27 Şubat 2016 Cumartesi

Pi'nin Yaşamı

" Bu hikaye, Tanrıya İnanmanı sağlayacak"
dedi Pi ve hikaye başladı.
Fotoğraf bana aittir :)
Merhaba arkadaşlar. Bütün haftamın en değerli olayı bu kitabı okumuş, filmini de biricik ailem ile birlikte izlemiş olmam. Bu nedenle hafta bitmeden tanıtıyım dedim :)
Herkesin okuması-izlemesi gereken size önemli şeyler katabilecek kaliteli bir kitap. Yorumlamam aşağıda bu faslı o zaman yapalım. Şimdi konusu:

Tekrar yazmaya ne gerek var diyerek 1K sitesinden bir ekran görüntüsü aldım. Tam sayfa için tıktık.

Kitabı 2 günde bitirdim. Bazen sıkıcı bulduğum yerler oldu ama genel olarak nefes kesiciydi. Aynı arka kapaktaki alıntıdaki sözü söylemek istiyorum. Kitap "zekice işlenmiş şaşırtıcı ve dopdolu" ydu. Şaşırdığım, ürkütücu bulduğum cok yer oldu ama çoğunlukla hayran kaldım, hayret ettim. Bu arada artık en sevdiğim hayvan bengal kaplanı :)
Kitabın sonunu çok güzel olmamış diye düşünürken, kitaba başlarken okumaya üşendiğim-belki de spoiler almaktan korktuğum için görmezden geldiğim- yazarın notunu okudum ve her şeyin üzerine en büyük şoku o zaman yaşadım.

Alıntılarımı sitede görüntülemek için:

25 Şubat 2016 Perşembe

25 Şubat?? OH NO!?

Şimdi size kısa bir öykü anlatacağım. Bu öyküdeki bütün imgeler benzetmedir. Kimlerin kim olduğunu siz tahmin edin :)

Not: BUGÜNÜ SAÇMALAYABİLDİĞİN KADAR SAÇMALA GÜNÜ İLAN ETTIM. NE DE OLSA ÖNEMLİ BIR GÜN ;)

Hikayeyi okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız.

"

Kızım 2014 yılının mayıs ayında vakti gelmeden doğdu biz de 2015'in Şubatına kadar küvezde(!) baktık. Dışarıya pek yüzünü göstermedi, gösteremedi Ebeveyni olarak çok yeterli biri değildim. Daha olgunlaşmamıştım.

Sonra bu böyle olmayacak diyerekten yanıma dadı aldım. Bu dadı bebeğimle ilgilenirken bana o kadar destekçi oldu ki kendimi yeniden bir anne gibi hissettim. Güzelce baktı, mamasını yedirdi ve onu giydirdi süsledi.

Aslında giydirme ve süsleme işini kızım 5-6 aylıkken birlikte yaptık. O kadar güzel kıyafetler giydirdik ki sanki kızım yeniden doğmuştu. Giderek yaşıtlarına benzediğini fark ediyor, içten içe ebeveyni olarak duyduğum vicdan azabım hafifliyordu.

Dadımız bir süreliğine tatile çıkınca kızım da kendi ayakları üzerinde durabilmeye başlamıştı. Artık mamasını kendi yiyor, kıyafetlerini tek başına hallediyordu. En önemlisi de artık konuşabiliyordu.

Biliyor musunuz kızım artık bir yaşında!
"

Blogumu resmi olarak kullanmaya başlayalı tam bir yıl olmuş. VAY BE!
Şu bir yılda çok yol kat etti, ettik.

17 Şubat 2016 Çarşamba

Mucize ⎟Palacio

"Benim adım August. Size  nasıl göründüğümü anlatmayacağım. Aklınıza ne geliyorsa muhtemelen ondan daha kötü görünüyorum "
Dedi Auggie. Uzun bir süre evde aldığı eğitimden sonra ilk defa okula başlayacak olan sıradan-En azından kendisi öyle düşünüyor- bir 5. sınıf öğrencisi...

Alıntı 
Bu kitapta, hayatında her zaman sıradan olmayı dileyen fakat olamayan bir çocuğun hayatını ve en önemlisi de çevresindekilerin hayatla iç içe yoğrulmuş düşünce yapılarını göreceksiniz. Yazar Auggie'nin ablasından tutun eski oyun arkadaşına kadar her karakteri özenle ele alıyor yazar. Kısa ve öz bir biçimde.

