14 Mayıs 2016 Cumartesi

Mim #24: ?¿BLOG¿?

Nee nasııl nedeen, nee zaman nerde kim, oyunbaz sorulaar bunlar beynimizi mıncıklar!
(lütfen ritimle söyleyiniz. Beni bir deli olarak görmenizi istemem.)

Bu şarkı çocukluğumun 5N 1K deme şekli. Belki de benim. Beynim mıncıklanarak iflas etmek zorunda kaldı. Nedeni de Blogun 5N1K röportajı -mimi.
 Beynine hacize gelicekler az sonra benim hemen uyumam lazım o yüzden hep bu saçmalamalar.. Yoksa sıcaklar çarptı değil ya da okul geçmedi üstümden. İyiyim, sormanız yeter :)

O zaman umarım siz de iyisinizdir diyerek mimime başlıyorum. 
Haydi Bismillah.
Blogun 5N1K röportajın Hoşgeldinizz!!
(Bu röportaj oldukça gizlidir. Her yerde bulamazsınız. Çünkü kolay kolay kimse bu yazıyı yayınlamaz. )


1- Yakın çevrenizdeki insanlara blogunuzdan bahsediyor musunuz?

Bahsetmekten çekinmem. Hatta konuşma arasında konuda blogtan söz etmem gerekirse konuyu bir açarım bir daha da beni susturamazsınız, o kadar çok seviyorum blogumu :) Yakın arkadaşlarımdan biri ile -kendisi biraz çekingen bir arkadaştır- yakınlaşmak için 2 saat aralıksız konuşmak zorunda kalmıştım. Başta biraz zorlanmış olsam da blog hemen imdadıma yetişmişti. Ve bu uzun konuşmanın  ardından arkadaşın dilini açmış, zafer benim olmuştu ama kız blogun her bir ayrıntısını öğrenmişti sjskjssk. 

Sonuç olarak bir insanlar yeni tanışmış olsam bile sohbet arasında blog ile ilgili bir şey söyleyeceksem bahsediyorum. Blog yazmak benim için gizlediğim bir durum değil. Zaten gizli bir şey de yazmıyorum. Bazı bloggerların oldukça az bir insan kitlesine blog yazdıklarını söylediklerini öğrenince çok şaşırmıştım. Daha sonraları çoğu kişinin böyle olduğunu öğredim ve......404 not found......

2- Neden blog yazıyorsun?

Hmm...Bir süre önce hobilerimin hepsinin tüketmek olduğunu keşfettim. Anime izliyordum...Nokta. Kore dizisi izliyordum. Buna da nokta. Kore sayfalarında birkaç ay adminlik yapmıştım. Genelde evde yatıyor ve gecelere kadar telefonumu elimden düşürmüyordum. Fakat sonucunda elimde somut elde tutulabilir bir yarar elde etmiş olmuyordum. Bu durum bana bir şeyler katmıyordu.

Sonra blogger'ı keşfettim. Baktım bütün uğraşlar uzayda kaybolmayabiliyormuş. (Gerçi uzayda hiçbir şey kaybolmuyor ama çaktırmayın.) Kitleye seslenmenin güzel yolları varmış. Blablala. Bir gün Makoto'yla yazı yazalım dedik. Blablabla Kore Japon yapımlarını tanıtalım dedik. Blablabla. Yaptık. Blablabla. Bunları zaten sizle yaşadık anlatmama gerek yok sanırım yazılardan da görebilirsiniz :D

3- İlk ve son yazınız arasında ne tür bir farklılık görüyorsunuz?

Eski defterleri açmasak? Fakat çok istiyorsanız şunu söyleyebilirim ki:
İlk yazım Ürkeklik ile Tutunamama korkusundaki biri tarafından yazılmış.


Son yazım -ki bu şimdiki yazım oluyor- ise onu olduğu gibi kabul eden bir topluluğa yazıyor olma rahatlığında... Biraz fazla rahat. Bu bir sorun. Fakat güncellenecektir.

4- Blogun normal yaşantınıza ne gibi katkıları oldu?

Annemin dediğine göre hitap yeteneğim gelişmiş. Ama bence bu bi hakaret. Ne biliyim şu an bile kendimi o kadar kötü ifade ediyorum ki... Gelişen yeteneğimin şu anki durumda olması demek, geçmişteki becerimin ne kadar kötü olduğunu belirtir.

