blogger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blogger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mayıs 2016 Cuma

Blog korkularım #2 ~ İçimde kalıcaktı.

Merhabalar! Yeni bir blog korkularım yazısı ile sizlerleyim.

Nedir bu yazılar?

Blog korkularım adlı yazılarım, Blogger'da beni ürküten, saçma olan, neden olduğunu bilemediğim olayları sizlere anlatarak dertleştiğim bir yazı silsilesi. Gerçi daha o kadar çoğalmadılar şu an ikincisini yazıyorum fakat inşallah ileride o da olacak.

O zaman anlam veremediğim durumlar konusunda beni aydınlatmanız dileğiyle, iyi okumalar!

1)Mobilde önizleme yapamıyor olmam


Bilmiyoeum sizlerde oluyor mu olmuyor mu fakat blogumu açtığım ilk haftadan sonra ne zaman telefondan yazı yazsam ve önizlemesine baksam şu görüntüyle karşılaştım:


7.sınıftan beri bimcelliyim bi yerimde eksiklik hissetmiyorum B)

Blogu açtıktan bir hafta sonra diyorum çünkü bir yanım o zamanlar bu özelliğin çalıştığını, kodları bilmeden kurcaladığım zamanlar bir şeyler yaptığımı söylüyor. Hafızam da belli ölçüde bu düşünceyi destekliyor. Fakat ben hafızama fazla güvenmem. Daha geçen gün tarihte beni yazılı kağıdımla başbaşa bıraktı ne güvenicem!

Sizde de böyle bir durumun oluştuğu oluyor mu?

2)Yayınlandıktan çok sonra kontrol panelinde görüntülenmesi

Yine blogu ilk açtığım dönemler blogda saat ayarlama diye bir seçeneğin olduğunu bilmiyor, yazılarımı amerika saatine göre ayarlıyordum. Nasıl mı? Tam hatırlamıyorum fakat yazılarımı gece 12'de yayınlar, kontrol paneline sabah 7 de gelmesini sağlardım. Evet kendime cahilce işkence ettiğim uzun bir dönem vardı.

Kontrol panelini bilmeyenler için açıklama: Blogger'ların blog yazılarını takip ettikleri yer.

Önüme gelene açtığım bloglar sjksjs(özellikle de ablama)

Sonradan bir blogda(Allah razı olsun-kim olduğunu hatırlamıyorum.) şu saat şeysi nedeniyle bu durumun oluştuğunu öğrendim ve o gün bugündür rahattım. Rahattım. Birkaç haftadır yine aynı sorunlar olmasaydı.

Anlamıyorum ki! Saat de doğru neden yazılarım yayınladıktan 2-3 saat sonra yazı kontrol paneline geliyor? Sizde de böyle oluyor mu? 

Bence bu kadar blog derdi yeterli. Kafanızı şişirmek istemem. Am şunu söylemeliyim ki benim dertlerim kesinlikle bunlar değil. Bunlara alışalı bir sene oluyor :) Blogla yaşamayı dolayısıyla da bu durumlarla karşılaşmaya alıştım. Benim derdim başka. Bunları dinleseniz ne fark edecek! Ben içimden geldiği gibi yazmış olduğum bir yazı ile dertleşmek istiyorum. Hatta dertleşmek değil de ben anlatıyım hep beraber şunun bi analizini yapalım. Hem o kadar yazmışım içimde kalmasın.

Peki neyin analizini?

Bundan 3-4 hafta önce ergenliğimin ve fen liseli bir herbivor olmam dolayısıyla dünyanın sonu gibi feryat etme psikolojimi.