İşte sıradan olamama nedeni: "Tüm o gözler pusulaydı, bense onların Kuzey Kutbu..."

Kitabı 1 gün saati içerisinde bitirdim. Hızlıca okunabilen bir kitap. Bunun nedeni hem yazı puntosunun büyük olması hem de pek çok boşluk olması.

13 Şubat 2016 Cumartesi

Neler oluyor #3 { GHS, Kartpostal}

Dönemin ilk dersi sevgili fizik hocamız 30 sayfalık bir kısmı bitirince haliyle okulun başladığının farkına vardık ve yaklaşık 21 gün süren tatilimiz sona erdi. Sona ererken yeni kararlar almamı da sağladı mesela artık kendimi dizilerden uzaklaştırıp kitaplara çeklemeye karar verdim ama şimdilik bu aramızda sır olsun, bir sonraki yazda açılacak bir sır...

Bu yazımın konusu bambaşka bir şey! Uzun zamandır takip ettiğim ve yakın zamanda kısa bir tanıtımını yaptığım gözlerini haramdan sakın kitabının imza gününe ve söyleşisine bilin bakalım kim gittti!!!!
Soldaki Merve Özcan pembeli de Ben ;) Ay ilk defa kendimi koyuyorum...
Evet benn!! Hem de ailemin bütün üyelerini toplayarak! İnanabiliyor musunuz İkizim bile geldi..
Herneyse işte gittik. Sirkeci Marmaray çıkışından 4-5 dakika yürüdükten sonra Timaş yayın şirketine ulaştık. İçeride 25-30 kişi vardı. O kadar heyecanlıydım ki heryere sırıtıyordum.

Size bir şey itiraf etmeliyim ki bu benim ilk kitap imzalatmamdı. Yani belki bir ihtimal daha önce imzalatmış olabilirim ama bilincinde değilmişimdir(nasıl bir kelime oldu bu ya?!). Özellikle sevdiğim bir yazarı tanıma şerefine ilk defa nail oldum!

Yaklaşık bir saat sürdü ve Merve abla kitabı ile ilgili sorulara cevap verdi. Ben ikinci solarak soru sorandım. Sorum da öyle özgün bir soru değildi. Bu kitabın kaçıncı denemesi olduğunu sordum.

Merve abla da bu kitabın 3. denemesi olduğunu, ilk defa 11.sınıfta yazmaya başladığını ve ilk kitabını o dönemde tamamladığını söyledi. Wattpad ile de bu dönemde tanışmış. Hadget arama yerine pek çok islami sözcük girse de birkaç amatör yapım kitap bulmak dışında pek bir şey bulamamış ve böylelikle bir kitap yazmaya karar vermiş.

Amacı gerçekten çok manalı. Sayesinde şu anda wattpad'de bu tarz yüzlerce kitap var. Bazıları giderek saçmalıyor olsa da genelde gerçekten güzel amaçlarla yazılmış birçok kitaplar var.

Arkadaki cami tadilattaydı anca bu bölgesini çekebildim...
Soru-cevab sonrası ise imza ritüellerine geçtik ve "Benden mutlu kim olabilir ki" durumunda olunca bütün ritüelleri yapmadan oradan ayrılmadım ve hepsini Merve ablaya zorla yaptırdım. GHS konulu fotoğraf çekimi mi dersiniz yoka GHS çerçeveli fotoğraf mı dersiniz artık. Hepsini yaptırdım ve her yeri imzalattım. Kısacası kendimden geçtim sjksjksj


Sonunda da ablamla ikizim dalga geçti... Ama ben eminim ki çok tatlıdım :DD

İşte bu kadaaar! Sonunda da ordan çıkıp az ilerideki Gülhane parkına gittik. Ayaklarımın ağrımasından, karnımın açlığından hayıflanırken yukarılara çıktık ve İstanbul manzarası bani adeta susturdu. Ağlayan bir bebeğe emzik vermek gibi bir şeydi. Tabii benim azım açık kaldı ve bir sürü fotoğraf çekildim. İster çayla ister GHS kitabımla!

Ardından da Marmaraya binmek için yola çıktık ama bu sefer ablamla ben diğerlerinden önden gittik. Çünkü bir bir isteğim daha vardı. Kartpostal alacaktım!

Peki neden?

Tuğçe adlı yeni bir bloggerla tanıştım. Kendisi dünyanın bir çok ülkesinden gerek kartpostal gerek de hediyeler almış bir postcrossing senpai'yı :D En son kartpostallaşma uygulamasını bloggerda bir adet haline getirmeye karar vermişti.


