A'nın Emmayı kendisine benzetmesiymiş. Fakat şunu belirtmeliyim ki Yazarın en sevilen kitabı Emma değil, muhtemelen daha önce duymuş olduğunuz aşk ve Gurur kitabıdır. Elizabet ve Darcy'nin aşkı dünyayı sallamış da biraz. 


6 Mayıs 2016 Cuma

Korkma Ben Varım ⎜ Murat Menteş

"Bu kitapta anlatılanların hepsi gerçetir, fakat hiçbiri henüz cereyan etmemiştir."
Gönül işleri bakanlığı'nın 21 bakanı da aynı gün öldürülür. Bunun üzerine bakanlığın özel kalemi Fu ilk uçağa atlayarak Türkiyeye döner. Bu sırada lise arkadaşı Müntekim gıcırbey'in de aşk kart uygulamasına başvurup kartı kazanmaya hak kazananlar listesinde olduğunu görür ve olaylar olaylar..!

Az önce okuyup da hiçbir şey anlamadığınız, üstüne üstük aşırı saçma bulduğunuza şeyler konusunda haklısınız, öyleler! Ve işte tam olarak bu nedenle benim gönlümü fethetti.

Aslında konuyu düzgünce anlatamamak benim suçum değil. Çünkü Murat Menteşin kendisi de  kitabının konusununu anlatırken şunları söylüyör:

Oynatamazsanız sitesinde izleyin, tık tık.

İzleyemiyorsanız murat menteş tarafından anlatılan konuyu dinleyin:
"Korkma ben varım birbirini tanımadan aşık olan, birbirini tanımadan birbirine düşman olan, yine birbirini tanımadan birbirini öldüren kişileri konu alır" sjskjsjsjd

Aa bi de kapak arka yazısı var ki o daha fena...

Yeni dönem absürt komediyi şimdilik tanıdıklarım İki direk ayakta tutuyor. Burak Aksak ve Murat Menteş.

Her neyse biz konumuza dönelim. Yukarıda anlattığım paragraftaki aşk kart şeysi eminim ilginizi çekmiştir. Malum dünyaca aşka pek meraklıyız. Her yapıtta bulunmasa sorun.


Hem Zaten ben de Aşk kartı da anlatmadan duramayacağım. Aşk kart kitabın ilk sayflarda anlatılıyor bu nedenle spoiler pek sayılmaz. ayrıca bu kitapta spoiler neredeyse hiç sorun olmuyor. Çünkü hayatınızda okuyabileceğiniz en ilginç kitaplardan biri. Nerede kalmıştık?


Aşk kart aşık insanlar için yeni başa gelmiş iktidarın getirdiği bir yenilik. Aşk karta başvurmak için tek yapmanız gereken bir form doldurup bakanlığın size yapacağı test sınavından geçmek. Peki bu aşk kart ne işe yarar?


"Diyelim siz birine aşık oldunuz. bakanlığın hazırladığı matbu bir form doldurarak kimlik bilgilerinizi, iletişim bilgilerinizi, sevdiğiniz kişinin adını beyan ediyor, üzerine de vesikalık fotoğrafınızı yapıştırıyorsunuz. sıranız gelince mülakata çağrılıyorsunuz. bakanlık heyeti'nden seçtiğiniz bir üye ile görüşüyorsunuz. sonra da adresinize sarı bir zarf postalanıyor. içinden "bakanlığımız aşkınızı maalesef onaylamamıştır" yazılı bir kağıt çıkıyor. ya da "allah mübarek etsin, hayırla tamamına erdirsin. iki cihanda yüzünüz gülsün" notu. aşkınız resmen tasdik edildiği takdirde zarfta plastik bir dijital kart buluyorsunuz : aşkart. bu kartla, ankesörlü telefonları bedava kullanabiliyorsunuz. toplu taşıma araçlarına bedava binebiliyor, sevdiğiniz kişinin de sizi sevmesi halinde her şeyden daha ucuz yararlanabiliyorsunuz. Son olarak da aşk kartı olan iki insan-birbirlerini sevmeliler- evlenirse devlet balayınlarını bedavaya getirtiyor!


Ne kadar saçma değil mi!? EVET!

