Peki onlar gerçekten özel ve güzel mi?
Geçen gün evde çorap aradım.
Ama cidden aradım yani yeni yıkanmış çorap kokan her odada bulundum.
Küçüklüğümden beri görmeye aşina olduğum eskimiş çorapları elimle itip asıl güzel olanlarla küçük bir mülakat yaptım.
Kimisi renginden, kimisi dikişinden ödün vermişti.
Kısacası çorapların derdi benden de çoktu.
Düşündüm, Allah aşkına bu eve kaç yıldır düzgün çorap girmiyordu?!
Aslında çoraplar konusunda bu kadar garip(vurdum duymaz) bir aile olduğumuzu ilk defa geçen sene yurtta kalırken fark ettim. Bir insan hangi çorabın kendisine ait olduğunu bilmez mi yahu? İşte ben bilemiyordum. Çünkü ortada duran o çorap benim çorabım olmasa bile ikizimin ya da ablamın olabilirdi. Ve çorap çoraptı çok da önemli değildi. Sırf bu nedenle yanlışlıkla oda arkadaşımın çok çorabını çalmışımdır. Sağolsun asla kötüye yormadı :D
Ablam bir keresinde demişti ki:
"İnsan sabah güzel bir çorap giyerse güne güzel başlıyor."*
*Şimdi yalan olmasın tam bu cümleyi söylememişti ama buna benzer bir şeydi.
O zamandan beri en büyük hayalim gerçekten benimsediğim güzel bir çorap giymek.
Aslında bu hayalimi gerçekleştirebilmek benim için oldukça kolay bir şey fakat güzel çoraplar benden oldukça uzaktır. Bir kere güzel nedir ki? Ben oldukça düz mantık bir insanımdır ve benim için güzel çorap her türlü kıyafetle giyebileceğimdir.
Sırf bu nedenle asla renkli çorap almam. Ya siyah ya da beyaz alır ve giyerim. Bazen çok nadir -ablam renkli şık bir çora almışsa ve de benim kıyafetlerimle denk gelmiş ve çoraba uyum sağlamışsa- o zaman bu güzel çorap uyumu hayalim gerçekleşir. Ama dediğim gibi, siyah-beyaz ile bu denk gelme olayları fazla yaşanamıyor.
Bugün Pendik'e gittim, ortaokul arkadaşlarımla buluşmaya. Biraz da erken gittim ki Bosnaya gitmeden önce ihtiyacım olan bütün eksikliklerimi gideriyim. Dolayısıyla buluşmadan önceki bir saatimi gezmeye adadım fakat "CANIM" arkadaşlarım kırtasiye malzemeleri dolu dünyaya dalarken ben de dükkanlarda çürüdüm. Sonuç olarak, çorap alamadım.
Sonra arkadaşlarla buluştuk. Öyle kocaman bir grup sayılmazdık ama gruptuk işte. VE BEN MİNİ ÇAPLI PENDİK GEZİMİZ SIRASINDA HERKESİ BEKLETEREK ÇORAP ALMAYA GİTTİM MUHAHAHAHHAHA.
Çok da iyi yapmışım. Evimiz güzel çorap gördü. Fakat o aceleyle yalnızca 3 çift çorap alabildim dolayısıyla normal insanlar gibi güzel çoraplarla yaşayabilmemiz için geriye 380447 çift daha güzel çoraba ihtiyacımız kaldı. (evdeki çorapların O kadar işe yaramaz olduğunu düşünüyordum.) Kısacası fail etmiştim.
Gezintiden miras kalan ayak ağrılarıma rağmen oturdum düşündüm. Ne yapabilirim. Sonradan aklıma 1 aydır yıkanmış ve asılmayı bekliyor olmasına rağmen unutulan(unutturulan :), odamın bir köşesinde kendi halinde kuruyan çamaşır sepeti geldi.
Evet gerçekten oldukça eşsizlerdi. EŞSİZ.
Yok arkadaş, bütün sepeti boşalttım yok. Üstünde çizgiler olduğuna emin olduğum fakat yıkanmaktan rengi solmuş bu nedenle hangi renk olduğunu kestiremediğim çorabın eşi yok!

