Gözlerini haramdan sakın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gözlerini haramdan sakın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2017 Çarşamba

En etkileyici sahne?

Sizce herhangi bir eserdeki en etkileyici sahne nedir? İyilerin kazandığı kötülerin kaybettiği bir final sahnesi mi? Kore dizilerinden yola çıkarsak bunun cevabı kesinlikle hayır.

Peki ya çiftin birbirlerini resmi olarak sevdikleri ilk sahne mi? Yani confess(itiraf) mı? Tamamiyle kendi görüşüm: Hayır. Özellikle de Din algısı oturmamış ülkeler bu tür sahneleri karanlığa boğuyor.

İlk sahne mi? Bazen evet. Hatırlarsınız belki, bir dizi yorumlamıştım: Mask. İşte o dizinin beni en çok etkileyen sahnesi ilk sahnesiydi.
Bu nasıl bir başlangıçtır!
Dizinin ilk iki dakikasında ben şok, kadın şok yandaki adam ölü... Bir de uçurum kenarı...
Ben ful ekrandan çıkıp gerçekten 1.bölümü mü açmışım diye kontrol ediyorum.
(daha önce Big man dizisinde böyle bir hata yapmıştım da)
Teyit ettikten sonra derin bir nefes alıp tekrar oynata tıklıyorum.
Deli arıyor, kadın can havliyle açıyor.
Tabii Teklifi ve "önce ölmen gerek" şartını duyduktan sonra kadın daha bi şok haliyle.
Sonra olaylar geri sarılıyor.
Böylelikle dizi tam manası ile başlıyor.
Fakat genelde ilk sahneler bu kadar aksiyonlu ve etkileyici olmuyor. Özellikle de aile dizisi izliyorsanız dizi konuyu tam manasıyla kavratana kadar monotonluğun dibine vuracaktır. İşin daha kötü yanı da konuyu tam olarak anlamanız 10 bölümünüzü alacaktır.

Bu nedenle bana göre en etkileyici kısım burası değil. 

Bana göre bir eserdeki en etkileyici sahne bağırma, kavga sahnesidir. En azından ben bu tarz sahnelerde çok etkileniyorum. İster bir roman olsun ister bir dizi ister bir film...Bu sahneler her zaman iyi oluyor. 

Bu sahneler bazen dizilerdeki karakter aşklarını kuvvetlendiriyor. Bazen olayları çözüyor. Bazen başrollerin kişisel karakterlerini değiştirmelerine bile sebep olabiliyor. Başka hiçbir olay iki karakterin değişimini bu kadar gerçekçi kılamıyor.

Neyden mi bahsediyorum? Somut örnekler verelim o zaman.

İss pyar Ko Kya Naam Doon dizisine bakalım. Anlamadıysanız türkçesini söyleyeyim "BİR GARİP AŞK" Benim içinse annemin deliler gibi izlediği, ablamın şarkılarına vurulduğu, kuzenimin gülmekten gözlerini yaşartan dizi. 

Ve bana göre de bu dizi hiç fena değil. En sevdiğim video:


Heh işte bu hint dizisinde serinin 
%5i gelişen olaylarla(Kötü adam, mazlum kız,  yanlış anlayan bir odun)
%10'u dansla
%15'i başrol ikilinin kavgasıyla ve
%70'i bakışmayla geçiyor.

Bu yüzdelere sahip dizinin Kushi'nin oyuncusu bir röportajında şunu belirtiyor:

"Biz Arnav ve Kushi'nin kavga sahnelerini çekerken hiç zorlanmıyoruz. Fakat romantik sahneler bizi daha çok zorluyor."
Seyirciler gerçekten de ikili kavga sahnelerini bakışma sahnelerinden daha fazla seviyor ve oyuncular da daha başarılı oynuyor. Belki de insanın doğasında kavga etmek vardır he.
Bu yüzü her gördüğümde kadının ölüm tarihini hesaplıyorum. Resmen katil yüzlü be!

Romanlara dönelim. İki farklı örneğim var romanlarda. Birincisi: "Gözlerini haramdan sakın" kitabı.

Bilmeyenler için: GHS kitabının başkarakterleri tam olarak iki zıt kişiliktir. Biri sessiz diğeri hiç susmayan, biri ağırbaşlı diğeri heyecanlı, biri aşık diğeri daha ne olduğunu kendi bile anlayamamış, biri arsız biri mümin sjksjks

Kısacası kız çocuğun çevresinde pervane gibi dönüp durur bütün kitap. Sonra ne mi oldu? Birinci kitabın sonunda EVLENİRLER. 

İkinci kitap klişeleri zorlayarak yıkar. O mümin dediğim erkek öyle büyük bir hata yapar ki başrol kız aşık haliyle çocuğa BAĞIRIR, BAĞIRIR VE BAĞIRIR.

Ömer'e canını verebilecek kız şunu der: Ben Ömer'i bir kez kaybettim tekrar kaybedebilirim.

Betül çocuğu psikolojik olarak öldürür. Ben de sevinçten dört köşe olurum. Evet biraz sadistim.

