7 Ağustos 2016 Pazar

Blog Korkularım #3 ~Başörtü hikayem

Merhaba!
Kendimi blogu kurduğum ilk zamanlarda gibi hissediyorum. Kimse yok... Tek başına ne kadar saçmalayabilirsen saçmalıyorsun... Yaz...vb.
Tek farkı o zamanlar her bir ziyaretçi o gün mutlu olmama yetiyor, giderek artan yorum sayılarıyla şenleniyordum.
Şimdi o bile yok. Takipçi kaybediyorum onun yerine.
Noldu ya? Ben mi boşladım? Yoksa siz mi tatildesiniz?


Çünkü geçen yıl bu ay o kadar çok kişi vardı ki blogger'da! Bu sene herkes bir mayışmış... Gerçi bu sene ile geçen sene o kadar farklı ki! Demek ki devlet karıştı (şükür toparlanıyor), halk toparlanamadı. Sonuçla 40 yıllık kazık kolay yenmiyor.

Yalnız bu mıyışma dediğim şey şu yazımdaki gibi mi?

Şu ana kadar yazdıklarım başlığa sahip olmasalar da aynı şekilde bu yazının formatında olmasalar da ilk blog korkum maddesiydi.

Diğerlerinin aksine çözülemeyecek şeyler değiller. Biliyorsunuz geyiğe her zaman varım ister blogtan ister başka Sns hesaplarından. Çekinmeyin!! Takipçilere olan sevgi duygusunu azıcık unuttum böylelikle özlem gideririz.

2. Blogger insan mı? Hata yapar mı?

Yaparmış shjhdsjhd
Niye düzeltmiyorlar ya kimse mi görmedi oradaki "izleenecek bloglar" yazısını

Blogger o kadar mı boş?

Normal hayatta olsa karşımdakinin giydiği şeyin rengini arkama döndüğümde sorsalar hatırlayamam. Blogta işler değişiyor demek ki. 
Düzelmiyor, Korkuyorum.

(Bu da formata uygunluk için yazılmış bir maddedir. Tabii ki "izleenecek" kelimesi beni korkutmuyor. Daha çok eğlendiriyor diyebiliriz.)

Ve asıl maddeye gelebiliriz. Blog ziyaretçilerimin azlığından yararlanılmış bir fırsat.

3. Önyargıları kıramamak


Ben ailemin en özgüvenli çocuğuyum. Yani bizim ailemize bakışta genel kanı bu şekilde. Fakat bir çok kişi böyle düşünmesine rağmen asında ben sadece kızkardeşlerimde gördüğüm problemi yapmıyor, bu davranışta pot kırmamaya çalışıyorum. Yani özgüven konusunda oyuncunun tekiyim. Ama ne demişler, kimi taklit edersen ona dönüşürsün. Ben de özgüvenli insanları taklit ediyorum ve sanırım bu konuda bir hayli yol aldım. En azından öyle düşünüyordum.


Geçen gün son yayınladığım yazıyı yazarken ve yazmadan önce ne kadar zorlandım bilemezsiniz. Çünkü blogumda daha dini kimliğimi belirtmemiştim. Dolayısıyla nasıl bir tepki alacağımı hiç bilmiyordum. İçimden bir ses daha erken olduğunu söylüyor, diğeri ise beni dininden utanmakla suçluyordu. Yine de sevdiğim islami kitapları yazmaki yayınlamak suç değil. Yazdım ve yayınladım.

38 kişi okudu. En azından blogger öyle söylüyor. Yorum yok. Fakat bu sonuçların nedeni yazdığım yazının konusu değil de yukarıda belirttiğim mayışma sanırsam. Yani mutsuz değilim.


Endişeliyim.


Neden böyleyim? Aslında kendime neyin var şeklinde kızmayı 7. sınıfta bıraktım. Çünkü ben kendimi bilmiyorsam kim bilecekti. Kendimi kandırmanın bi işlevi yoktu. Şimdi, kendimi kandırdığım en büyük sırrımı bu kadar az kişinin okumasından güç alarak buraya yazıyorum.


Önyargılarımın beni 1 yıl gereksizce strese soktuğu anımı yazacağım.



Ortaokulumu FETÖ'nün bir kurumunda tamamladım. 2013 yılı son senemin ilk dönemiydi. Dolayısıyla anneannemin uyarıları ikazları bir arada okula gider, okulumu severdim. Kim sevmedi ki?