Blogun bana Kattıkları:
İyi yanı olarak konuşmamın hızlandığını ve daha pratik konuşabildiğimi söyleyebiliriz. Kötü yanı olarak da cümlelerimi toparlayamamaya başladım. Yani blog bana çok düşünmeyi ve az şeyi çok çeşitli cümle ile ifade edebilmeyi öğretti. Dolayısıyla kafamda karışık olan cümleleri toparlayamamaya başladım. Eski tutarlılığım yavaş yavaş kayboluyor. Hadi Hayırlısı...

Hep kendimi ifade etmemden bahsettim. Onun dışında blog bana kendime değer vermeyi öğretti. Zamanımı planlamaya başlamamı sağladı. Özellikle de geçen yazdaki yazı yayınlama aralığım takdir edilesiydi doğrusu. Ah yine o günleri görebilsek... İnşallah... Coming soon.

5- Yakın arkadaşlarınıza blog yazmayı önerir misiniz?

Yok, artık önermekten dilimde tüy kalmadı! Onların da başlarında et kalmadı yedim bitirdim hepsini ;) 
Bu nedenle karar verdim. Taktik değiştiriyorum!
1-2-3 Ready ACTİON!
Önermem. Sakın ha yapmasınlar sonra blogger çöker felan Mazallah. Ellerine yapışır çok bağlanırlar. Asla bloggerda takılmasınlar. Zaten o ne öyle?! Boş iş! Gereksiz bir yer, kim uğraşıcak ki o kadar yazı yazmaya, düzenlemeye? Bide bunun takipçisi var osu var busu var. Boşverin siz derslerinize bakın sosyallikten ölün felan sonra tenefüs aralarında görüşürüz.

(Bana söylenilen onca cümlenin toparlanmış halidir. Açıkçası sitem etmenin de zamanı gelmişti.)

Allah bilir şimdi de yapmayın dedim diye biri açar. Ben de 5 yıl sonra popüler olunca öğrenirim. Dram, gerilim. İMDB puanı: 0.1 
Senaryo da hazır. Bi tek oynaması kaldı. Buradan onlara sesleniyorum-ki bu yakın arkadaş kavramını tüm arkadaşlarımla da değiştirebiliriz- Oyuncu alımı vardır. Nasıl olsa bu devirde senaryoların kalitesine bakılmıyor. Birkaç klişe sahne ile gişe rekorları kırarız bence.

Ha bi de şey diyorlar:
Onun modası geçmedi mi ya? 2009da felan ünlüydü o. Yaw arkadaş zaten şunun şurasında yaşayacağımız yıl miktarı azıcık bi şey. Bırakın da moda bana ayak uydursun. Hem o zamanlar ateş ile su oynamaktan blogu tanıyacak vaktim yoktu. Mutlu bir çocuktum.

6-Hangi kaynaklardan ilham alıyorsunuz?

 Özellikle bir isim vermeyeceğim fakat gördüğüm her şeyden çok etkilenen bir insanım. Okuduğum bir kitaptan(bkz at kafası) Ya da bir olaydan. Haliyle özenilecek insan dolu.İlham kaynağım da dolayısıyla açık kaynaklar oluyor. Olabildiğince bir şeyler kapmaya çalışıyoruz fakat istesem de özendiğim insalar gibi yazamıyor, çizemiyorum. Zaten iki insan aynı olsaydı birine gerek kalmazdı. Bu nedenle herkes kendiyken güzel :) İlhamınız hayatınız olsun. Kimse sizin yaşadığınızı yaşamamıştır bu hayatta. Emin olun. 

Bu arada bu yazım tarzını kimde görmüşsen bana da söyle de içim rahatlasın. Bazen kendimi çok yalnız hissediyorum. Bu kadar saçmalamaya çalışıp beceremeyen tek insan mıyım diye.

7- Diğer blog sahipleriyle iyi iletişim kurabiliyor musunuz?

Bunu diğerlerine sormak lazım. İyi iletişim kurabiliyor muyum? Hatta şöyle yapalım. Ben size "Nasıl tanırdınız?" sorusunu yöneltiyorum. Siz de yorum yapacaksanız -ki yapmanızı çok isterim- soruya cevap ile başlayın yorumlarınıza.