Kuzenim ben 8. sınıftayken sık sık Murat Menteş'in kitaplarının ne kadar güzel olduğundan bahsederdi. İlk defa geçen yıl ilk kitabı olan Dublörün dilemması ile tanıdığım MM, korkma ben varım ile hayranı, Ruhi mücerret ile neredeyse anti fanı olmamı sağladı. Artık nihai kararı yeni çıkaracağı(ki çıkarıp çıkarmayacağı hakında en ufak bir fikrim yok) kitabı belirleyecek. Yeniden hayal kırıklığına uğrarsam hiç gözünün yaşına felan bakmam ;)

Neyse biz kitabımıza dönelim.

Hayatınızda hiç, bir kitabı okurken her sayfada "Nasıl ya?!" ya da "Ne alaka ya?!" dediğiniz bir kitap oldu mu? İşte bu kitap ilkiniz olabilir. Çünkü Murat Menteş'in zekasına hayran kalacaksınız.

Bir itirafta bulunacağım. Bu kitabın başrolünün kim olduğunu son 30 ayfada anlamış biri tarafından yazılan yazıyı okuyorsunuz.

Yani yazar sizi öyle bir çıkmaza getiriyor ki gecenin bir yarısı ablanızı telefonla aramak zorunda kalabiliyorsunuz...

Yazar absürtlüğü ileri safhasına taşırken absürtlük üzerinden sizi ters köşe yapıyor. Mesela hangi kitapta bu tarz metinleri görebilirsiniz:(spoiler içermez)

Güncelleme: Bu paragrafı yazarken keşke metini de yazsaymışım... Nerden hatırlıyım hangi metin beni ters köşe yaptı..) En iyisi kitapta çook beğendiğim paragrafları paylaşmak :)

Şu anda yaşayan herkes ama herkes yüz sene içerisinde ölecekse, neden hepimiz Grand Grave'in dokuzuncu katından aşağı atlamıyoruz.
...
İşinize gelmedi mi?
Halbuki her birimiz zaten dokuzuncu kattan düşüyoruz.
Kimimiz üç saniyede, kimimiz yüz senede.
Bu kadar basit.

Alıntılamaktan en çok hoşlandığım kitaptı. Alıntılara doyamadım halbuki 400ü aşan bir sayfa sayısı vardı... Murat menteş önüne ne gelirse anlatmış, bi de gitmiş içine çizgi roman sığdırmış :)
Fotoğrafı bu kadar komik çekmemin tüm sebebi size alıntılarımın kitabı ne kadar çok kalınlaştırdığını göstermekti. 😶 Biraz garip olduğunu kabul ediyorum😗 herneyse. Daha güzel bir çekim yaparsam en sevdiğim kitabı böyle yüzüstü bırakmam yeniden paylaşırım 😎 paylaşmaya doyamam ki.
@Ranaagashicik

Adam resmen insanlara bir de bu taraftan bakın diyor:


Herkes hak ettiği cezayı bulsa dünya altüst olur.

Hayat insanlar güldüğünde ciddiyetinden kaybetmediği gibi, insanlar öldüğünde de gülünçlüğünden kaybetmiyor.

Geleceğe bakıyorum ve ertesi günü bile göremiyorum.



Susuzluktan ölmüyorsanız bardağın dolu tarafını da boş tarafını da umursamazsınız.



Ateşin icadından önce ölüp cehenneme giden mağara kadınının hayreti içindeydim.

İlk izlenim için tek şansın vardır.

Eski şarkılar neden daha iyidir? Çünkü kötüler her zaman unutulur.

Bir de Enver Paşa ile mafyalıktan romantizme kayalım.


Sen cennete gidince, cennet daha güzel bir yer olacak.

Müntekimi de unutmamak lazım :)

Tamam, aşk ile mantığın yolları ayrılalı çağlar oluyor.
Tamam, aşk sadece kör değil aynı zamanda aptaldır.
Tamam, aşk kişinin kendini aldatmasıyla başlar ve başkalarını aldatmasıyla sona erer.
Tamam, aşk hayal gücünün zekayı yere sermesidir.
Tamam, aşk sonsuzluğa heveslendirirken imkansızlığa hapseder.

Ama ben bu mucizevi aldanışa, hayırlı anormalliğe, sigortalı dengesizliğe hazırdım.

Sevdiğim kısa bir 1K yorumu:

Murat Menteş yine şaşırtmadı, Korkma Ben Varım sıradan insanların sıradışı dünyalarına farklı pencerelerden bakmamızı sağladığı sağlam bir roman.

28 Nisan 2016 Perşembe

Mim#23: Yak, yeniden yaz, tekrar oku

Merhabaaa! Mim havasına girdim sanki. Malum bayadır mim yapmıyordum Betül paslayınca çok sevindim.