"Bir önceki yazılım kötü geçti. Ondan önceki de kötü geçmişti. Öbürkünden de kötü bekliyorum ama sanırım diğerlerinden daha çok sarsılıcam. Ee çünkü herkesinki(!) kötü geçmiş. Ondan öncekileri hatırlamıyorum bile. Hatırladığım iyi geçen bir iki tanesi dışında kayda değer bir beklenti içerisinde değilim.
Bu durum kalbimi ağrıtıyor.
Her şey bir zincirleme halinde.
Yazılım kötü geldi. Ee nolcak? Dünya'nın sonu mu? Bi şey olmaz yani bi sonrakine düzeltirim. Geçen dönem de böyle demiştin biliyorsun ki daha kötü geldi. Ee nolur ki bu dönem böyle gelse!? Bi şey olmaz ama beynim dinlemiyor. Diyor ki giderek boşluğa düşüyorsun. Toparlanamayacak gibi değil ama işte cevapsız sorularla karşılaşıyorsun."

Bir şeyleri yazmak ağzından çıkanlara kesin mühür getirmekmiş. Bu yazıyı yaklaşık bir ay önce 2 saat boyunca yatakta sönüp sessizce ağlamaya çalışan (sessizce de hiç tadı çıkmıyor bea) sonunda da beyaz sayfaları depresif moduyla kirleten biri tarafından yazıldı. Sonra nasıl oldu da sonlandırdı hatırlamıyorum fakat bunun ani gerçekleştiği kesin. Ergenlik bu olsa gerek.

Bi de bu yazıları gören sanıcak ki bu kız her yazılıdan 30 40 almış. Elhamdülillah ki almamış. Fakat kınadığım başıma gelmiş. Kimi kınamış da başına gelmiş! Ne yani düşük alıcam diye yüksek alan tayfayı insan hiç kafaya takar mı, başına geleceğinden korkmadan kınar mı, ne gereksiz! Yine de bazen insanın kınadığının başına gelmesi düşük almasından daha çok üzebiliyor insanı. Çok Şükür ki o insanlar kadar düşmemeyi başarıyor insan ve kime kötü geçtiğini söylediyse gidip helalleşebiliyor. (Derde bak(!) dünyanın en gereksiz üzüntüsü.)

Sonuçta: Kötü geçtiğini düşündüğüm sınavlardan iyi, hatta birkaç tanesi dışında baya iyi almışım.

Noluyor böyle? Nedir bu karamsarlık? Allah'tan ümit kesilmeyeceğini bile bile neden lades olmak?

Ergenlik...Her şey bu kelime altına sığınılabilir mi? 15-16 yaşındaki bir insanın yaptığı her şey affedilebilir mi? Ona günah değil mi? O daha çocuk mu? Daha mı az cezalandırılacak? Ergenlikle yetişkinlik arasındaki tek fark tecrübesizlik mi?

Son cümlelerim bana değil. Okuluma. Haksızlıklara. Karşı çıkmak isteyip yapamadıklarıma. Yalan söyleyen hocalara, bilmeyen ergenlere. Bu kadar küçük durumlara karşı çıkamıyorsam gelecekte haksızlığa nasıl karşı çıkacağıma. Gerçi ergenlerle uğraşmak normal insanlarla uğraşmaktan çok daha zor, sizce de değil mi?

14 Mayıs 2016 Cumartesi

Mim #24: ?¿BLOG¿?

Nee nasııl nedeen, nee zaman nerde kim, oyunbaz sorulaar bunlar beynimizi mıncıklar!
(lütfen ritimle söyleyiniz. Beni bir deli olarak görmenizi istemem.)

Bu şarkı çocukluğumun 5N 1K deme şekli. Belki de benim. Beynim mıncıklanarak iflas etmek zorunda kaldı. Nedeni de Blogun 5N1K röportajı -mimi.
 Beynine hacize gelicekler az sonra benim hemen uyumam lazım o yüzden hep bu saçmalamalar.. Yoksa sıcaklar çarptı değil ya da okul geçmedi üstümden. İyiyim, sormanız yeter :)

O zaman umarım siz de iyisinizdir diyerek mimime başlıyorum. 
Haydi Bismillah.
Blogun 5N1K röportajın Hoşgeldinizz!!
(Bu röportaj oldukça gizlidir. Her yerde bulamazsınız. Çünkü kolay kolay kimse bu yazıyı yayınlamaz. )


1- Yakın çevrenizdeki insanlara blogunuzdan bahsediyor musunuz?