Onlar kadar kaliteli okullar yoktu piyasada. Bana ders başarılarımın yanında satranç hobimi geliştirecek imkan sağlamıştı. Olay şöyle:


Bir gün 1, 2 ve 3.sınıfta(başka okuldaydım) bana satrancı öğreten hocam bizim okula geldi. BEN ŞOK!
İlk bir hafta gerçekten o mu diye gözlem yaptım. Gözlem bildiğiniz gibi gözlemlediğiniz kişiden kaçmanızı gerekli görüyor dolayısıyla hocayla karşılaşmaktansa tüm okulu dolanmayı tercih ediyordum. Bana bu aklı veren kardeşime teşekkürler...

Bir hafta derken 1 ay koşuşturmaca gibi geçmişti. Artık yorulmuş ve ilk stresli zamanlarımı başlatmış, sırtıma ilk yükümü kendi aptallığımla almıştım.


Sonra nasıl oldu hatırlamıyorum ama bir şekilde hocayı merdivende durdurup "Beni hatırlıyor musunuz?" dedim ve olay burdan gelişti.


Artık satranç takımındaydım.


Pek sevgili satranç hocam takımı şimdiden kurmuştu. 5 kişiydik. Her zamanki gibi tek kızdım. Hayır hayır 5 kişi arasında değil. Bebelerin de olduğu tüm satranç takımında yedeklerle beraber tek kızdım.
(Bu arada kız olmanın tüm madalyaları toplamak olduğu gerçeğini de yükü azıcık hafifletiyor)

O zamanlar satrançta büyük bir gerileme yaşamış olduğumu fark ettim. Geçen 4 yılda benden küçüklerin beni ezdiği döneme gelmişiz ve benim bundan haberim yokmuş.


Her neyse acısıyla tatlısıyla satranç turnuvaları da atlatılıyordu ama benim şöyle bir problemim çıktı.

Hocam her ne kadar dindar bir okulda hoca olsa da biliyordum ki dinini yaşamakta pasifti. Servise baktığımda da bebe erkek çocukları görüyordum ki bu çocukların namaz kılmak için bir zorunlulukları yoktu.


Ama benim vardı. O sıralar alışmış ve elimden geldiğince kazaya bırakmamaya çalışıyordum.
Peki ben 3 maç yapılıp 8 saat süren bu turnuvalarda öğlen namazımı nasıl kılacaktım?

Eyüboğlu kolejini bilir misiniz? Her yıl satranç turnuvası düzenleyen iyi bir kurumdur. Fakat işte bu okulda mescit olup olmadığından şüpheliydim. Ben de yanımda seyahat seccadesi getirdim. Ve tüm okulu dolaştım. Ama mescit yok!

Namaz kılabileceğim mescid benzeri bir yer bile yok. Sonra temizlenmekte olan fakat yarım kalmış bir sınıfa girdim sıraların arasında görünmeyecek bir biçimde namazımı kıldım. İlk özgüven zincirimi bu konuda kırmış olduğumu düşünüyordum ki sonradan fark ettim, ben namaz kıldığımı söylemeye utanıyordum. Tıpkı bu blogta bu konuyu bu kadar sık dile getirmediğim gibi.

Yani utanmak değil de ne gerek var şeklinde geçiştiriyordum. Gerçekten çok sevdiğim, hocamın da beni çok sevdiğini bildiğim bir durumda hocama bu sorunumu açamıyordum. Ama durun bitmedi!! 

7.Sınıf en yakın arkadaşımın bana tatlı bir baskı yaptığı vakitti. Namazlarımı kılıyordum elhamdülillah. İkizim 6 ay önce başını örtmüştü. Herkesçe ortak görüş: Sıra bendeydi. 

Tabi ki kimse zorlamıyordu yani zorlasalar da onları anlayabiliyordum çünkü Kuran-ı kerimde açıkça nur suresi 31.ayette belirtilmiş:

"Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar." Ayretin devamı var isteyenler bakabilir :)

Benim de aklımda örtünmek vardı ama karşıt engelleyici unsurlar da çoktu(en azından beynimde).

Allah affetsin bana bir gün önce tüm saçlarımı görebilen insanların bir gün sonra göremiyor olmaları düşüncesi korkunç geliyor, insanların nasıl düşüneceklerini onlardan da daha çok düşünüyor bocalıyordum.

Bunu da en çok satranç turnuvasına giderkenki o uzun yolda yapıyordum.

