28 Haziran 2016 Salı

İngilizcem için seferberlik ilan ettim!

Duyduk duymadık demeyin. Uğramadığım günler için de kızmayın.

"İnşallah Uzak bir diyarda dil okuluna gidiyorum!"**

Hem de 2 haftalığına. Hem de ikizim olmadan. Hem de 2.derece tanıdık bir kişiden başka tanıdığım kimse olmadan!!

**Sjkjskjsk şimdilik söylemeyeyim sonra aşağıda bir yerlerden öğrenirsiniz neresi olsuğunu :)

Kabul, ben kaşındım. İngilizcem adına yazılılar dışında hiçbir çalışma yapmayarak mı kaşındım yoksa ikizimden aşırı bunalıp tek başıma gitmek gibi bir özgüven patlaması yaşamamla mı kaşındım derseniz valla yalnızca kaşındım derim.

Dolayısıyla da son 1 ay kala dedim ki "Bu ingilizceyle ben ne yapmayı düşünüyorum orada acaba??"

İngilizceme bakışım.
Aslında ingilizcemin bir sorunu yok. Yani sadece derste öğrenilen, full teorik bilgiden oluşan grameri, azıcık uğraşla edinilmiş orta halli bir kelime dağarcığı ve itinayla boş verilmişlik psikolojisi var.

22 Haziran 2016 Çarşamba

Mim#25: Gözümüzü korkutan kitaplar

Merhabalar!

Yazılılar, onlar, şunlar, bunlar derken izleyemediğim diziler birikti. Böylelikle izlemeyi unuttuğum dizileri dert ettim. Hem de uzun bir süre. En sonunda boş vermeyi seçtiğim bu davada önemli bir şeyi hatırladım.

Diziler tamam da senin kitaplar ne alemde?!


Kendi bağımsızlığımı ilan etmek için yer aradığım şu ergenlik yıllarımda ailemin bana yaptığı en büyük imtiyaz yurt bahanesiyle açtırdığım banka kartımdı. Genelde artıları olan bu kart bazen kendi işini kendin gör gibisinden acımasız sorunlara yol açtı. Fakat bu durum sayesinde benim için kitap alımlarında yeni bir çağ başlamıştı.

Birkaç aydır kitap alışverişlerimi internetten kendi başıma özgürce ve ucuza yapıyorum.
Ve evet Kitapyurdu'ndan.

Güzel bir site. Mobili iş görüyor. 30 tl üzeri kargo bedava olsa da genelde maymun iştahlı ben 4-5 kitap birden alıyorum dolayısıyla 50 tlyi aşıyor yani bu özelliğin bana pek bir faydası olmuyor ama mantıklı bi şey yani :)

VelHasılı kelam dizileri dert etmek yerine okumayı unuttuğum kitapları dert etmeye karar verdim. Bu mim de tam üzerine geldi!
Teşekkürler Ayrılmaz ikili, teşekkürler!

Mime başlamadan önce küçük bir belirtme yapmak istiyorum:

Son iki haftadır gerek blog olsun gerek kitaplar olsun tembelliğimden ödün vermediğim için anladım ki okumamak için bahane çokmuş! Neredeyse bütün gün evde olduğum şu günlerde zamanım yok diyerek atladığım okuma seanslarım bile oldu. Düşünün artık!

Bu nedenle bu mimde bazı sorunlar olduğunu düşünüyorum:

Bir kitabı okumak içimden gelmiyorsa onu her kalıba sokabilirim :) Başladığım anda uykumu getirmiş olabilir, daha ilk sayfasında olsam da konusu hoşuma gitmemiş olabilir vb...
Hatta eğer ki 120 sayfalık kitaba kalın dediğimi duyarsanız bilin ki kılıfını (okumamak için belirteceğim bahaneyi)  uyduramamışımdır.
Tembellik de zor iş bea!

16 Haziran 2016 Perşembe

Fly With Haifa

Selamun Aleykümmm!!
İşte buradayım, söz vediğim gibi.

