Filistin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Filistin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2017 Pazar

Mescidi Aksa'ya Mektup

Aslında bu mektubu başka zaman yayınlayacaktım ama sanırım şimdi tam vakti #FİLİSTİNGÜÇLÜKAL!



Sevgili Kudüs,

Son zamanlarda İsrail havalimanında gibiyim. Bilinçsizce bekletiliyorum, ulaşamıyorum sana. Sorular soruluyor, cevap verirsem susturulacağım. Belki de bu yüzden yazamadım ilk anda sana. Ne sana ne de Filistin sokaklarına. Affet beni, affet.

Sen kanlanınca her yer kan gölüne döndü diyorlar. Etrafıma bakmaya çalışıyorum, sonra hemen çocukluktan kalma bir refleksle gözlerimi kapatıyorum. Beni kan tutuyor. Evet evet, bu yüzden.

Dünya savaşı haritalarının değişim özelliğini taşıyan tek yer Filistin sanki. Günden güne sessizce siliniyor yazılar, siliniyor sınırlar, siliniyor insanlar. Geriye kalan tek şey Kudüs ve ben onu göremiyorum!

Gözlerini kapa, dedi annem. Hayal et, dedi. Tabelalardaki nefret söylemlerini değil, sokaklardaki ümit dolu duvar yazılarını hayal et. Milyonlarca liraya evlerini terk etmeyen, koca yürekli Kudüs insanlarını hayal et. Mescidi Aksa’nın yanındaki Kubbet-üs Sahra'nın altın sarısı kubbesinin güneş gibi seni aydınlatmasına izin ver.

Gözlerimi kapadım. Caddelerin bile din ile anıldığı bu labirent misali sokaklarda, kendimi çıkmazda buldum. Acımasız olduklarını bile bile Yahudi sokaklarına giriyorum anne. Burada insanlar nefreti erdem, intikamı üç öğün yenen bir yemek sanıyorlar. 

Kadın askerler geliyor yanıma. Durdurdukları, sorguladıkları insanlara yaptıkları yargısız infaz ile şiddeti, aslında en çok bana yapıyorlar. Korkuyorum.
Neler oluyor böyle! Soykırımlar unutulursa tekrar edecekti, unutturmadılar fakat bizzat kendileri tekrar ettiriyorlar!

Yıllardır okuduğum kitapları, izlediğim filmleri düşünüyorum. Ya Rabbim, bu insanlar Almanya’nın kamplarında toplu halde kıyıma uğrayanlar olamaz! Olsaydılar kıymazlardı bunca cana. Kıymamalıydılar. Tabi ya, insan çabuk unutan günahkâr bir varlıktır. Şimdi anlıyorum, mazlum Yahudi edebiyatının bittiği yermiş İsrail. Yahudi filmlerine, siyonistlerin güçlü silahlarına döktüğüm her gözyaşı için şimdi çok pişmanım.

Vurulmuşum kollarımdan silahlarıyla. Kırık kolumu saracak gücü bile kendimde bulamıyorum. Halbuki o gücü bir bulabilsem, elime bir kalem de ben alabilsem, direneceğim onlara karşı. Bir şiir, bir film, bir fotoğraf… Meğerse dünyanın en güçlü silahlarıymış.

Bir şeyler yapmalıyım! Yapmalıyım ama kendimi iş çıkışı gereksiz kontrollerden geçirilen Filistinli gibi hissediyorum. Ben kırılmıyorum, hayallerim kırılıyor. Ne yaparsam yapayım maaşımın ancak üçte birini vereceklermiş gibi hissediyorum.

Allah’tan ümit kesilmez! 

Allah yürü ya kulum, diyor. Bense emeklemeden koşmayı, yaşamadan cennet'i istiyorum. Allah’ım ilk önce beni ıslah et!


Ey Kudüs! Geçmişte Mekke’ye uzaktın, mabedinin adı Mescid-i Aksa oldu. Şimdi birkaç saate varabileceğim kadar yakınsın fakat seni yakın diye nitelendiremiyorum. Hayır, bu uzaklık aramızdaki dağlardan değil, bilinçsiz kalmış gönlümden bahsediyorum!

Müslümanların ilk kıblesi dedim, peygamberimizin Miraç’a yükseldiği yer dedim fakat sana evim diyemedim. Eğer evim demiş olsaydım selam sabah vermeden, elinde masum insanların kanıyla kapından girenlere en çok tepkiyi benim göstermem gerekirdi. Yapmadım, yapamadım… Affet beni Allah'ım, affet! Kanla savunulmuş sokaklara giremiyorum. Bir şeyler yapmadıkça buna kendimi layık hissetmiyorum.

Ey Kudüs! Bir gün Allah’ın izniyle güçlü bir kalemle Mescid-i Aksa’da iki rekat namaz kılacağım! O zaman beni ne bir korku alacak ne de bir ümitsizlik. Ve savaş bittiğinde İslam aleminin sessizliğini değil birleşmiş bir ümmetin varlığını hatırlayacaksın!