Fakat kendimi eleştirmem gerekirse, yorum yapın diye tutturuyorum fakat ben de başka bloglara yorum yapmakta üşenebiliyorum-ki bu çok sık oluyor- Belki de hayata bir tepkimdir bu üşengeçliğim bilmiyorum. Size bir tepki değil bunu bilin :)

8- Bloggerda rahatsız olduğunuz bir konu var mı?

Her bi şeyde kusur ararsak çok şey buluruz. Bunun yerine gülümseyin geçin. Şahsen ben öyle yapıyorum. Bloglar konusunda rahatsız olduğum bir konu varsa ve ben haklıysam zaten bu diğer bloggerlar tarafından da fark ediliyor ve haliyle dile getiriliyor. Bu nedenle sorun yaşamıyorum. Fakat eğer ki yalnızca ben yakınıyorsam genelde nefsimdendir diyerek susuyorum. Bardak taşana kadar.

Son olarak bir soru da ben eklemek istiyorum.

9-Yazılarını ne olarak görüyorsun?

Evet ifade etme özürlüsü bir soruyu ancak bu kadar güzel sorabilir... Demek istediğim, Yazdığın yazıları ne olarak görüyor olman. Bir yazı? Çiziktirme? Gelecek? Deneme? geçim kaynağı? Eğlence? Saçmalama?

Benim cevabım: Geleceğe bir mektup. Başlangıcı(hayali kafamdaki) da şöyle olan bir mektup:

Kendime çeki düzen vermem gerektiğini anlamamamı sağlayan mim, geleceğe bir mektup olarak seni buraya koyuyorum. Lütfen gelecekte bir gün beni kahkahalarla güldür ^^

6 Mayıs 2016 Cuma

Korkma Ben Varım ⎜ Murat Menteş

"Bu kitapta anlatılanların hepsi gerçetir, fakat hiçbiri henüz cereyan etmemiştir."
Gönül işleri bakanlığı'nın 21 bakanı da aynı gün öldürülür. Bunun üzerine bakanlığın özel kalemi Fu ilk uçağa atlayarak Türkiyeye döner. Bu sırada lise arkadaşı Müntekim gıcırbey'in de aşk kart uygulamasına başvurup kartı kazanmaya hak kazananlar listesinde olduğunu görür ve olaylar olaylar..!

Az önce okuyup da hiçbir şey anlamadığınız, üstüne üstük aşırı saçma bulduğunuza şeyler konusunda haklısınız, öyleler! Ve işte tam olarak bu nedenle benim gönlümü fethetti.

Aslında konuyu düzgünce anlatamamak benim suçum değil. Çünkü Murat Menteşin kendisi de  kitabının konusununu anlatırken şunları söylüyör:

Oynatamazsanız sitesinde izleyin, tık tık.

İzleyemiyorsanız murat menteş tarafından anlatılan konuyu dinleyin:
"Korkma ben varım birbirini tanımadan aşık olan, birbirini tanımadan birbirine düşman olan, yine birbirini tanımadan birbirini öldüren kişileri konu alır" sjskjsjsjd

Aa bi de kapak arka yazısı var ki o daha fena...

Yeni dönem absürt komediyi şimdilik tanıdıklarım İki direk ayakta tutuyor. Burak Aksak ve Murat Menteş.

Her neyse biz konumuza dönelim. Yukarıda anlattığım paragraftaki aşk kart şeysi eminim ilginizi çekmiştir. Malum dünyaca aşka pek meraklıyız. Her yapıtta bulunmasa sorun.


Hem Zaten ben de Aşk kartı da anlatmadan duramayacağım. Aşk kart kitabın ilk sayflarda anlatılıyor bu nedenle spoiler pek sayılmaz. ayrıca bu kitapta spoiler neredeyse hiç sorun olmuyor. Çünkü hayatınızda okuyabileceğiniz en ilginç kitaplardan biri. Nerede kalmıştık?


Aşk kart aşık insanlar için yeni başa gelmiş iktidarın getirdiği bir yenilik. Aşk karta başvurmak için tek yapmanız gereken bir form doldurup bakanlığın size yapacağı test sınavından geçmek. Peki bu aşk kart ne işe yarar?