İkinci örnekğim de bir web novel'den. Hintli bir arkadaşın kitabı. Severek okuyorum çünkü kitap bana shojo manganın yararlı hali gibi geliyor. KONU YOK, KARAKTERLER VAR, BİR DE DÜNYA BİR DE ALLAH. Bu tür romanlar yoğun olduğunuz dönemlerde sizlerin stresinizi alıp götürecek, sizi de bazen göklere çıkaracak bazense yerin dibine geçirecektir.

Geçen gün yeni bölüm güncellemesi ile zevkten dört köşe oldum. Çünkü sevmediğim başkarakter erkek artık bir ölü. Yani kızın beyninde Nihahahahha!

Olay: Anabya (Başrol kız ) gizli world dosyasını (Aslında günlüğü) Bir anda bilgisayarında bıraktığı yerden başka yere taşınmış halde bulur. Sinirlenir ve kimin ellediğini bulmaya çalışır. Annesi bilgisayarını hiç açmadığını ama komşularının bilgisayarı bozulduğu için ödünç verdiğini söyler. Kız da komşularına(Başrol erkek-Samaaz- ve kız kardeşi-Aaifa-) gider.Başrol erkeğin kız kardeşi ile konuşması:
Not: Aapi abla demek

.



THE SAME BROTHER WHO İS ABOUT TO GET KİLLED 😂

Devamı daha güzel. Anabya coşturuyor:

.


.


.


SHE BLOCEKED HİM😹 

İSTEYENLER İÇİN KİTAP LİNKİ: Blowed Over By The Broken

Hoşça Kalıın!
Not: Bu yazının yazılma amacı Temel ihtiyaç anlatma isteği yazısında gizilidir.


Yeppudaa'da azcık dolaştım. AŞIK OLDUM BU SAHNELERE!

 
 
 













5 Ağustos 2016 Cuma

Acemi Kitap dünyası ❲Öneriler #1❳

Bugün önyargı zincirimi kırarak bilgisayarımın başına geçtim. Sevdiğim bu acemi kitapları sizlerle tanıştırmak için tüm parmaklarımı seferber ettim. Gözlerim beni neredeyse uykuyla geride bırakacaktı. Yılmadım.
Kısacası gece gece tipimin dal po'dan aşağı kalır bir yanı yok sjskjs

Acemi kitap dünyasından önerilerle sizlerleyim. O zaman başlayalım.

Kitap Beyza adında 17 yaşında başörtülü bir kızın Yabancı bir ülkede yaşadığı olayları ve edindiği dostlukları anlatıyor. Olaylardan çok sizi duygu yönünden etkileyecek şeker bir kitap. 

Yazara (hem kalemine hem bilgisine) hayran kalacağınız, karakterlere aşık olacağınız, yok böyle bir masum aşk diyeceğiniz bir kitap. Finalinde mutluluktan ağlayacak kadar beni derinden etkilemiş olduğunu belirtmek isterim. 

13 Şubat 2016 Cumartesi

Neler oluyor #3 { GHS, Kartpostal}

Dönemin ilk dersi sevgili fizik hocamız 30 sayfalık bir kısmı bitirince haliyle okulun başladığının farkına vardık ve yaklaşık 21 gün süren tatilimiz sona erdi. Sona ererken yeni kararlar almamı da sağladı mesela artık kendimi dizilerden uzaklaştırıp kitaplara çeklemeye karar verdim ama şimdilik bu aramızda sır olsun, bir sonraki yazda açılacak bir sır...

Bu yazımın konusu bambaşka bir şey! Uzun zamandır takip ettiğim ve yakın zamanda kısa bir tanıtımını yaptığım gözlerini haramdan sakın kitabının imza gününe ve söyleşisine bilin bakalım kim gittti!!!!
Soldaki Merve Özcan pembeli de Ben ;) Ay ilk defa kendimi koyuyorum...
Evet benn!! Hem de ailemin bütün üyelerini toplayarak! İnanabiliyor musunuz İkizim bile geldi..
Herneyse işte gittik. Sirkeci Marmaray çıkışından 4-5 dakika yürüdükten sonra Timaş yayın şirketine ulaştık. İçeride 25-30 kişi vardı. O kadar heyecanlıydım ki heryere sırıtıyordum.

Size bir şey itiraf etmeliyim ki bu benim ilk kitap imzalatmamdı. Yani belki bir ihtimal daha önce imzalatmış olabilirim ama bilincinde değilmişimdir(nasıl bir kelime oldu bu ya?!). Özellikle sevdiğim bir yazarı tanıma şerefine ilk defa nail oldum!

Yaklaşık bir saat sürdü ve Merve abla kitabı ile ilgili sorulara cevap verdi. Ben ikinci solarak soru sorandım. Sorum da öyle özgün bir soru değildi. Bu kitabın kaçıncı denemesi olduğunu sordum.