Fakat açıkçası hayatımda hiç kartpostal almamıştım ve sahip olduğumu da hiç sanmıyordum. Ben de bu nedenle bu kaçmaz fırsatı değerlendirerek dükkan dükkan kartpostal aradım. Kısa bir süre zarfında 6 tane İstanbul konulu kartpostal aldım. Şimdi asıl sorumdayım:

Kim benimle kartpostallaşmak ister?? Stoklar her an tükenebilir dikkat :D

9 Şubat 2016 Salı

"Rica ederim" sorunsalı

İnsanlar ekşi sözlüğün ismini duyunca yüzlerini buruşturup "orası mı" diyorlar. Aslında haklılar çünkü kuralları olmayan bir yer. Bu da insanı kötü hissettiriyor fakat bu özelliği insanı belli ölçüde özgürleştiriyor da. Böylelikle de insanlar gerçek düşüncelerini belirtebilme şansları oluyor.

İşte bu nedenle ben yeniden ekşi sözlüğü ziyaret ettim.
Ziyaret amacım mühim bir meseleydi. Uzun bir süredir kafama takılıp beni bunaltan, teşekkür edildiğinde 2-3 defa düşünüp cevap verdiğim için kötü duruma düşmeme neden olan mühim bir mesele.
Nedense Taek'i koymak istedim :)
Benim anlatımımdansa Ekşi sözlük kullanıcıları bu olayı sizlere kısaca özetleyecek iyi okumalar...

Teşekkür ederim'i duyduğumuzda verdiğimiz cevaptır: rica ederim.
Refleksmiş gibi yaparız bunu. ne nedenini ne anlamını düşünürüz. hapşu, çok yaşa hatta sen de gör diye devam eden diyalog gibi. sen de gör'ün bile bir anlamı var, çok yaşaya, rica etmeye göre. ben çok yaşıyayım, sen de bunu gör, dolayısıyla çokçok yaşayalım. hapşurunca neden çok yaşa diyorsak zaten.

+Teşekkür ederim.

-rica ederim.

Rica etmek bir talepse ne demek istiyoruz?

Rica, emirse amacımız ne?
Biz kimiz? Nerden gelip nereye gideriz?


Teşekkür edilince rica etmenin bir anlamı yoksa bundan sonraki hayatımızı nasıl devam ettireceğiz? Kendimizi bildik bileli rica ettik, ya bundan sonra ne olacak. Biri bize teşekkür edince öyle apışıp kalacak mıyız?  Ya da ne yapacağımızı bilmediğimizden aman teşekkür etmesinler diye kasacak mıyız hayatımızın kalan kısmında?? (Kafamda deli düşünceler)

Uzun bir süre bu konu hakkında düşündüm fakat rica ederime uydurabilecek bir kılıf bulamadım. Sonradan teşekkür ederim'e karşılık "bi şey değil" demeye başladım bu da biraz egoistçe geldi ben de soluğu burada aldım.

Teşekkür edilince rica ediliyorsa eğer şu birazdan yazacaklarımın kısası söylenir aslında. 'Rica ederim böyle şeyler söylemeyin'
'Rica ederim, lafı mı olur??' Teşekkür etmesinler diye kasmamıza gerek yok. İsteyen istediğine bolca teşekkür edebilir, özür de dileyebilir ama bu bambaşka bir konu. Lafın kısası kısaltılmışıdır söylenecek diğer cümlelerin 'rica ederim.'.

Bazıları bu tarz cümlelerle olayı hafifletmeye çalıştılar fakat benim gönlüm razı olmadı. Hala daha anlamlar yerine oturmamıştı.
Ancak sonra kurtarıcım beni bu zor yükten kurtardı.

Rica kelimesi; geri, zıt, ters gibi anlamlara gelen arapça kökenli rücû kelimesinden gelmektedir. dolayısıyla da rücû etmek de geri dönmek, vazgeçmek, iade etmek gibi anlamlara gelir. Bu yüzden de birisi teşekkür ettiğinde ona karşılık söylenen "rica ederim" cevabı aslında "ben size teşekkür ederim" ya da "aynı şekilde teşekkürünüzü size iade ediyorum" gibi anlamlar taşıyan bir kibarlık ve saygı göstergesidir.



Gizem çözüldü, dava sonlandı.


Mutluyum, mutlusun, mutluyuz!


Hoşçakalın!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...