"Diyelim siz birine aşık oldunuz. bakanlığın hazırladığı matbu bir form doldurarak kimlik bilgilerinizi, iletişim bilgilerinizi, sevdiğiniz kişinin adını beyan ediyor, üzerine de vesikalık fotoğrafınızı yapıştırıyorsunuz. sıranız gelince mülakata çağrılıyorsunuz. bakanlık heyeti'nden seçtiğiniz bir üye ile görüşüyorsunuz. sonra da adresinize sarı bir zarf postalanıyor. içinden "bakanlığımız aşkınızı maalesef onaylamamıştır" yazılı bir kağıt çıkıyor. ya da "allah mübarek etsin, hayırla tamamına erdirsin. iki cihanda yüzünüz gülsün" notu. aşkınız resmen tasdik edildiği takdirde zarfta plastik bir dijital kart buluyorsunuz : aşkart. bu kartla, ankesörlü telefonları bedava kullanabiliyorsunuz. toplu taşıma araçlarına bedava binebiliyor, sevdiğiniz kişinin de sizi sevmesi halinde her şeyden daha ucuz yararlanabiliyorsunuz. Son olarak da aşk kartı olan iki insan-birbirlerini sevmeliler- evlenirse devlet balayınlarını bedavaya getirtiyor!


Ne kadar saçma değil mi!? EVET!

Kuzenim ben 8. sınıftayken sık sık Murat Menteş'in kitaplarının ne kadar güzel olduğundan bahsederdi. İlk defa geçen yıl ilk kitabı olan Dublörün dilemması ile tanıdığım MM, korkma ben varım ile hayranı, Ruhi mücerret ile neredeyse anti fanı olmamı sağladı. Artık nihai kararı yeni çıkaracağı(ki çıkarıp çıkarmayacağı hakında en ufak bir fikrim yok) kitabı belirleyecek. Yeniden hayal kırıklığına uğrarsam hiç gözünün yaşına felan bakmam ;)

Neyse biz kitabımıza dönelim.

Hayatınızda hiç, bir kitabı okurken her sayfada "Nasıl ya?!" ya da "Ne alaka ya?!" dediğiniz bir kitap oldu mu? İşte bu kitap ilkiniz olabilir. Çünkü Murat Menteş'in zekasına hayran kalacaksınız.

Bir itirafta bulunacağım. Bu kitabın başrolünün kim olduğunu son 30 ayfada anlamış biri tarafından yazılan yazıyı okuyorsunuz.

Yani yazar sizi öyle bir çıkmaza getiriyor ki gecenin bir yarısı ablanızı telefonla aramak zorunda kalabiliyorsunuz...

Yazar absürtlüğü ileri safhasına taşırken absürtlük üzerinden sizi ters köşe yapıyor. Mesela hangi kitapta bu tarz metinleri görebilirsiniz:(spoiler içermez)

Güncelleme: Bu paragrafı yazarken keşke metini de yazsaymışım... Nerden hatırlıyım hangi metin beni ters köşe yaptı..) En iyisi kitapta çook beğendiğim paragrafları paylaşmak :)

Şu anda yaşayan herkes ama herkes yüz sene içerisinde ölecekse, neden hepimiz Grand Grave'in dokuzuncu katından aşağı atlamıyoruz.
...
İşinize gelmedi mi?
Halbuki her birimiz zaten dokuzuncu kattan düşüyoruz.
Kimimiz üç saniyede, kimimiz yüz senede.
Bu kadar basit.

Alıntılamaktan en çok hoşlandığım kitaptı. Alıntılara doyamadım halbuki 400ü aşan bir sayfa sayısı vardı... Murat menteş önüne ne gelirse anlatmış, bi de gitmiş içine çizgi roman sığdırmış :)
Fotoğrafı bu kadar komik çekmemin tüm sebebi size alıntılarımın kitabı ne kadar çok kalınlaştırdığını göstermekti. 😶 Biraz garip olduğunu kabul ediyorum😗 herneyse. Daha güzel bir çekim yaparsam en sevdiğim kitabı böyle yüzüstü bırakmam yeniden paylaşırım 😎 paylaşmaya doyamam ki.
@Ranaagashicik

Adam resmen insanlara bir de bu taraftan bakın diyor:


Herkes hak ettiği cezayı bulsa dünya altüst olur.

Hayat insanlar güldüğünde ciddiyetinden kaybetmediği gibi, insanlar öldüğünde de gülünçlüğünden kaybetmiyor.

Geleceğe bakıyorum ve ertesi günü bile göremiyorum.



Susuzluktan ölmüyorsanız bardağın dolu tarafını da boş tarafını da umursamazsınız.