Bu kitapların hepsi-dublörün dileması dışında, o geçen yılın ekim ayı kitabı- 2016 yılında okumuş olup bloga yorumlarını girmeye üşendiğim, ya da yapsam da anlatmayı beceremeyeceğim kitaplardan oluşuyor. Betül'ün pasladığı bu mim sayesinde anlatmak isteyip de güç yetiremediklerime şahit olacaksınız!

Tarihçimizin tabiriyle: Bir taşla kuş katliamı yaptım!! Taşı veren Betüle sevgiler...

TUR 1!


Yak  » Kürk Mantolu Madonna

Yak arkadaş yak! Klişe bir senaryo, gereksiz dengesizlikteki aşk için yak. Yoksa eski kelimelere ve hiçbir şekilde devrik olmayan cümlelere ve sonlara doğru akıcılaşanları yakmaya da bilirsin. 
Sevenleri böyle yüz üstü bırakmak istemem şuraya 1K yorumumu da koyayım.

Bir Sabaattin Ali de okumuş olayım dedim, okudum. Ee ne oldu? Okumuş ve 1933 yılı Almanyanın durumunu öğrenmiş oldum. Başka da hayran olunacak bi şey bulamadım. 
Yalnızca söylemeliyim ki acıma duygumu kabarttı. Raif bey adına üzgünüm. Hayatını bu şekilde harcamış olduğu için.

Tek alıntı cümlemi de buraya bırakıyım:

"Dibinde bir ejderhanın yaşadığı ilinen kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki , dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır."

Yeniden Yaz » İsmi her neyse

Biliyorum, daha düne kadar övüyordun neden şimdi yeniden yaz'a koydun diyorsunuz. Beni kandıramazsınız. Güzel kitap, hoş kitap da içi yeterince dolu değil! Çok olay var çok güzel anlatılmış da benim istediğim hayatımı değiştirmesi. Büşra ablada bu yetenek varken yeni eserlerinde olay örgüsünün karmaşık ve daha dolu olması

Alıntılarla devam mı etsem:

"Bazıları aşksız yaşanamayacağını düşünür ama bence oksijen daha önemli."

Yeniden oku » Pi'nin Yaşamı

Gerçekleşebilecek en sıradışı hikaye. Tek kelimeyle nefes kesici...
Tekrar tekrar oku, bengal kaplanının nefesini hisset. Kork, yaşama tutunmanı bengal kaplanı sağlasın. 

"Amaçsızca sürüklendim. Nereye gideceğime rüzgarlar ve akıntılar karar verdi..."
TUR 2
〖MURAT MENTESH〗


Demin gerçekleşebilecek en sıradışı hikaye dedim. Bu sefer de gerçekleeşemeyecek en sıradışı hikayelerin yazarını tanıtacağım. Açık ara farkla gerçekleşemeycek en sıradışı roman yazmak gerçekleşebilecek sıradışılığı bulmaktan daha zordur. Murat Menteş kafası gerektirir. 
Bunun at kafası olduğunu şu yazımda belirtmiştim :)

Bu arada tanıtıma en kötü kitaptan başlamak ilk defa tadacağın yemeklerin yanmış kısmından yemek gibidir. Yapmayın etmeyin ve yazılış sırasını takip edin. Yani önce Dublörün dilemmasında bir albinonun aşkını, sonra bir sahtekarın tesadüflarla dolu hayatını en son da son kurtuluş savaşı gazisinin son demlerini okuyun. 
Ya da boş verin sonuncuyu  okumanıza gerek yok.

Bu arada hepsinin alıntısı ilk cümleleri. Başka yerden seçmeyi düşünsem karar veremeyip yazıyı Murat Menteş sözlerinden alıntılar yapardım. (Allah korusun)

YAK » Ruhi Mücerret

Yak abi bu kitabı. Güvendiğim dağlara kar yağmasına neden olan bulutları yak. Yapım yılı 2013'ü de yakabilirsin. Teog yılım. Lanetli yıl sjksjsk. Neden mi sevmedim? 

1000 kitapta bunu yanıtladım:
Farklı olan ne? Konu absürtlüğü aynı, fakat eski esprilerinin yerini haza bağlı komedi almış, karakterlerin masumane aptallıkları #KorkmaBenVarım'ın #HayatiTehlike 'sinden sonra ağır bir darbe almış ve bizi Serseri Civan ve 100 yaşındaki aşık kalbi hala atan bir adama(Gerçi Ruhi iyi bir karakterdi) mahkum bırakmış. Zaten çevrem tarafından sert eleştirilere maruz kalan Murat menteşi bu yazdıklarımdan sonra savunacak mecalim kalmadı. Sınırı geçmedikçe en sevdiğim yazar yerini koruyabilirdi fakat maalesef ki tanıdığım hakları bu kitabımda yeterince kullandı.