Kalbinin kilidini Kudüs’e teslim etmişlerden biri…

Filistin ile ilgili başka yazılarım için:


ASK İSRAELS

18 Aralık 2016 Pazar

Ask İsraels

Artık Dünya'nın neresinde bir çocuk ölse orası Gazze'dir 
Bir bebek bir yaşına girerken ağzında emzik değil, kurşun taşıyorsa orası gazzedir. 
Yağmur bir futbol sahasında çocuğun atacağı golleri yutmak için sırada beklerken, çocuğun çelimsiz vücudunu kurşun yağmurları yutuyorsa orası Gazze'dir. 
Çocuk bir varilin arkasına sığınmaya çalışırken kurşun önce saklanıp, çocuk kafasını uzattığı anda sobeliyorsa orası Gazze'dir. 
Artık Dünya'nın neresinde bir çocuk ölse orası Gazze'dir 
Gazze, çocukların öldüğü yerlerin adıdır bundan böyle. 
Bir çocuk sıtmayla, tüberkülozla, yüksek ateşle ve daha bilmem hangi hastalıkla ölürse ölsün, öldüğü yer neresi olaursa olsun, biz oraya Gazze diyeceğiz.
TARIK TUFAN 
Kitap ismi: "Bir Adam Girdi Şehre Koşarak 
( Yasin suresi-20)"

Geçenlerde okuduğum bir kitaptan alıntı ile başlamak istedim yazıma, 100 yıllık bir yarayla. Galiba bu yazıyı bugün yazmamın asıl nedeni 6. yılına girecek olan bir başka yara, bir başka ümmet coğrafyası: Halep.
Başka coğrafya fakat aynısından sipariş edilmiş gibi. Katliam.
21.yy teknoloji devrindeyiz derken ne demeye çalışıyoruz?
Ne bekliyoruz?
Saray Bosna'da, Avrupanın ortasında 20.yüzyılın son demlerinde 3 yıl süren bir soykırım oldu. Kimseden ses çıkmadı.Avrupa'da. Avrupa hani Avrupa.
Kimden ne istiyoruz ki. 


Neyse asıl konumuza dönelim. Yakınmanın, Kınamanın, lanetlemenin bir yararı yok. Bu Dünya'nın bizden acil olarak istediği şey çok çalışmak. 
Ben de sizlere bu yazımda anlatacağım yararlı bir Youtube kanalı ile faydalı olayım dedim.

ASK İSRAELS

Ask israels, 56.000 gibi kendinden beklenilenden çok daha az bir takipçi sayısına sahip olan, izleyicilerden gelen soruları israil halkına sorarak sokak ropörtajı niteliğinde videolar hazırlayan bir video kanalıdır.

Oluşması:
Kanalın sahibi yaptığı bir ropörtaj projesinde(tez gibi bir şey galiba) çektiği videoları youtube'a koyar, videolar yoğun ilgi görünce de kanal sahibi youtube'a yönelir ve daha fazla ropörtaj çekip  ASK İsraels kanalı oluşur.

Yani adam resmen milleti ile para kazanmaya başlamış. Bizdeki Orkun misali fakat daha tehlikelisi. 
Ne de olsa adamlar Dünya siyaseti yapıyorlar. 

Şimdi bu videoları neden beğeniyorum anlatayım:

  • Farklı bir dil, farlı bir din sizi karşılıyor.
  • Yıllarca itilip kakılmış bir tabaka var karşınızda ve içlerinden safları ayıklamaya çalışıyorsunuz. Fakat maalesef ki pek masum değiller.
  • İsrail halkını tanıyarak bu tür olaylara objektif bakabilmeye başlıyorsunuz.
  • İnsanların yetiştirilişinin beyin yapısına olan etkisini gözlemleyebiliyorsunuz.

Eğer filistinli olsaydınız ne yapardınız? 
Sizce hükümet nerede yanlış yapıyor?

Videolarında 2 farklı dil konuşuluyor: İbranice ve İngilizce. İbranice her yazının ingilizce çevirisi var bu nedenle rahatlıkla videoları anlayabiliyorsunuz. Maalesef ki henüz türkçe altyazılı videolara rastlamadım.



Kanal genelde haftada 1 yeni video yayınlıyor fakat zaten 3-5 videosunu izlerseniz diğerlerine bakmanıza gerek kalmıyor. Çünkü bir süre sonra toplumun özellikleri kendini tekrar etmeye başlıyor. Verilen cevaplar, konuşan insanlar, yaşantılar ve artık aşina olduğunuz ibranice.

Daha subjektif bir betimleme yaparsam:
Toplumun bağnazlığı, empati yoksunluğu, kini ve daha nice sayamadığım özellikleri.

Hayır hayır. Değişmelerini beklemiyorum. Ne de olsa halk aynı halk.
"Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Ra'd 11 -ayetin bir kısmı-) 
Böyle dedim diye videoları önyargılı bir şekilde izlemeyiniz. Çünkü ben olabildikçe objektif bir şekilde izledim. İzlerken en çok şaşkın suratım askıda kaldı. Bu suratı uzun süre yapmak insanı yoruyor. Şaşırmaya bile alışıyorsunuz.
Benden bu kadar. Şimdi de siz söyleyin bakalım en çok neye şaşırdınız.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...