18 Nisan 2016 Pazartesi

Ölüler sır saklamaz/ Adli bilimler: Ceset, cinayet, kan

Bir rapor ödevine daha merhaba diyin!! Bu seferki cinayet dolu bir serüvendi. Çok eğlendim, ürktüm, öğrendim. Uzun uzun uyarılarla rapor olduğunu belirtmeme gerek yok herhalde :) sonlara doğru daha çok eğleneceğinizi düşünüyorum sıkılınca garip bilgilere bi uğrayın beğeneceğiniz olaylar olur eminim. Yorumda belirtmeyi unutmayıın!! 

-Bu yazının bütün hakları saklıdır.-

@ranaagashicik

"Acele eden bir suçlunun ardında bıraktığı tüm izleri göremeyebileceği neredeyse kesindir ama titiz bir adli bilimci bunları gözden kaçırmaz."

Bu kitap bizlere adli bilimci olmanın ne kadar önemli, zor ve ürkütücü bir meslek olduğunu, yüzlerce yaşanmış cinayet olayı ile gözler önüne serdi. Bir cinayet romanından tek farkı olayların birkaç sayfa içerisinde bir çözüme ulaşmasıydı. Yoksa heyecan kısmında bu tarz romanlardan aşağı kalır bir tarafı yoktu. Belki de bu kitap türünün ilk ve tek derlenmiş örneğidir.

Adli bilimciler tarih boyunca bu titizliğiyle kesmeden yol almış, fakat teknik sorunlardan -mesela kimlik tespiti için kesin bir yöntem bulunamamasından dolayı veyahut da arsenik zehirlenmesi geçirdiğini kanıtlanamamasından dolayı bazı aksaklıklar yaşanmış failler suçsuz yere öldürülmüş, serbest kalmış ya da dava hiçbir zaman çözülemeyerek tozlu raflara kaldırılmış.


Çok ilginçtir ki faili bulmak bazen de tamamen şansa kalmış. Kitapta da belirtildiği gibi kader olayların çözülmesindeki en önemli faktörlerden birini oynamış. Mesela 25 yıl faili bulunamayıp en sonunda oğlunun araba kazası yaptığında verdiği parmak izinden suçlunun tespit edilmesi tamamen Allah’ın işi.

Hal böyle olunca Yazar en eski cinayet kayıtlarından günümüze kadar bizi adli bilimler tarihinde cinayetler cümbüşüne soktu. Adli bilimcilerin gelişmekte olduğunun kanıtlarını her bir bölümde tek tek ortaya koyarak bizleri hayrete düşürdü. Teknolojinin suç işlemeyi hızlandırdığını belirtirken suçluyu bulmayı hızlandırdığından da bahsetmeyi unutmadı.

Adli bilimler sayesinde yıllar yılı saklı kalıp çürüyerek iskeletliğe kadar bozulmuş cesetlerden bile kimlik tesbiti sağlayabilmekte olduğunu ürkütücü cinayetlerle belirtti. Bu durum olayı kavramamızda özellikle de  adli bilimlerin gelişmesinin ne kadar önemli olduğunu anlamamızda baya yararlı oldu. 

İnsanların kendine özel şifresi olan parmak izi gelişimi ile elde veri karşılaştırmasının yapıldığını belirtti. Ardından da saç telinin uzunluğunda, kalınlığından, renginden suçlu tesbiti başarıya ulaştırdıklarını belirtti. Son olarak DNA ile noktayı koyan adli bilimler tarihi hala daha gelişmekte olduğunu geçen sene son bulan araştırmalardan bahsetmesiyle noktaladı. 

Yazarın dilini ve tarih sıralamasını çok beğendim. 1650'lerden bu yana koca Avrupa'da gerçekleşen idam mahkumlarının bir çoğunun vakasını inceleme fırsatı sunması genel kültürümüze katkı sağladı. Genel kültür açısından unutamayacağım bilgiler de edindim:

Testere yerine bıçak kullanan birinin, özellikle anatomi bilmeyen birinin bir vücudu doğrayabilmesi çok zordur.