Bahsetmekten çekinmem. Hatta konuşma arasında konuda blogtan söz etmem gerekirse konuyu bir açarım bir daha da beni susturamazsınız, o kadar çok seviyorum blogumu :) Yakın arkadaşlarımdan biri ile -kendisi biraz çekingen bir arkadaştır- yakınlaşmak için 2 saat aralıksız konuşmak zorunda kalmıştım. Başta biraz zorlanmış olsam da blog hemen imdadıma yetişmişti. Ve bu uzun konuşmanın  ardından arkadaşın dilini açmış, zafer benim olmuştu ama kız blogun her bir ayrıntısını öğrenmişti sjskjssk. 

Sonuç olarak bir insanlar yeni tanışmış olsam bile sohbet arasında blog ile ilgili bir şey söyleyeceksem bahsediyorum. Blog yazmak benim için gizlediğim bir durum değil. Zaten gizli bir şey de yazmıyorum. Bazı bloggerların oldukça az bir insan kitlesine blog yazdıklarını söylediklerini öğrenince çok şaşırmıştım. Daha sonraları çoğu kişinin böyle olduğunu öğredim ve......404 not found......

2- Neden blog yazıyorsun?

Hmm...Bir süre önce hobilerimin hepsinin tüketmek olduğunu keşfettim. Anime izliyordum...Nokta. Kore dizisi izliyordum. Buna da nokta. Kore sayfalarında birkaç ay adminlik yapmıştım. Genelde evde yatıyor ve gecelere kadar telefonumu elimden düşürmüyordum. Fakat sonucunda elimde somut elde tutulabilir bir yarar elde etmiş olmuyordum. Bu durum bana bir şeyler katmıyordu.

Sonra blogger'ı keşfettim. Baktım bütün uğraşlar uzayda kaybolmayabiliyormuş. (Gerçi uzayda hiçbir şey kaybolmuyor ama çaktırmayın.) Kitleye seslenmenin güzel yolları varmış. Blablala. Bir gün Makoto'yla yazı yazalım dedik. Blablabla Kore Japon yapımlarını tanıtalım dedik. Blablabla. Yaptık. Blablabla. Bunları zaten sizle yaşadık anlatmama gerek yok sanırım yazılardan da görebilirsiniz :D

3- İlk ve son yazınız arasında ne tür bir farklılık görüyorsunuz?

Eski defterleri açmasak? Fakat çok istiyorsanız şunu söyleyebilirim ki:
İlk yazım Ürkeklik ile Tutunamama korkusundaki biri tarafından yazılmış.


Son yazım -ki bu şimdiki yazım oluyor- ise onu olduğu gibi kabul eden bir topluluğa yazıyor olma rahatlığında... Biraz fazla rahat. Bu bir sorun. Fakat güncellenecektir.

4- Blogun normal yaşantınıza ne gibi katkıları oldu?

Annemin dediğine göre hitap yeteneğim gelişmiş. Ama bence bu bi hakaret. Ne biliyim şu an bile kendimi o kadar kötü ifade ediyorum ki... Gelişen yeteneğimin şu anki durumda olması demek, geçmişteki becerimin ne kadar kötü olduğunu belirtir.

Blogun bana Kattıkları:
İyi yanı olarak konuşmamın hızlandığını ve daha pratik konuşabildiğimi söyleyebiliriz. Kötü yanı olarak da cümlelerimi toparlayamamaya başladım. Yani blog bana çok düşünmeyi ve az şeyi çok çeşitli cümle ile ifade edebilmeyi öğretti. Dolayısıyla kafamda karışık olan cümleleri toparlayamamaya başladım. Eski tutarlılığım yavaş yavaş kayboluyor. Hadi Hayırlısı...

Hep kendimi ifade etmemden bahsettim. Onun dışında blog bana kendime değer vermeyi öğretti. Zamanımı planlamaya başlamamı sağladı. Özellikle de geçen yazdaki yazı yayınlama aralığım takdir edilesiydi doğrusu. Ah yine o günleri görebilsek... İnşallah... Coming soon.

