26 Nisan 2015 Pazar

Bir Ikea Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakiri'nin Olağanüstü Yolculuğu

Aslında blogu açtığımda kitap tantımı yapmak aklımın ucundan bile geçmiyordu taa ki yeni blogları keşfedip kitap tanıtımlarından zevk alana kadar!
Evet pek çok blogdan gördüğüm güzel önerilerle yeni iki kitap aldım:Ikealı başlayan uzun isimli kitap ve japon bi yazar tarafından yazılmış yarım dünya!
Kendimle geçirdiğim uzunca bi munakaşadan sonra ilk olarak ikea dolabından başlamaya karar verdim.evet iste konusu ve yorumlarım:

Konusu:


Hint fakiri Ajatashatru(nasıl isterseniz öyle okuyun:) Ikea katoloğunda gördüğü çivili yatağı almak için hindistandan 1 günlüğüne Fransa'ya gelir. (Hindistan'da ikea yoktur ve en yakın ikea'nın fransada olduğunu sanmaktadır.)
Fransada Otele gidecek parası olmadığından geceyi IKEA da geçirmeye karar verir. Bu sırada seslerini duyduğu görevlilerden kaçmak için bir dolaba girer. Şansa bak ki dolap eski sezondadır ve yeni sezon geleceği icin degiştirilir.
Böylelikle dolap ingiltereye sevk edilmek üzere yola çıkmıştır.Ardından hint fakiri avrupa ve pek cok ülkeye yaptığı seyahatlerde hayatını değiştiren olaylarla karşılaşır.

Alıntılar:

Kitabın dilini yeri geldi çok beğendim yeri geldi çok ahlaksızca buldum ama bir arkadaşımın dediklerini dikkate alarak her kitabın bize çok az da olsa bi şeyler kattığını düşünüp devam ettim. Niye bu kadar karamsar başladım ki kitabın son 50 sayfasını hayranlıkla okuyan benim...
Neyse daha fazla uzatmadan sevdiğim yerlerden kesitlere başlıyorum.

İkea yı nasıl tanımlardınız? Yazar oldukça hoş bir biçimde tanımlamış bile:

"Mösyö İKEA, demokratik eğitimli batılı bir ülkeden gelen birinin en azından garip karşılayacağı bir ticari konsept geliştirmişti: Mağazasının zorunlu tavafı.
Yani müşteri eğer zemin kattaki selfservise ulaşmak istiyorsa, öncelikle ilk kata çıkmak, her biri birbirinden güzel birbirine komşu odalar,salonlar, mutfaklar arasından kıvrılarak ilerleyen o uçsuz bucaksız bir koridoru  arşınlmak, iştah uyandırıcı restoranın önünden geçmek, nihayet alışverişini gerçekleştirebilmek için yeniden satış bölümüne inmek zorundaydı.Özetle üç vida ve iki civata almaya gelmiş biri ancak dört saat sonra dayalı döşeli bir mutfak ve ağır hazım gücüyle ayrılabiliyordu.
Ayrıca çok ince düşünceli insanlar olan isveçliler, ziyaretçilerden birinin sürüden ayrılmak gibi fena bir fikpre kapılması ihtimaline karşı , takip edilmesi gereken yolu göstermek üzere zemine sarı bir hat çizmeyi de ihmal etmemişler.

Yazarın Avrupa'ya yaptığı göndermeler de çok hoştu:

Fransız cumhurbaşkanının adı Hollande'dı.Bak sen şu işe! Hollanda cumhurbaşkanının adı da Mösyö frans olmasındı, mesela?Çok garip insanlardı şu Avrupalılar.

Yeni arkadaşıyla radikal fikirleri uyuşmasa da, insanlara erdemin ve dinin klavuzluk etmesi gerktiğinde, bunun Batı dünyasının mustarip olduğu nokta olduğu konusunda hemfikirdiler 

Sonuçta diğer gezegenlerde din yoktu ve bunun sonucu da ortadaydı:
Dünya dışında hiçbir yerde hayat yoktu. Daha ne!

Spo!!!

Dediğim gibi kitabın son 50 sayfasını hızlıca bitirdim ama sondan tatmin oldum mu? Aslında evet ama Hayır. Yani tamam adam iyi bir insan olacağını söyledi ve kötülük yaptığı herkese para yolladi. Ama yani yaptığı onca dolandırıcılık sadece bi para yollamayla geçer mi! Hele marie ye ne demeli kadin resmen ahlaksiz ama ilk defa ilk askini buluyo peki yaptığı onca ahlaksizca davranisin cezasini çekiyo mu? Tabi ki hayir o yeni sevgilisi hintli *yazar* ile sefa sürüyor...
NEYSE! Bir Avrupalıdan ne kadar ahlak beklersin ki!(iyi Avrupalılar da var ama şu bir gerçek ki Avrupalılarin ahlak anlayışı bizden çok farklı)
Amaaa kitabı beğendim.-ne kadar uçlarda yaşıyorum bi kötülüyor bi övüyorum*-*-
Okuyun bi şey kaybetmezsiniz! Yorumlarınızı bekliyorumm!!!!!!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...