Yeniden Yaz » Korkma BEN varım!

En sevdiğim Murat Menteş kitabı fakat o son olmadı bea! Aklı başına gelen onca karakterden sonra zalimlere mutluluk veren bir son mu?! Yok almıyım. Bunun adı Hayati Tehlike olsa da. 
Yaz dostum, tekrardan...
Müntekime acıdım ondan tekrar yaz... Fu'yu özledim ondan dolayı yaz... 

Fakat zibilyon tane alıntı sözüme dokunma. Onlar öylece kalsın. Değiştirilse de sorun değil her biri hafızama kazılı sonuçta.

"Bu kitapta anlatılanların hepsi gerçektir, fakat hiçbiri henüz cereyan etmemiştir."

Tekrar Oku » Dublörün dilemması

Doyamadım onun için öyle oldu. İlk kitabım olmasından dolayıki acemiliğimden, büyümemiş olamamdan dolayı tekrar okumak istiyorum. Şimdi okumak istiyorum çünkü Nuh tufanın biraz daha sallayıp yanlışları tutturamadıklarından istiyorum :) Murat menteşi tanıyamama neden olan cümleleri istiyorum. Tekrardan ilk cümleyi okumak istiyorum:

"Canımın içi böyle şeyler yalnızca romanlarda olur"
Aslında bu Orhan Gencebay'ınmış.

TUR 3
〖ÖMER HOCA RANDOMS〗

(Ömer hocanın rastgele seçtiği kitaplar, gerçekten!)
Sevdiklerimin hepsinin raporunu blog yazdığım için alıntıları tekrar yazma gereksinimi duymadım. Yazılardan alıntıları bulabilirsin.

Yak » Doğanın gizli bahçesi

Yak'ın, Bir odun da siz taşıyın şu saçmalığa. Dilinin çok bilmiş olduğu, hapşursak evrimden geldiğimizi söyleyen bir zihniyetin hakimiyetinde gereksizce ele alınmasını yakın. Yoksa her düşünceye açığız, belirtmesini bilenin...

Yeniden Yaz »  Ölüler sır saklamaz

Gerçekten güzel bir kitaptı fakat beynine bir kez hava değmeye görsün'ü geçemedi. Bu nedenle yeniden yaz. Gönülsüzce yaz. Tek sorununun monotonluğa bağlanmasını yaz. Onun dışında yazma oku. Ha bi de Yazımı oku.

Tekrar Oku » Beynine bir kez hava değmeye görsün

Gerçek olduğu için tekrar oku, ders al. Duygulan, ağla, beğen, öner. Açıkçası bu kitapta her türlü duyguyu yaşayabilirsin. Bunun için doktor olmana gerek yok. İnsan ol yeter. 
Yazı için tık tık!

TUR 4
〖YABANCI YAZARLAR〗


Maalesef ki kitaplar ulaşabileceğim bir mesafede değil. Alıntı 

Yak » Ölüm bir varmış bir yokmuş

Bir zamanlar bir yorum yaptım 1K'da:
Şu an 70teyim ve tam olarak böyle hissediyorum! Sanki okuduğum 10 sayfa 40-50 sayfaya bedelmis gibi. Zaten bir bakıma öyle çünkü konuşmaları yaysalardı kitap rahat 350-400 sayfa ederdi gibime geliyor. Acaba gelecekte akıcılaşacak mı?

Sonuç: Akıcılaşmadı aksine sıkıcılaştı. Bu nedenle yak. Nobel ödülü yazısından başla. Çünkü nobelin kitaba değil yazara verildiğini okuduktan sonra öğrendim.  Hüsraaan...

Yeniden Yaz » Bir psikiyatristin gizli defteri

Yeniden yaz çünkü bu kitap psikiyatri derken gereksiz şeylerle doldurdu kafamızı. İşte bu nedenle YENİDEN YAZ. Yoksa kitap güzel, vakalar sıradışı.
Yazısı da burada buyrunuz.

Tekrar Oku » Satranç

Tekrar okunsa ezberlenecek kadar kısa bir kitaptı yine de oku bea! Sonunu öğrenmek için hızlı hızlı okuduğum için tekrar okumayı düşünebilirdim fakat asıl tekrar okuma nedenim Karakterlerin ruh halini hissetmek için tekrar okumalıyım.

