Hayata dair
Lisede yatılı kalırken oda arkadaşım çok esprili bir insandı. Çoğunlukla hayali bir mikrofon tutuyormuşçasına havaya girer odamızda bir topluluğun oluşmasını sağlardı. Ben bu yeteneğine hayran olurdum.
Sonra bir konuşması esnasında bize babasının yaptığı birkaç espriyi anlattı. Onunkilere acayip benziyordu. Yani arkadaşımın babası da böyle esprili biriydi. O zaman komik olmasının nedeni genleri miydi? Hayır değildi, bunu hepimiz fark ettik.
Ben bunu hayatımagiren nükteli insanlar sayesinde kolayca fark ettim. Onları gözlemlerken 2 şeyi fark ettim.
1: Bu yetenekleri doğuştan değildi ama doğumuyla çok yakın ilişkiliydi. Yaşadıkları çevre ve insanlar onu bu hale getirmişti.
2: Bu insanlar aslında hayatın ciddiye alınmasa da ilerlediğini iyi anlamış insanlardı. Dert edinmeye ne gerek vardı gülüp geçilecekken!
Ben de o zamanlar onlardan bu iki önemli şeyi öğrendim. Belki ben böyle bir ortamda büyümemiştim ama böyle bir ortamda yaşayabilme fırsatı elde etmiştim. Sanırım ben bu yaşama uyum gösterirken nükteli yaşam da beni sevdi. Beraber birkaç şey fark ettik:
Şakanın gergin ortamlar için bir ilaç olduğunu,
Kimsenin kötü espri yaptığı için ölmediğini,
Şakanın hastane dışında hiçbir yerde kötü olmadığını,
ve daha pek çok şeyi.
Bunları öğrendikten sonra Hint filmlerini izledim. Hint filmleri de tıpkı Yeşilçam gibiydi. Bir oğlanın bir kızı bu kadar kayıtsızca sevebiliyordu. Seyirci bunu başta yadırgıyor bir neden arıyordu ama bir süre sonra seyirci de bunu kabul edip filmi izlemeye devam ediyordu.Yalnız bir fark var Türk filmlerinin sonları hep hüzünlü biterken Hintileler filmlerini dansla sürdürmeyi seviyordu. Hintliler dramı türkler kadar sevmiyor demek ki.
Böyle filmler bana çok düşünmeden hayatını yaşayan insanların nadiren de olsa kaldığı inancını veriyor. Kimsenin başkalarının küçük hareketlerine takılmadığı, dudak bükmesine darılmadığı, küçük olaylardan büyük anlamlar çıkarmadığı aslında her şeyin ilkel düzeyde yaşandığı bir hayat.
Pek benlik değil açıkçası. Biz düşünen varlıklarız. Hem doğruyu söylemek gerekirse bu tarz senaryolar sinemanın gelişmediğinin göstergesidir.
Peki ben neden bunu sevdim?
Hayatıma nasıl uygulayabilirim?
Bunu neden uygulamalıyım?
Bu soruların cevapları hep aşağıda, şu yapmaya değer bölüm yazısının altında!
Yapmaya değer
Neden ihtiyaç var?
Çünkü tıpkı nükteli yaşama sırlarında olduğu gibi fark ettim ki hayatta zararı faydasından çok olan bazı düşünceleri hayatından silip atarsan, işte o zaman hayat daha çekilebilir bir yer oluyor. Bu aynı şey gibi, Büyük iş adamlarının dolaplarında yalnızca bir takım kıyafetin olması ve her sabah onu giymesi gibi.
NO NEED TO THİNK ABOUT İT.
Tabi ki her türlü kriteri silip atın demiyorum. Sadece bir arkadaşınızı, bir akrabanızı severken zorlanıyorsanız sizi zorlayan düşüncelerinizi çöpe atın ve sadece onun iyi yanlarını görün.
Yaşamınız için de bir örnek vereyim: Eğer yanlış bir yola sapıp farklı bir yoldan gideceğiniz yere vardıysanız giden dakikaların size verdiği bilgiye iyi tarafından bakın: Yeni bir yol keşfettiniz!
Günün filmi: Bommarillu
Yukarıda anlattığım şeylere güzel bir örnek bu film. Hatta klişeleri içerisinde ayrılan bir başyapıt bile denebilir. Hayır ölmeden önce izleyin diyemem fakat eğer siz de filmlerde gösterilen insan ilişkilerinin fazla düz mantık olduğunu düşünüyor ve aslında karmaşık olan bu yapının göz ardı edildiğini düşünüyorsanız bu filmi izleyin.
Bommarillu iki sene evvel izlediğim ilk Telugu filmiydi. Aşina olduğumuz Hintçe ingilizce karışımı yerine saf bambaşka bir dil konuşan hintlile karşılaşmak başta ilginç hissettirdi. Ama merak etmeyin hemen alışılıyor çünkü hint filmlerinin ortak paydası olan film müziklerine çekilen klipler dahil çoğu şey aynı.
Sıra geldi Bommarillunun klişelerden beslenen konusuna:
"Babama bisiklet almasını istedim ve ertesi gün babam bana motor aldı. "
Aşırı korumacı ve otoriter bir babanın tek oğlu olan Siddu evde uslu bir evlatken geceleri dışarıda içki içip babasına küfür eden isyankar bir gençtir. Babasının hayatı boyunca tüm kararlarını vermesinden bıkmıştır ve evleneceği kimseyi kendisi seçmeye karar verir.
Bu sırada çok farklı bir kızla tanışır ve ona ilk görüşte vurulur.
Ailesine söylediği yalanlar derken işler karışır. Film sizi alır bambaşka bir çatışmanın içine sokar. Bazen hayatınızı bazen kendinizi sorgularken ikilinin enerjisiyle film ilerler.
Bu filmi 2 sene evvel izlemiştim. Hala daha ablamla ara sıra Bommarillu filminin beklenenin aksine bizde ne kadar etki bıraktığını konuşuruz. Yani gerçekten izlemeye değer bir film.
NOT:
Çekim: Eski türk filmlerini andırıyor.
Senaryo: Nükteli anlatımlı patlamalı duygu yüklü bir senaryo. İyi bir gözlemci yazmış o kesin.
Sonuç: Teknik ne kadar kötüyse film o kadar iyiydi.
Dediklerimin sayılı hali:
YAPIM YILI :2006
IMDB :8.3

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder