18 Nisan 2016 Pazartesi

Ölüler sır saklamaz/ Adli bilimler: Ceset, cinayet, kan

Bir rapor ödevine daha merhaba diyin!! Bu seferki cinayet dolu bir serüvendi. Çok eğlendim, ürktüm, öğrendim. Uzun uzun uyarılarla rapor olduğunu belirtmeme gerek yok herhalde :) sonlara doğru daha çok eğleneceğinizi düşünüyorum sıkılınca garip bilgilere bi uğrayın beğeneceğiniz olaylar olur eminim. Yorumda belirtmeyi unutmayıın!! 

-Bu yazının bütün hakları saklıdır.-

@ranaagashicik

"Acele eden bir suçlunun ardında bıraktığı tüm izleri göremeyebileceği neredeyse kesindir ama titiz bir adli bilimci bunları gözden kaçırmaz."

Bu kitap bizlere adli bilimci olmanın ne kadar önemli, zor ve ürkütücü bir meslek olduğunu, yüzlerce yaşanmış cinayet olayı ile gözler önüne serdi. Bir cinayet romanından tek farkı olayların birkaç sayfa içerisinde bir çözüme ulaşmasıydı. Yoksa heyecan kısmında bu tarz romanlardan aşağı kalır bir tarafı yoktu. Belki de bu kitap türünün ilk ve tek derlenmiş örneğidir.

Adli bilimciler tarih boyunca bu titizliğiyle kesmeden yol almış, fakat teknik sorunlardan -mesela kimlik tespiti için kesin bir yöntem bulunamamasından dolayı veyahut da arsenik zehirlenmesi geçirdiğini kanıtlanamamasından dolayı bazı aksaklıklar yaşanmış failler suçsuz yere öldürülmüş, serbest kalmış ya da dava hiçbir zaman çözülemeyerek tozlu raflara kaldırılmış.

17 Nisan 2016 Pazar

Kim zalim kim mazlum?!

Sonunda 47.bölümü de bitirmiş, Sambong vs bang won savaşlarına son veriş durumdayım. Bölümün sonunda ne olacağını biliyordum. Sambong'un bang wondan önce öldüğü yüzlerce yıldır bilinen bir gerçek. Fakat sanırım aklım bunu kendi gözleriyle görmedikçe inanmayacaktı. Ben de hızlı hızlı izleyip ağzım oval durumdan, gözlerim acınası bakışından taviz vermeyerek bölümün sonlarına geldim.



Anlatma ihtiyacımı gidermek adına ablama ikizime anneme olayları hararetle ve hılı hızlı anlattım. Maalesef ki izlemedikleri için dizi hakkında insafsız yorum yapılmasını sağlamak dışında bir işe yaramadılar. Ben de soluğu her zamanki gibi blogumda alıyım dedim.

Aşağıda da gördüğünüz gibi bir başladım bir daha da zor durdum. Hızlı yazmaktan dolayı devrik ve saçma pek çok cümle kurdum. Ama olsun. Bir sonucum olmasının yeter olduğunu düşünüyorum. O zaman Sambong vs Bang won savaşlarının kritik analizini okurken iyi eğlenceler!!
Pek eğlenmeyeceğinizi biliyorum ama neyse...

12 Nisan 2016 Salı

Arşivden #1 [Yorum]

Bir süredir blog yazılarımın girişlerini de içeriklerini de toparlayamıyorum. Bu kelimeler bulmacasında neler anlatmak istediğimi anlayan birileri olursa eğer gelin beni avutun :D


Yorum okumayı genelde severim. Bundaki büyük etken ev internetimizin yavaşlığı. Ne alaka diyeceksiniz.
Şöyle ki, izlediğim bölüm yüklenmediğinde genelde sinirden kudurmak yerine spoilerlı yorum okumayı göze alırım. Tabii ki bunu yaparken virüs (spoiler) taramasını göz ucuyla yapmayı unutmam. Allah korusun bi spoiler bile dizinin geleceğini karartabiliyor.