Bu Haifa.
Haifa, Filistinden Dubaiye yerleşmiş bir ailenin kızı.
İngilizcesi çook güzel.
Peki bu Haifa ne iş yapar?
O bir youtuber. Hayır hayır, makyaj youtuber'ı değil :)
O bir traveler.
 Yani işi Dünya'yı gezmek !

15 Haziran 2016 Çarşamba

Benim Hayallerim var.

Selamun Aleyküm!

Dünya çok karmaşık bir yer, değil mi? Bazen yaşamak yalnızca nefes almak kadar kolay geliyor insana, bazense Dünya'yı kurtarmak kadar zor.

Küçükken sıradan olmayı dilerdim. Sıradan ve...anne olmayı. Şimdi 4 yaşındaki kuzenim anne olmak istediğini söylediğinde garipsiyorum. Halbuki ben de dillendirmesem de hep diledim. Hala daha da diliyorum. Fakat Allah'tan dilediklerimiz bir taneyle sınırlı değildir değil mi?

Birkaç ay önceye kadar benim dileklerim klişelerle sınırlıydı. Evet, klişeler güzeldi ve ben dualarımda bunları sonuna kadar kullandım. İyi bir iş, eş, sağlıkla imtihan olunmayan bir Dünya ve Ahiret için de Cenneti istedim.

Fakat bir süre sonra imtihansız bir Dünya istemeye başladım. Gelecek beni korkuttu. Dünyanın gerçekleriyle yüzleşmekten, zorlanmaktan korktum.

 Zorlanmamak için yanlış düşüncelere kaydım. Çıkış yolu bulamayıp Çocukken bu dünyayı terk etmek, kısa yoldan Cenneti kazanmak istedim. Hatta biliyor musunuz, uzun bir süre çocuk yaşta vefat edenlerin ölümüne çok üzülmedim.

Fakat geçen gün güzel bir şey öğrendim. Bu düşünceler tek bana ait değilmiş. Pek çok genç çocukluğunda bu sorundan muzdaripmiş. Fakat bu güzel olan şey değil. Asıl güzel olan şey, pek sevgili hocamın bana verdiği tatmin edici cevaptı:

11 Haziran 2016 Cumartesi

Bak al, Mark it!

Merhabalar! Yine bir etimolojik yazı yazmaya geldim. (önceki) Yani kelimeler üzerinde derinlemesine bir araştırma yapmak amacımız.
Bunu yaparken de öyle aklımıza ilk geleni kabul etmedik. Araştırdık. Nerede araştırdınız diye sormayın çünkü beynimin kullanılmayan bölümleri henüz keşfedilmeyen bir amerika kıtasını andırıyor, adres veremem.

Ayrıca bu seferki sorunsal ekşiden değil. Beynimin ekşi kısmı sağolsun diğerine gerek kalmadı. Ekşi kadar ekşitici esprilere yol açtı. O zaman bir varmış bir yokmuş...

Ablam bir gün dedi ki, Rana biliyor musun Bakkal bak al'dan geliyor.

Bakkal denince dayanamadım.

Başka bir işle uğraştığım için üzerinde durmadım ve geçiştirmek amaçlı kısa bir hıhı tepkisi verdim. Ardından böyle bir şeyin var olup olmadığını bilmediğini, kendisinin uydurduğunu söyleyerek benim ne kadar çabuk inanan sorgulamayan bir insan olduğumla ilgili benimle dalga geçti. Her zamanki gibi sinir oldum.

Sonra ablam da bir pot kırdı ve bakkalınkinin değil de marketin etimolojisinin ne olduğunu merak ettiğini mırıldandı. İnsanlar iyi ki de sesli düşünürmüş. İyi ki de türkçede marketin etimolojisini düşünebilirmiş. Böylelikle dalga geçme sırası bana geçmişti ve ben de bu kelimenin ingilizceden geldiğini haha vurguları ekleyerek belirttim.
İntikamın soğutmadan yenmesi gereken bir yemek olduğuna inanıyorum.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...