"Turnuvalara başörtülü girilebiliyor mudur?"
"Okullardaki sistem gibi başörtümü çıkarıp mı turnuvaya girmeliyim?"
"Ama bu durum biraz absürt değil mi?"
"Dışarıda başörtülüsün içeride değil."
"Okula da böyle girmiyor muyduk niye bunu yadırgamamışım?"
vb

Böylelikle aklım bir hayli karıştı ve sorularıma cevabımı kendim bulmaya karar verdim ve bu sorularımı kimseye açmadım. Çünkü ben de biliyordum ki küçücük bir satranç için başımı örtmemem aşırı absürt ve utanç vericiydi.

Sonra bir "çözüm" yolu buldum.

Satranç kariyerime son verdiğim gün başımı örtecektim. Oturdum gün hesapladım. 8 sınıf benim için kaçış olacaktı. Sınav yılım olduğunu öne sürerek satranç kariyerime son verecek istediğim gibi bir birey olacaktım. 
Son turnuvanın olduğu zaman hazıranın başı gibiydi. Dolayısıyla okulun son haftası bunun için müsaitti.
Böylelikle en yakın arkadaşıma haziranda başımı örteceğime dair söz verdim ve yaptım da.

Bir zinciri daha üstü kapalı bir biçimde kırdım. 

Aslında bu yazıyı yazarak da açık olarak bir zincir kırdım. Bloguma kendimi tanıttım. Artık zincirler tamamen kırılacak. Bu eziklik psikolojisinden, toplum baskısı altında kendi baskımdan kurtulacağım.

Merhaba Ben Rana :) Sizi zaten tanıyorum.

3. blog korku maddemi yazmış ve tam olarak o anda kırmış bulunuyorum.

Hani bana alkış? Yorumlardan alkışları alabilirim. 

Sağlıcakla kalın!!!

20 yorum:

  1. Satranç becerin, aldığın madalyalar ve kırdığın zincirler için şak şak şak şak (alkış sesi :D)

    YanıtlaSil
  2. Hi Rana :p
    Söyleyecek bir şeyim yok ama "hey okudum, burdaydım yani" temalı bir yorum bırakayım dedim.
    Kitap paylaşımlarına yorum gelmemesi normaldir aslında, sonuçta herkes okumuş olmuyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamm! Ne iyi yaptın da sevindirdin beni :)
      Kitap yazıları konusunda haklısın ya ben de kendi kendime kızyor üzülüyordum :)

      Sil
  3. Çəkinmədən özünü olduğu kimi tanıtmaq hər zaman insanlar üçün bir az qorxulu gəlir. Bəs birdən məni olduğum kimi qəbul etməsələr deyə düşünür. Xüsusilə də bloggerlər arasında olan bir şeydir. Çünki çoxumuz nə şəklimizi/resmimizi göstəririk, nə də səsimizi tam eşidən var. Biz sadəcə yazırıq.Ancaq özünü tanıtmaqla bağlı heç narahat olma. Biz görünüşümüzdən də çox yazılarımızda varıq. Yazılarımız, yazılardakı hadisələrə, kitablara, musiqiyə, dünyaya münasibətimiz yəni tam olaraq necə insan olduğumuz blog yazılarımızdan da bəllidir. Bu azalma kimi birşeylər məndə də var. Ancaq blog sevər, bloggerlər oxuyur. Normalda izləyici olan yazmayan tərəflər məndə də keçən ilə nisbətdə azalıb. Məncə bu tip insanlar da var ki, yenilik olduğu üçün gəlib sonra həvəsi qaçıb geiblər. Ancaq biz normal, nə istədiyini bilən oxucu üçün burdayıq. Onlar da gec-tez sənin blogu da tapar. Heç narahat olma. ;) Fighting ! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazmak... Haklısın biz yazarak var oluyoruz ve gerçekleri yazmayacaksak biz olmanın anlamı yok :)
      Saydığın tip insanlar evet var onları da severim ama sizin gibi daimi takipçilerin yeri başka oluyormuş.

      Yalnız söylemeden geçemeyeceğim, yazını bizim türkçeye çevirirken çok eğlendim ve en çok Narahat kelimesini beğendim. ne güzelmiş öyle! Fakat şu Bəs kelimesini tam çözemedim." Ya" anlamına mı geliyor?