5- Yakın arkadaşlarınıza blog yazmayı önerir misiniz?

Yok, artık önermekten dilimde tüy kalmadı! Onların da başlarında et kalmadı yedim bitirdim hepsini ;) 
Bu nedenle karar verdim. Taktik değiştiriyorum!
1-2-3 Ready ACTİON!
Önermem. Sakın ha yapmasınlar sonra blogger çöker felan Mazallah. Ellerine yapışır çok bağlanırlar. Asla bloggerda takılmasınlar. Zaten o ne öyle?! Boş iş! Gereksiz bir yer, kim uğraşıcak ki o kadar yazı yazmaya, düzenlemeye? Bide bunun takipçisi var osu var busu var. Boşverin siz derslerinize bakın sosyallikten ölün felan sonra tenefüs aralarında görüşürüz.

(Bana söylenilen onca cümlenin toparlanmış halidir. Açıkçası sitem etmenin de zamanı gelmişti.)

Allah bilir şimdi de yapmayın dedim diye biri açar. Ben de 5 yıl sonra popüler olunca öğrenirim. Dram, gerilim. İMDB puanı: 0.1 
Senaryo da hazır. Bi tek oynaması kaldı. Buradan onlara sesleniyorum-ki bu yakın arkadaş kavramını tüm arkadaşlarımla da değiştirebiliriz- Oyuncu alımı vardır. Nasıl olsa bu devirde senaryoların kalitesine bakılmıyor. Birkaç klişe sahne ile gişe rekorları kırarız bence.

Ha bi de şey diyorlar:
Onun modası geçmedi mi ya? 2009da felan ünlüydü o. Yaw arkadaş zaten şunun şurasında yaşayacağımız yıl miktarı azıcık bi şey. Bırakın da moda bana ayak uydursun. Hem o zamanlar ateş ile su oynamaktan blogu tanıyacak vaktim yoktu. Mutlu bir çocuktum.

6-Hangi kaynaklardan ilham alıyorsunuz?

 Özellikle bir isim vermeyeceğim fakat gördüğüm her şeyden çok etkilenen bir insanım. Okuduğum bir kitaptan(bkz at kafası) Ya da bir olaydan. Haliyle özenilecek insan dolu.İlham kaynağım da dolayısıyla açık kaynaklar oluyor. Olabildiğince bir şeyler kapmaya çalışıyoruz fakat istesem de özendiğim insalar gibi yazamıyor, çizemiyorum. Zaten iki insan aynı olsaydı birine gerek kalmazdı. Bu nedenle herkes kendiyken güzel :) İlhamınız hayatınız olsun. Kimse sizin yaşadığınızı yaşamamıştır bu hayatta. Emin olun. 

Bu arada bu yazım tarzını kimde görmüşsen bana da söyle de içim rahatlasın. Bazen kendimi çok yalnız hissediyorum. Bu kadar saçmalamaya çalışıp beceremeyen tek insan mıyım diye.

7- Diğer blog sahipleriyle iyi iletişim kurabiliyor musunuz?

Bunu diğerlerine sormak lazım. İyi iletişim kurabiliyor muyum? Hatta şöyle yapalım. Ben size "Nasıl tanırdınız?" sorusunu yöneltiyorum. Siz de yorum yapacaksanız -ki yapmanızı çok isterim- soruya cevap ile başlayın yorumlarınıza.

Fakat kendimi eleştirmem gerekirse, yorum yapın diye tutturuyorum fakat ben de başka bloglara yorum yapmakta üşenebiliyorum-ki bu çok sık oluyor- Belki de hayata bir tepkimdir bu üşengeçliğim bilmiyorum. Size bir tepki değil bunu bilin :)

8- Bloggerda rahatsız olduğunuz bir konu var mı?

