Benim annem eczacı. Eczacı çocukları iki şeyi çok iyi bilir.
1. Eczaneci dersen eczacı ebeveynin sana çok kızacağını.
2. Eczanenin eczacı çocukları için bir uzun süreli bekleme salonu olduğunu ve küçüklüklerinin orada geçtiğini.
Biz 3 kardeş de eczanenin arkasında küçük odada büyüdük. Okuldan gelince hemen eve gidemezdik çünkü annemin işleri vardı. İşlerini bitirir öyle eve geçerdik. O zamana kadar bakkaldan aldığımız yiyeceklerle oyalanır, tüplü televizyondan çizgi film izlerdik. Fakat bakkala kimin gideceği hep bir tartışma konusu olurdu.
Aslında bunun nedeni o bakkalın sahibinin karanlık yüzüydü. Çok sonra bir sürü kötü olay oldu ve bakkal kapandı. Herneyse magazini bir kenara bırakalım.
Bana sorarsanız bu çekinme durumu her insanda az çok olur. Sonuçta ilk kez gördüğümüz bir insana isteğimizi, derdimizi kısa bir süre zarfında anlatmamız gerekiyor. Ya beklenilen cevabı alamazsam diye insan ister istemez düşünüyor.
Kabul bunu bakkaldan alacağın bir çikolata için düşünmek çok saçma. Ama işte 7 yaşında bir çocuk da o kadar mantıklı davranamıyor.
Yapmaya değer
Yıllar sonra bu çekinmeler üst üste binerek hayatımı zorlaştırmaya başlayınca buna bir dur demeye karar verdim. Bunu yaparken de asla kamera karşısında yapamadığım rol yeteneğimi kullandım. Hem eğlendim hem öğrendim. Neyi soracağımı, nasıl bir başlangıç yapacağımı ve aldığım yanıta nasıl bir cevap vererek seviyeyi hep istenilen yerde tutacağımı...
Bunu yaparken iki önemli şeyi kullandım: İlki alacağım tepkinin bana dönük yüzünün aslında hiç o kadar büyük bir etki olmadığını.
1- Olay: Bir mağazaya girip hoşuma giden bir kıyafet için indirim talep ettiğimde 3 şekilde karşılanabilirim:
- Mağaza sahibi çok seviyeli bir şekilde bunun olamayacağını/olabileceğini söyler.
- Mağaza sahibi fazla samimi davranarak nükteli bir şekilde beni reddeder/onaylar.
- Mağaza sahibi beni tersleyerek-kaba bir şekilde- yaptığım şeyin absürt olduğunu söyler.
En çok korktuğumuz seçenek 3.sü değil mi?
Peki ama öyle bir tepkiyle karşılaşırsak hayatımızda ne değişir.
- Bir kere o günkü modumuzda bir düşüş yaşanır.
- Tecrübe sonucu bir daha bunu yapmamaya karar verebiliriz.
- Bu kendimize güvenimizin biraz azaldığını hissetmemize neden olabilir
- O kıyafeti çok beğensek de almaktan vazgeçebiliriz.
Peki şey, bu sonuçların hepsi aslında sadece bizim üzerimizde bir etki bıraktı değil mi? Siz üzüldünüz, siz karar değiştirdiniz, siz mental olarak yoruldunuz. Yani eğer biz bu etkilere karşı koyabilseydik bu kötü etkilerin hepsi ortadan kalkardı. Yani her şey aslında beynimizde bitiyor. Üzülmek de sevinmek de. Ben bunu fark edince en önemli beyin yanılsamasını kullandım. Ödülle mutlu olabilmenin tüm üzüntülerimi alıp götürebileceği methodunu.
Bir oyun olsa bu konuşma. Tabi bu oyunun kurallarını da ben koysam. Üç seçenek de bana oyunu kazandırsa. Yani bu oyunu kazanabilmem için sadece bu konuşmayı başlatabilecek cesareti göstermem yetse?
Oyunumu yeniden bir örnekle anlatacağım.
Mesela o mağazaya girme nedeniniz elbisenin fiyatını sormak olmasa da içeridekilerin size vereceği tepkileri ölçmek olsa? Böylece karşınızdaki size 3. seçenekteki cevabı verse bile bu hayatınızda neyi değiştirmiş olur ki?
- Bir kere araştırmanıza yeni bir bilgi girmiş oldu.
- Yeni gelen veri ile konuşmanıza karşı aldığınız tepkileri inceleyebilme fırsatınız doğdu!
- Kendinize güveniniz yine azaldı mı? Bence kendinizle gurur duymalısınız! Yeni bir bilgi edindiniz ve bunun için yaptığınız tek şey soru sormaktı.
Araştırmaya devam! Hem bakarsınız belki kendinizi soru sorma biçiminde o kadar geliştirirsiniz ki, istatistikler bir anda 1 ve 2 seçeneklerine döner. Çünkü hitabetiniz karşınızdakinin konuşma tarzını da etkiler. Masa tenisi oynamak gibi düşünün. Karşınızdaki hep yanlış şekilde topu atarsa oynamakta ne kadar zorlanırsınız. Fakat eğer siz ona düzgünce vurabileceği şekilde atarsanız oyun bir anda yumuşar. Karşıdaki de şöyle düşünür: Ne kadar iyi oynuyorum.
Ve sahne sonlanır.
Kes-tik.
ssjksj
Günün kısa filmi: Siyah Şemsiyeli kadın
Bu filmi yaklaşık bir saat önce televizyonda izledim. TRT OKUL'da yayınlanan "kısa film akademisi" programına katılan bir konuğun filmiydi. Kısa filmden buraya yazabileceğim kadar etkilendim. İzleyin izlettirin.
Hatta bölümü de buraya koyayım.
Bölümün son 10 dakikasından filmi izleyebilirsiniz.