      Yorumun için çok teşekkürler nana! Yazılarını okumak bazen benim için zor olsa da ben de emin ol senin bloga uğruyorum ama az yazıyosun sen ya! :)

      Sil
    2. Demə Ranao mən bu yazı yayımlamada çox geridə qalıram, az-az yazıb bitirmədiyimçün paylaşa bilmədiyim nə qədər yazılar, mimlər var bir bilsən.. Bəs sözünün tərcüməsini mən də deyə bilmirəm amma. O.o məsələn ingilis dilində- How are u? ya cavab fine. sonra da And you deyilir ha bax ordakı and tərcümədə bizdə bəs olur. Sizdə Ya -ya uyğun gəlirmiş yazdıqdan sonra beynimdə oturdu Ya sözü uyğundur. :D

      Sil
    3. Kolay gelsin bende de birkaç mim sorunu var..
      Kelimeyi anladım ben 👍🏻👍🏻 için rahat olsun
      Burada tanıdığım insanlar sayesinde gitmek istediğim ülkelerde azerbaycan ve endonezya ilk sıralara kadar yükseldi😻

      Sil
  4. Öncelikle merhabalar Rana.
    Bloggera kayıt olduğumdan bu yana ilk tanıdığım bloglardan birisin.
    Fazla vaktim olmadığından buraya sıklıkla uğrayıp 'merhaba' deyip kaleminden düşenleri okuyamasam da, şu an açıkçası mutluyum. Çünkü şu an fırsat buldum. Ve seni biraz daha tanıdım. Ortaokul yılları insanın gerek arkadaşlarından gördükleri, gerekse aile çevresinden gördükleriyle kararlarında ikilemde kaldığı, çevresinde ki insanların fikir ve eleştirikerini fazlaca aklına taktığından bazı hususlarda geri planda kaldığı yıldır. En azından kişi şeyler için benim açımdan böyle olmuştu. İçinden gelenleri olduğun gibi aktarıp, kalemine ve diline dökebiliyorsan, dahası yaşantına -gördüğüm kadarıyla bunu yapabiliyorsun- senin açından oldukça sevindim. Kimileri net üzerinde bile bu denli özgür olamıyor maalesef. Satranç konusunda sevdiğin bir dal olduğunu anladım, dilerim vakit buldukça devam ettiriyorsundur. Ettirmelisin de bana kalırsa. İnsan yapmak istediklerine set çekmemeli. Okurken gülümseyerek okudum yazını, zira demek istediklerini kaleminle buluştuman inan çok güzel, umarım hepte buluşturursun. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabaa! Vay be ilklerdenmişim👯
      Ortaokulu güzel tanımlamışsın👏🏻
      Seni ve daha pek çok okuyucumu daha mutlu edebilmemi kalemimin güçlülüğüne değil de yaşadıklarımın duygu güçlülüğüne bağlı olduğunu düşünüyorum ve bu durum beni o kadar mutlu ediyor ki hep böyle hayatımdan karelerle sizleri mutlu, kendimi ise düzgün bir birey olma yolunda ilerlemiş bulmak istiyorum :)
      Yalnız İnterneti de hafife almamak gerek. Burada resmen yeni bir kimlik alıyorsun ve tanıtırken dikkatli olman gerekiyor belki de olduğundan daha çok..? Ya da hala toplum baskısının kırıntıları bana böyle diyor :P

      Aslında bundan 4 ay öncesine kadar satrançta bıraktığımdan beri oynadığım maç sayısı bir elin parmaklarını geçemezdi. Sonra şaşırtıcı bir olay oldu ve okulumuzda ilk defa satranç turnuvası düzenlendi. Ortaokul yıllarımda yenemediğim bir çocuğu yenerek 3. Oldum dediğin gibi hiçbir hobiye set çekilmemeliymiş özlediğim sahalara olabildiğimce geri döneceğim öneri için çok teşekkürler 🤗
      Seni blogumda görmek çok güzeldi yine beklerim! Her zaman olduğu gibi ;)

      Sil
  5. River ve Nana, yorumlarınız için çok çok teşekkür ederim. Şu an dışarıdayım dolayısıyla cevaplayabilmem biraz zor. Eve gidince ayrı ayrı cevaplayacağım görüşmek üzereee!

