Peki ben bu yazıyı neden sizlere hatırlatıyor ve yazıma böyle bir giriş yapıyorum?
Çünkü başıma benzer, çok daha kötü bir olay geldi.
Yine eve giderken aktarma yapacağımız aracı beklemek yerine bu seneki oda arkadaşım Miss Ki ile Kadıköy'de kısa bir turu yapmaya karar verdik. Küçük bir tur olacaktı çünkü zamanımız geniş değildi ve bir elimde koca bir bavul vardı. Evet, Kadıköy'de elinde bavul ile gezen bir liseli görürseniz o benim.
Akmara(ünlü bir pasaj) doğru yürürken Miss Ki'ye uzun zamandır anketörlere rastlamadımdan ve bu durumun ne kadar ilginç olduğundan bahsettim. Dualarım kabul oldu diye espriler yaptım. O da beni onayladı yolumuza devam ettik. Her zamanki gibi büyük konuşmuşum...
Tam bu sırada iti an çomağı hazırla misali koca caddede adamın teki bizim yanımıza gelip:
"Küçük bir anketimiz var katılmak ister misiniz?" dedi.
Ben hemen bu tür olaylardan nasibimi almış bir şekilde "Hayır olmaz" dedim. Benim cevabım oldukça kesindi fakat Miss Ki "2 dk'lik bi şeyse neden olmasın" deyiverdi!!
Ben Miss Ki'yi ikna etmeye çalışırken adam anketin konusunu söyledi:
"Size deterjan koklatacağız buna göre anketimizi dolduracaksınız." dedi. Tabii ki garipsedik ne o öyle koklatma felan! Ben gitmek istediğimi yinelerken Miss Ki espiri yaptı, adama espri yaptı.
"Yalnız biz 16 yaşındayız ne anlarız ki deterjandan, siz en iyisi başka birine sorun" dedi. Adam da yaşımızı 36'ya büyültebileceğimizi, sorun olmayacağını, bizim bu anketi doldurmamız karşılığında 8 tl alacağını, bizim doldurmamıza ihtiyacı olduğunu, kesinlikle 8 dakikayı geçmeyeceğini söyledi.
8 dakika mı!! diye karşı çıkacakken adam, "Hemen şurada yapacağız anketi, ben sizin bavulunuzu oraya kadar taşıyım rahat edin" dedi.
Bavulu benim elimden almaya çalışırken izin vermedim ve gösterdiği yöne-iki mağaza arasında kalmış apartman dairesinin kapı önüne- doğru ilerledim. İki üç kişi vardı. Kısa bir sohbet ettiler. Sonra da adam bir üst kata çıkmamız gerektiğini söyledi.
Eee yetti artık dedim ve merdivenlere doğru gitmeye yeltenen Miss Ki'yi oradan çekip çıkardım. Yürü gidiyoruz dedim. O da bence de gidelim dedi ve gittik.
O zaman bu olay benim için büyük bir olay bile değildi. Gereksiz zaman kaybından kurtulmuştuk. Boşa vakitti! Neden yapacaktık ki!?
Tabii ki olaya yanlış taraftan bakabilmeyi başardım...
Hatta gözümde o kadar önemsiz bir olaydı ki , Yolculuğumuza normal bir şekilde devam edip kitabevinin satın alamayacağımız kitaplarına neşeli neşeli göz gezdirdik ardından da metro ile evlere dağıldık.
Şu yazımda cuma günlerinin(eve dönüş günleri) bizim için tam bir curcuna olduğundan bahsetmiştim. Hatta kısa bir alıntı ile sizlere yazının ana fikri vereyim:
Cuma günleri eve her gelişimde herkes bana, ben herkese bi şeyler anlatmak istiyorum! İzlediğim dizi olsun,duyduğum hikaye olsun hepsini! Ama hepsini anlatabiliyor muyum? Şanslıysam yada bana sıra gelirse. 3 kardeşin üçü de yurtlu olunca...İşte yine bu günlerden birini yaşıyordum. Gerçi bugün çarşamba fakat bildiğiniz gibi bağlamalı bir tatile giriyoruz, 4 gün!! Yurtluların neredeyse hepsi ailelerinin yanına döndü :)
Akşam yemeğinde oturduk konuşuyoruz. Ben hafızamı arayor tarıyor avaşça anlatacağım şeylerin sayısının tükendiğini fark ediyordum. Bu kısacık haftadaki önemli olayların hepsini anlatmıştım. Sıra gelmişti önemsizlere(!).
Ben de başladım anlatmaya... Bu önemsiz detarjan olayını...
Anlatırken olayların saçmalığı yavaşça beynime dank etti. Jeton yeni ve yanlış yerde düştü. Hatam yüzüme set çarptırıldı.
Anlatımım onlarca kez bağırışlarla kesildi. Annemler, neredeyse öldürüleceğimi, kaçırılacağımı, ucuz kurtulduğumu, bir daha kadıköye gidemeyeceğimi söylelerken katiyen yaptığım davranışlara alkış tutmadılar. Zaten annem ilk 5 dakika şoku atlatamadı. Sürekli aynı şeyi tekrar etti:
"Daha geçen hafta watsapp'ta böyle bir toplu mesaj gömüştüm. Yalandır diyerek geçmiştim" dedi ve tekrar dedi. Ardından zibilyon kere tekrar etti.
Sanırım yakında annemin tüm arkadaşları tarafından tanınacağım. Hatta 3.elden bilgi olarak sunulacağım. Eğer ki annenizin arkadaşının arkadaşının kızının başına böyle bir olay gelmiş şeklinde bir duyum alırsanız bilin ki o arkadaşının arkadaşının arkadaşı... kızı benim.
Change org'a düşmem an meselesi sjsksjsk
İşin şakası bir yana, annemlere beni hiç tebrik etmedikleri konusunda sitem ettikten hemen sonra odama çekilip Miss Ki'yi aradım. Olayların gerçek yüzünün neler olabileceğini, ucuz kurtulduğumuzdan bahsettim. Neredeyse giriyorduk dedim.
"Ama girmedik dedi." Artık sonumuz hayrolsun. Akıllanmayışımız nedeniyle gerçekleşecek bir başka kadıköy maceramda görüşmek üzere! Dua edin de bir sonraki bu kadar büyük bir olay olmasın. Allah hepimizi beladan musibetten korusun. Amin.