Ama öyle her yorumu da beğenmem. Genelde kriterlerim vardır. Mesela uzun yorumların yüzde seksenini beğenirim. Benim düşündüğüm gibi düşünüyor olması gerekmez. Sonuçta düşünüyordur ve bu bana yeter.

Beğenmemin asıl nedeni kısa yorumlar gibi birbirini tekrar eden içi boş cümlelerden oluşmazlar. Bazıları öyle başlar ama birkaç klişe cümleden sonra özgün cümleler yazmak zorunda kalırlar. Ve ben o cümlelerden yorumun değerini kafamda oylar, gerekirse ekran görüntüsü alırım. Biliyorum biraz fazla gereksiz işler müdüresiyim ama eğlenceli.


Değerlendir ve ekran görüntüsü al!
Beğenmediğim yüzde onluk kısmı neden beğenmediğimi sorarsanız:

Onlar kendi cümlelerini tekrarlarlar. Destan kadar yorumu tek cümlede toparlayabilirsiniz çünkü aslında koca paragrafta hiçbir şey anlatmamıştır. Yani ne yapın ne edin o tarz yorum yazarlarından olmamaya bakın.
(Ne yani şimdi ben bütün paragrafı bunun için mi okudum!!! konulu gifim)
Şimdi

10 Nisan 2016 Pazar

Keep Calm and Don't watch K-Dramas!

Merhaba.
Sevgili blog takipçilerim,
Bugün sizlere bir anımı anlatacağım.
Sonra da güncel durum analizi yapacağım.
O zaman size hayret dolu okumalar.

Bundan yaklaşık 2 sene evvel, önce facebook sonra da watsapp üzerinden bir arkadaş edinmiştim.

Başta tanışmamızdaki ana etken kore dizileriydi. Sonradan ortak arkadaştan yürümüş, ardından da yaklaşık 1 1,5 sene boyunca kore dizilerimizi yarıştımış, taviye etmiş ve çokça eğlenmiştik. Güzel zamanlardı.

Aslında internetten tanışmış sayılmazdık çünkü bu olaylardan çok önce biz birbirimizi 2 defa yüzyüze görmüştük fakat işte o zamalar iki yabancı insandık. Kim bilebilirdi bu kadar yakın olacağımızı.

Günler böyle geçti gitti. İkimizin de korkulu Teog dönemi sona erdi, liseli olduk. Lisede de tıpkı geçmişte olduğumuz gibiydik.

Fakat bir gün Miss S(arkadaşlarıma baş harfleriyle hitap ediyorum biliyorsunuz. Özel hayata saygı sjsksj) mesaj attı. Hatırlarım Ocağın 9'u gibi bir şeydi. O zamanlar ikimiz de bayıla bayıla Healer izliyor, ben ona Ji chang wook'lu telefon duvar kağıtları atıyordum :D

Mesajın içeriği:

Rana, ben kore dizilerini bıraktım. Çok boşa vakit harcıyoruz. Artık yararlı bir birey olacağım vb. Sana da öneririm 9 gündür izlemiyorum bi yerime bi şey olmadı :DD

Tepkim, öndeki dışa yansıttığım arkadaki ikizler de içtekiler.

3 Nisan 2016 Pazar

Youtube gezintilerim #1

Merhaba arkadaşlaar!

Bugün konumuza uygun olarak youtuber girişi yapmak istedim :D

Bu yazıyı yazıyorum çünkü eskiye oranla youtube'da daha çok vakit geçiriyorum. Haliyle canım blogumda paylaşacağım çok fazla konu birikiyor. Ben de bir yerden başlamak gerek dedim.

Not: Hala daha yotube'la o kadar içli dışlı olamadım merak etmeyin. O da başka bir ergenlik dönemime kalsın dedim hem deslerim var :)

Malum youtube aşırı geniş bir spektrumu olan iyisiyle kötüsüyle ÇOK İNTERNET HARCAYAN bir site. Sırf bu yüzden hafta içi izlemek istediğim videoları Ss alıyorum. Poor me...

Lafı çok uzatmadan blogumun ilk youtube gezintilerim yazısına başlıyoruum!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...