Her bi şeyde kusur ararsak çok şey buluruz. Bunun yerine gülümseyin geçin. Şahsen ben öyle yapıyorum. Bloglar konusunda rahatsız olduğum bir konu varsa ve ben haklıysam zaten bu diğer bloggerlar tarafından da fark ediliyor ve haliyle dile getiriliyor. Bu nedenle sorun yaşamıyorum. Fakat eğer ki yalnızca ben yakınıyorsam genelde nefsimdendir diyerek susuyorum. Bardak taşana kadar.

Son olarak bir soru da ben eklemek istiyorum.

9-Yazılarını ne olarak görüyorsun?

Evet ifade etme özürlüsü bir soruyu ancak bu kadar güzel sorabilir... Demek istediğim, Yazdığın yazıları ne olarak görüyor olman. Bir yazı? Çiziktirme? Gelecek? Deneme? geçim kaynağı? Eğlence? Saçmalama?

Benim cevabım: Geleceğe bir mektup. Başlangıcı(hayali kafamdaki) da şöyle olan bir mektup:

Kendime çeki düzen vermem gerektiğini anlamamamı sağlayan mim, geleceğe bir mektup olarak seni buraya koyuyorum. Lütfen gelecekte bir gün beni kahkahalarla güldür ^^

6 Şubat 2016 Cumartesi

Blog korkularım #1

Şu blog ile ilgili beni korkutan bazı şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunlar o kadar fazlalaştı ki sizlere anlatmadan duramıycam. Gizemi severim ama gerçek hayatta değil. Ve bu olaylar beni o kadar ürkütüyor ki !

1. Tıklanma sayı rekoru kıran post

Evet bu yazı rekoru son 8 aydır elinde tutuyor ve bırakacak gibi değil. Günlük blog görüntülenme sayılarını incelerken günde tıklanan sayısının yarısının bu yazıya gelmesi tesadüf mü?

Yazı için tıklamayınız. Ne yani daha çok tıklansın da merakımdan çatlıyım mı?


KORKUYORUM! Ve Bu korkumu yazıya son 4 aydır yorum yazan ilk arkadaşa bu yorumumla olabildiğince açıklamaya çalıştım:

2. Yazıyı yayınladığım anda beni +1'leyen dost


Google+'a kaydolduğumdan beri yazılarımı +1'leyen gizli bir fanım var. Bu gizli şahsı ne kadar sevdiğim kelimelerle anlatamam. İlk beğenilerimi hep kendisi yapar ve şu zamana kadar birinci mevkiden aşağı adımını atmadı. Bir nevi sponsorum gibi. 

24 Eylül 2015 Perşembe

☆★☆《 DUYURU 》 : Senpai'den !! (HIATUS) ★☆★

Merhaba blogumuzun ziyaretcisi. 

Nasilsin ? 

Senin icin cok sugoi olmayan haberlerim var ...


Amerikada okulum yaklasik 2 haftadir baslamis durumda ve ben okula hem gec basladigim icin, hem en ust seviye siniflari sectigim icin su siralar zor zamanlar geciriyorum ... 

Bloga 'ugramayi' geçtim, 20 dkk bi anime bile izleyemiyorum ... Lüks gibi bisey oldu ; 3; // 

Hayranlarim. Fan clubim. Beni affedin. Sizi seviyorum. ♥


Ama Senpainiz yaklasik 1-2 ay bloga cok ugrayamayabilir ... 

Beni anladiginiza kalpten inanaraktan hepinize guzel bir yeni okul dönemi diliyorum ! 

BENI UNUTANI DÖVERIM. TAAAMMI. 


- Makoto Senpai 

23 Eylül 2015 Çarşamba

Mim #17: Blogger Life ≪Editor:L.A.≫

Selaam! Banghwang'ın bizi mimlemesiyle geldikk!

Başlığa yorum: İlk mimimizdeki gibi editor little agashis yazacaktım ama uzun olur dedim. Little agashis artık bir Los Angeles :"D

[Senpai'den Not : Çok uzulerek belirtmek isterim ki, uzun bir sure post yayinlayamayacagim. 



Amerikada okul basladi ve benim yetismem gereken cok sey var. 2 haftadir ne drama ne anime izliyorum ... 