    YanıtlaSil
  6. Blogger nedense bu sene çok boş. Kimse yok. Ne bir yazı yazan var ne okuyan. Ne oldu ben de bilmiyorum.
    Din konusuna gelirsek, din benim hayatımda asla utanacağım ya da başkasını yargılayacağım bir konu değil. Sonuçta Allah hepimize irade vermiş isteyen istediğini yapar. Beni namazım, dinim ya da başka bir şeyim için yargılayacak bir insan hiç olmasın daha iyi. Ayrıca burası senin blogun. İstediğini yazabillirsin, seni bu halinle sevmeyeceklerse hiç sevmesinler daha iyi. Öyle değil mi?
    Ama şunu da söylemeden edemeyeceğim ki din konusunda ,bilmiyorum sana baskı yapan var mı yok mu, ama bence asla başkaları senden bir şey beklediği için bir şeyi yapma. HAtta hayatın her yerinde, başkalarının beklediği için ya da yorumları için, elalem için bir şeyi yapma, yapacaksan bırakma. Özgüvenli ol ve dilediğin gibi yaşa. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diyorum devlet karıştı bloggera yansıdı ejjdjfj
      Evet haklısın burası benim blogum ama şeytan diyor ki onlar da senin okuyucun sksjjdjd
      Haklısın zorla güzellik olmaz :) ama bende dediğim gibi zorla değil de biraz hatırlatma gibi bir şey oldu o arkadaşımdan Allah razı osun sayesinde o saçma çözüm yolunu aramaya başladım yoksa bana bıraksan neler yapardım Allah bilir skdjjdj

      Özgüven önemli tabii💕

      Sil
  7. Evet bu aralar buralar çok sessiz , bence herkes tatilde . Ben 7 ve 8. sınıfa giderken namaz kılmak için gizli bir yer vardı -yani yasaktı - bizde orda kılıyorduk , gizliydi güya ama herkes biliyordu . Tesettür konusunda da ben 5. sınıfa giderken tesettüre girdim ve -malesef- çok kötü tepkiler aldım ama benim özgüvenim tesettür ile geldi . Okulda bir öğretmen -8 de iken - beni okul çıkışı tesettürlü gördü o zamanda sonrada bana taktı , çok garip insanları böyle değerlendirmek çok saçma heleki kendine öğretmen diyen biri için .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten son 30 yıldır bu ülke b,r dram yaşadı, inşallah bizim çocuklarımıza dünya çok daha güzel bir yer olur.
      8.Sınıf küçük bir kıza koskoca hoca neden taksın hiç akıl karı değil! Neler yaşadık böyle. Okula girdiğimizde ilk uğradığımız yerler tuvaletlerdi. Allah'tan artık her şey çok dah rahat çok şükür.

      Sil
  8. Ben de bir blog yazıyorum ve ben de kapalıyım ve evet ben de dini kişiliğimi bunun içine katmadan yazılar yazıyorum. Ama bunu yapmaktaki amacım çekincelerim olması ya da utanmam değil. Her ne kadar öyle olmaması gerekse de insanlar bizleri yargılamayı seviyor ve düşüncelerimizi bile kendilerince yorumlamayı seviyorlar. Ama din konusunda karşıt görüşlü olduğum biri bile olsa benim fikirlerime saygı duymalı. Bence bunun için de öncelikle beni, bana karşı bir önyargı beslemeden önce tamamen nötrken beni dinlemeli. Eğer fikirlerimi bilip bana saygı duyduktan sonra ve daha sonra kapalı olduğumu öğrenip bana değişik bakacaksa bu onun kendi hatası olur. Ben de istedim ki kimse ne adımı ne sanımı ne de görüşümü bilsinler. Önce fikirlerime saygı duysunlar ve sonra asıl kim olduğumu öğrensinler. Hem belki de bu saçma önyargılarını kırmalarına yardımcı olur. Bu düşüncelerimden hareketle bunları yaptım ve bunları da bir yorum olarak yazmak istedim.
    Allah'a emanet olun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Ben bunu biraz daha havalı olmayan bir yöntemle yaptım fakat lütfen beni yargılamayın ve sadece toyluğuma verin :) Hayatı yeni yeni öğreniyor olmak bir dert ama öğrenmemekten iyidir değil mi! :) Şimdi yalnızca 5-6 ay önce yazılmış şu yazıya bakarak bile ne kadar olgunlaştığımı fark ediyorum. Yorumunuz için teşekkür ederim.

      Sil
    2. Yanlış aktardığımdan dolayı çok özür dilerim. Ben aslında kendi yaşadığım şeyleri düşüncelerimi aktarmak istemiştim. Kesinlikle sizi yargılamak, kusur aramak gibi bir düşüncem yoktu, olamaz da zaten haddim değil çünkü. Ayrıca yine de böyle hissetmiş olmanız doğaldır. Ben yine yanlış aktardığım için özür dilerim.
      Asıl ben teşekkür ederim. Allah'a emanet olun.

      Sil
    3. Yoyoyoyo😹 Komik oldu şimdi. Sanırım bunun nedeni şu zamana kadar hiç böyle tasdikleyen bir yorum almamış olmam😄 Bünye alışık değil böyle yorumlara yanlış anlayıvermişim

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...