Eskilerde bir katilin kurbanın cesedine dokunduğunda cesetten kan akacağına yönelik yaygın bir inanış varmış. Dolayısıyla o dönemde polis memurları, göründüğünden daha fazlasıyla etkilenen, tepki veren herkesi zorla tutup kafaya dokunduruyor, kafadan kan akıp akmayacağına bakıyorlarmış.

Bayle soruşturmayı başarıya ulaştırmasına ramak kala laboratuvarına gizlice girmeyi başaran biri tarafından 3 kurşunla vurulmuş. Yazar bu olayı “Adli bilimlerin en başarılı öncülerinden birinin hayatı böylece son buldu; adli soruşturmalar için büyük kayıptı Bayle” şeklinde belirtmişti.

Bazı vakalar ciddi anlamda adli bilimlerdeki sorunları keşfetmede yararlı olmuş. Mesela manhon vakasında bilinçsizce delillere dokunulduğu fark edilince polislere cinayet çantası adlı bilinçlendirme çantası kullandırtılmış.

İnsan cesetlerinden kurtulmak kolay değilmiş. Özellikle kemik ve dişlerin dayanıklılığı yüzünden yakılmaları veya başka türlü tahrip edilmeleri zormuş. Dibe batırıldıklarında dahi genellikle su yüzüne çıkarmış. Saklandıklarında hızla çürüme yüzünden feci kokarlar ve böceklerle diğer yabanıl hayvanları çekermiş.

Zehir kullanımının arttığı bir dönemde birden genç ve zengin dul kadın sayısında atma görülmüş. Bu kadınların bazıları günah çıkarırken kocalarını zehirlediklerini itiraf ediyor, fakat rahiplerin itiraf mahremiyeti nedeniyle ses çıkaramıyorlarmış. Daha sonraları sayıdaki artış hat safhaya ulaşmış ve gereken önlemler alınmış. İşte zehir 1965 yıllarında bu denli feci etkilere sebep olmuş.

Bunların yanında bazı vakalardan çok ilginç şeyler öğrendim:

Bazı katiller cinayeti işledikten sonra asıl olaydan daha korkunç şeyler yaptıklarını gördüm. Mesela Mahon adlı sevgilisini öldüren adam cesedi yok edebilmek için kafayı fırtına sırasında yakmaya çalışırken kafanın yuvarlanıp gözleri açık bir şekilde karşısına gelmesi ile dehşete kapılmış ve evden çığlık çığlığa fırlamıştır.. Buna rağmen cesedi lime lime etmekten geri durmamış, Gövdeyi ufak parçalar halinde kaynatmıştır.

İbni hoşi A grubuydu ve bu küçük delil önüne konunca suçunu itiraf etti. İtiraf etmese mahkumiyet şansı kalmayacaktı çünkü aynı kan grubuna ait binlerce başka erkek vardı. Bazen de her şey failin saflığına bağlıymış.

Yemin alında yalan söyleyerek az daha masum birinin ölümüne sebebiyet veren hamilton ve Newsum yargılanmadılar.Ölümüne neden olacakları kişilere tazminat bile ödenmedi. Maalesef gerçek öyküler her zaman istendiği gibi sonla bitmiyormuş. 

“Cinayet ne kadar feciyse hukuku çiğneyip masum birini mahkum etmek de öyledir.” diyor  yazar. İşte bu nedenle adli bilimler gelişmeli ve doğruları küçük bir temasan faydalanarak gün yüzüne çıkarmalıdır.

Raporumu güzel bir alıntı ile bitirmek istiyorum:


“İrkilmek, bir ölüyle, özellikle de şekli feci bozulmuş veya uzuvları koparılmış bir ölüyle karşılaşan herkesin doğal tepkisidir; ama şiddet içeren bir suç araştırılırken cesetler genellikle soruşturmanın odak noktasında bulunurlar. Ceset, katilin adalete teslim edilmesini sağlayacak onca farklı ve değerli delil sunarken irkilmek adli bilimcinin üstüne vazife değildir.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...