Sorry ; 3; ] 



1) Blogger denince aklınıza gelen 3 şey nedir?

Azim, mutluluk, kore


Neden azim diye sorabilirsiniz. Çünkü kendime verdiğim bir söz yüzünden yaz boyu 2 güne 1 yazı yetiştirmek için var gücümle çalıştım. 3 günü geçirdiğim az zaman oldu. Bu azim gerektirmez de ne gerektirir!

Cidden yoruldum ama deydi. Sizlerle tanıştım, eğlendim yeni bilgiler öğrendim. Sarangheyo yedılaa!

Anime ♡ Kore ♡ Kendimi Ifade Etme



Blig yazarken asil kisiligimi ortaya cikardigima inaniyorum ve genellikle Anime-Kore tarzi yazdigim icin ~~

8 Ağustos 2015 Cumartesi

Ne Mi Yapiyorum ? ÇOK SEY ... deeeermisim ...

Merhabalar blogumuzun muhtesem ziyaretcisi. 

Beni hatirladin mi ? Tabisi de ifit. 

Su anda ruhsal ve bedensel olarak UNITED STATES OF AMERICA da bulunmaktayim. Ya da direk Amerika ; 3; . 

Neden uzun zamandir hiç bir sey yazmiyorum ? Ne sen sor. Ne de ben soyliyim. 

4 Ağustos 2015 Salı

Bu bir Teşekkür yazısıdır.

Bu zamana kadar pek çok şey atlattık diyerek klasik bir başlangıç yapmayacağım zaten atlattığımız bir şey de yok :D Sadece tıklanma sayımızın 10.000 olması gözüme o kadar hoş göründü ki bundan bir yayın yapayım dedim.(Kinu'nun konuşmaları da etkilemedi değil) Hem bu sırada da blog dünyasında tanışma şansı yakaladığım takipçilerime ve bloggerlara (tanışma sırasıyla) teşekkür ve sevgilerimi gönderiyim.
Sırasına göre yapmam gerekirse ilk önce nasıl oldu valla ben de hatırlamıyorum fakat Asya fan blogger'ının iki fenomeni: Kuronuma sawoko ve Nabrut ile karşılaştım. Bloglarındaki yazılar o kadar özgündü ki blog dünyasına ısınmamı sağladılar bu nedenle onlara çok minnettarım.
Yine de blog açma isteğim onların sayesinde olduğunu düşünmüyorum. Aslında neden açmak istediğimi hatırlamıyorum bile!

Sonra, tabii ki canım ikizimin yobosu-.- Makoto ile devam ediyorum. Her ne kadar şu sıralar bloga giremese de biricik yol arkadaşım olan ve şu anda Washington'da havalara uçmakla meşgul olan Makotoya sonsuz sevgilerimi gönderiyorum.
Sarangheyo çinguya!
*Mr. güneş gözlüklü emoji-san*

7 Haziran 2015 Pazar

Yazın blogger tembelliği

Okul zamanlarında hep bloga yazı yazmak için yaz tatilini beklerdim. Çünkü yazın istediğim gibi yazabilecek rahatça postumun son detaylarını tamamlayabilecektim. Ama işte yaz geldi. Peki ben ne yapıyorum: boş boş vakt geçiriyor, bloga girebilecekken hakkımı girmemekten yana kullanıyorum. Peki neden???

Ama şunu söylemeliyim ki bunu tek yapan ben değilim. Farkettim ki pek çok blogger kışın 2 günde bir yazı yayınlarken şimdi haftada 1 anca yayınlıyorlar. Açıkçası başta şaşırdım. Ama sonra gizemi çözdüm.

Blog aslında insanın kaçacak bir yer bulamadığında  içini kolayca dökebildiği, yazdıkça rahatladığı, zevk aldığı bir yerdi. Yani kışın onca dert, kısacası ders arasında boğulurken blog bize nefes almamız için şnoker görevi görüyordu. Bu nedenle kışın her fırsatta bloga girmek için can atıyordum.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...