Merve abla da bu kitabın 3. denemesi olduğunu, ilk defa 11.sınıfta yazmaya başladığını ve ilk kitabını o dönemde tamamladığını söyledi. Wattpad ile de bu dönemde tanışmış. Hadget arama yerine pek çok islami sözcük girse de birkaç amatör yapım kitap bulmak dışında pek bir şey bulamamış ve böylelikle bir kitap yazmaya karar vermiş.

Amacı gerçekten çok manalı. Sayesinde şu anda wattpad'de bu tarz yüzlerce kitap var. Bazıları giderek saçmalıyor olsa da genelde gerçekten güzel amaçlarla yazılmış birçok kitaplar var.

Arkadaki cami tadilattaydı anca bu bölgesini çekebildim...
Soru-cevab sonrası ise imza ritüellerine geçtik ve "Benden mutlu kim olabilir ki" durumunda olunca bütün ritüelleri yapmadan oradan ayrılmadım ve hepsini Merve ablaya zorla yaptırdım. GHS konulu fotoğraf çekimi mi dersiniz yoka GHS çerçeveli fotoğraf mı dersiniz artık. Hepsini yaptırdım ve her yeri imzalattım. Kısacası kendimden geçtim sjksjksj


Sonunda da ablamla ikizim dalga geçti... Ama ben eminim ki çok tatlıdım :DD

İşte bu kadaaar! Sonunda da ordan çıkıp az ilerideki Gülhane parkına gittik. Ayaklarımın ağrımasından, karnımın açlığından hayıflanırken yukarılara çıktık ve İstanbul manzarası bani adeta susturdu. Ağlayan bir bebeğe emzik vermek gibi bir şeydi. Tabii benim azım açık kaldı ve bir sürü fotoğraf çekildim. İster çayla ister GHS kitabımla!

Ardından da Marmaraya binmek için yola çıktık ama bu sefer ablamla ben diğerlerinden önden gittik. Çünkü bir bir isteğim daha vardı. Kartpostal alacaktım!

Peki neden?

Tuğçe adlı yeni bir bloggerla tanıştım. Kendisi dünyanın bir çok ülkesinden gerek kartpostal gerek de hediyeler almış bir postcrossing senpai'yı :D En son kartpostallaşma uygulamasını bloggerda bir adet haline getirmeye karar vermişti.


Fakat açıkçası hayatımda hiç kartpostal almamıştım ve sahip olduğumu da hiç sanmıyordum. Ben de bu nedenle bu kaçmaz fırsatı değerlendirerek dükkan dükkan kartpostal aradım. Kısa bir süre zarfında 6 tane İstanbul konulu kartpostal aldım. Şimdi asıl sorumdayım:

Kim benimle kartpostallaşmak ister?? Stoklar her an tükenebilir dikkat :D

7 Şubat 2016 Pazar

Mim #22 : Yayınevleri

Mim sayım aldı başını gitti. acaba mim yapmaya ara mı versem? ama çok eğlencelii...
Konumuz yayınevleri. Yani bu mime kadar dikkatimi çekmeyen büyük ayrıntılar.
Beni bu mime ilk etiketleyen Betül'e teşekkürlerimi yolluyorum :) Sonunda yaptım şu mimi!

1. En sevdiğiniz yayınevi hangisi?

Dedim ya dikkatimi çekmeyen diye şaka yapmıyordum. Hiçbir zaman kitabın yayın evi "şuşu" diye bir kitap almışlık yapmadım. Genelde tavsie üzerine kitap ismi ile alışverişe çıkarım. 



(Yazarın çizimi...<3)
Fakat illaki birini söylemem gerekiyorsa şu sıralar çok sık karşıma çıkan: (nedeni tamamen wattpad'den okuduğum bir kitabın kitaplaşmış olması) Timaş yayınları. Hazır kitaplığımda bu yayından aldığım pek çok kitap varken mimi Timaş mimine çeviriyim.


2. Bu yayınevinden okuduğunuz bir kitabı kısaca yorumlayalım.

Kitabı en güzel beyinsiz adamın kendisinin anlatımından dinleyebillirsiniz:

Hayatta en çok çayı seven, yıllarca Jean-Jacques Rousseau, Sokrates okuduğu halde dönüp dolaşıp babaannesinin laflarını hatırlayan, gündelik dertleri önemsemeyen, üşengeçlikte sınır tanımayan bir genç adam; Beyinsiz Adam. 


Neredeyse hiç görüşmediği ve onu evlatlık aldıklarından şüphelendiği anne babası, onun için üzülen ancak mahallenin dedikodularından fırsat bulup da pek ilgilenemeyen babaannesi, kirayı ödeyemediği için kapısını sık sık çalan ev sahibinden başka kimsesi yok; gerek de yok zaten! 

Ama… Herkesin hayatında bir gün hiç hesapta olmayan olaylar cereyan edebilir. Mesela bir gece tanıştığınız bir kız değiştirebilir hayatınızı ve adı Bedia olabilir o kızın… Aşk her insanın hayatında yanardağ patlaması etkisi yaratabilir, peki ya Beyinsiz Adam'ın? Hakim Türkmen, bildiğimizi sandığımız bir hayatı aslında hiç bilmediğimizi gösterirken, kahkahalar attırıyor...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...