İstiyorsalar:

Saliha
Little Black eyes
Tatlı Ramen
Bir tost (1-2 tur döndür )
Bir ev kızı!
Ve isteyen herkes!!

İster yorumlarda ister kendi bloglarında.

27 Şubat 2016 Cumartesi

Pi'nin Yaşamı

" Bu hikaye, Tanrıya İnanmanı sağlayacak"
dedi Pi ve hikaye başladı.
Fotoğraf bana aittir :)
Merhaba arkadaşlar. Bütün haftamın en değerli olayı bu kitabı okumuş, filmini de biricik ailem ile birlikte izlemiş olmam. Bu nedenle hafta bitmeden tanıtıyım dedim :)
Herkesin okuması-izlemesi gereken size önemli şeyler katabilecek kaliteli bir kitap. Yorumlamam aşağıda bu faslı o zaman yapalım. Şimdi konusu:

Tekrar yazmaya ne gerek var diyerek 1K sitesinden bir ekran görüntüsü aldım. Tam sayfa için tıktık.

Kitabı 2 günde bitirdim. Bazen sıkıcı bulduğum yerler oldu ama genel olarak nefes kesiciydi. Aynı arka kapaktaki alıntıdaki sözü söylemek istiyorum. Kitap "zekice işlenmiş şaşırtıcı ve dopdolu" ydu. Şaşırdığım, ürkütücu bulduğum cok yer oldu ama çoğunlukla hayran kaldım, hayret ettim. Bu arada artık en sevdiğim hayvan bengal kaplanı :)
Kitabın sonunu çok güzel olmamış diye düşünürken, kitaba başlarken okumaya üşendiğim-belki de spoiler almaktan korktuğum için görmezden geldiğim- yazarın notunu okudum ve her şeyin üzerine en büyük şoku o zaman yaşadım.

Alıntılarımı sitede görüntülemek için:

21 Ocak 2016 Perşembe

1K 《2016: Kitap yılı》

Her şey kütüphanemi toparlamamla başladı ve 21 ocak itibari ile hayatımda ilk defa yıllık kitap okuma hedefi belirlemeye karar verdim.

Daha önceleri yalnızca tavsiye aldığım kitapları okuduğum için ayda kitap okuma sayım 1-2'yi geçmiyordu. Fakat 21 ocaktan beri 6 kitap bitirdiğim göz önüne alınırsa hedefimi 2-3 ten 4-5 e cekmeliyim diye düşündüm ve yıllık kitap sayıma 50 dedim. Ama çok büyük ihtimalle bu sayıyı aşacagim.

Bu sayıya ulasirlen de araç olarak cok güzel bir site buldum. (Yağmur tozu blogher arkadaşımızın blogunda gördüm desem daha dogru olacak.)

Sitenin ismi: 1000 Kitap kısaca 1K

Profilime gitmek için tık tık.

Birkaç yazımda gelecekte kore dizilerini bırakmak istediğimden bahsetmiştim.  Ama biliyorsunuz ki insan boş vaktini doldurmak için başka bir iş bulamazsa kore icin harcadığı vakti de azaltamıyor.

Ben de kore dizilerimin yerini kitaplarımın almasına karar verdim.

Tabii ki sevdikçeklerimi bırakacak değilim. Ben sadece...ımm...biraz geleceğime yatırım yapacağım. En azından yapmaya çalışacağım.

Bunun için de pek çok şeye başladım biliyorsunuz ki. Günlük tutmak, sevdiğim alıntı defteri tutmak-gerçi bundan hiç bahsetmemiştim..- en önemlisi de bloğun işleyişinde bir düzen sağlamak.

Elhamdülillah ki bunları iyisiyle kötüsüyle başardım. Fakat yeni aldığım kararlar bu durumu bozabileceğinden endişe ediyorum.

Bu nedenle:

Bu durumu bloga olabildigince az yansıtıp kitap ile diziyi eş götürmeye çalışacağım.

Ayrica ayda 1 okuduğum kitaplar hakkında kısa kısa (gerçekten kısa çünkü 1K'da yaptığım yorumlar olacak) yazılar yazacağım.

Hoşçakalıın!

Not: Bu yazıyı neden daha önce hiç görmedim diyebilirsiniz. Bunun nedeni bu yazıyı 26 şubatta yayınlayıp yayınlanma tarihini değiştirmem. Yani biraz hile yaptım ve sizi kandırdım. Muhahaahha!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...