Ateşin icadından önce ölüp cehenneme giden mağara kadınının hayreti içindeydim.

İlk izlenim için tek şansın vardır.

Eski şarkılar neden daha iyidir? Çünkü kötüler her zaman unutulur.

Bir de Enver Paşa ile mafyalıktan romantizme kayalım.


Sen cennete gidince, cennet daha güzel bir yer olacak.

Müntekimi de unutmamak lazım :)

Tamam, aşk ile mantığın yolları ayrılalı çağlar oluyor.
Tamam, aşk sadece kör değil aynı zamanda aptaldır.
Tamam, aşk kişinin kendini aldatmasıyla başlar ve başkalarını aldatmasıyla sona erer.
Tamam, aşk hayal gücünün zekayı yere sermesidir.
Tamam, aşk sonsuzluğa heveslendirirken imkansızlığa hapseder.

Ama ben bu mucizevi aldanışa, hayırlı anormalliğe, sigortalı dengesizliğe hazırdım.

Sevdiğim kısa bir 1K yorumu:

Murat Menteş yine şaşırtmadı, Korkma Ben Varım sıradan insanların sıradışı dünyalarına farklı pencerelerden bakmamızı sağladığı sağlam bir roman.

28 Nisan 2016 Perşembe

Mim#23: Yak, yeniden yaz, tekrar oku

Merhabaaa! Mim havasına girdim sanki. Malum bayadır mim yapmıyordum Betül paslayınca çok sevindim.

Bu kitapların hepsi-dublörün dileması dışında, o geçen yılın ekim ayı kitabı- 2016 yılında okumuş olup bloga yorumlarını girmeye üşendiğim, ya da yapsam da anlatmayı beceremeyeceğim kitaplardan oluşuyor. Betül'ün pasladığı bu mim sayesinde anlatmak isteyip de güç yetiremediklerime şahit olacaksınız!

Tarihçimizin tabiriyle: Bir taşla kuş katliamı yaptım!! Taşı veren Betüle sevgiler...

TUR 1!


Yak  » Kürk Mantolu Madonna

Yak arkadaş yak! Klişe bir senaryo, gereksiz dengesizlikteki aşk için yak. Yoksa eski kelimelere ve hiçbir şekilde devrik olmayan cümlelere ve sonlara doğru akıcılaşanları yakmaya da bilirsin. 
Sevenleri böyle yüz üstü bırakmak istemem şuraya 1K yorumumu da koyayım.

Bir Sabaattin Ali de okumuş olayım dedim, okudum. Ee ne oldu? Okumuş ve 1933 yılı Almanyanın durumunu öğrenmiş oldum. Başka da hayran olunacak bi şey bulamadım. 
Yalnızca söylemeliyim ki acıma duygumu kabarttı. Raif bey adına üzgünüm. Hayatını bu şekilde harcamış olduğu için.

Tek alıntı cümlemi de buraya bırakıyım:

"Dibinde bir ejderhanın yaşadığı ilinen kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki , dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır."

Yeniden Yaz » İsmi her neyse

Biliyorum, daha düne kadar övüyordun neden şimdi yeniden yaz'a koydun diyorsunuz. Beni kandıramazsınız. Güzel kitap, hoş kitap da içi yeterince dolu değil! Çok olay var çok güzel anlatılmış da benim istediğim hayatımı değiştirmesi. Büşra ablada bu yetenek varken yeni eserlerinde olay örgüsünün karmaşık ve daha dolu olması

Alıntılarla devam mı etsem:

"Bazıları aşksız yaşanamayacağını düşünür ama bence oksijen daha önemli."

Yeniden oku » Pi'nin Yaşamı

Gerçekleşebilecek en sıradışı hikaye. Tek kelimeyle nefes kesici...
Tekrar tekrar oku, bengal kaplanının nefesini hisset. Kork, yaşama tutunmanı bengal kaplanı sağlasın. 

"Amaçsızca sürüklendim. Nereye gideceğime rüzgarlar ve akıntılar karar verdi..."
TUR 2
〖MURAT MENTESH〗


Demin gerçekleşebilecek en sıradışı hikaye dedim. Bu sefer de gerçekleeşemeyecek en sıradışı hikayelerin yazarını tanıtacağım. Açık ara farkla gerçekleşemeycek en sıradışı roman yazmak gerçekleşebilecek sıradışılığı bulmaktan daha zordur. Murat Menteş kafası gerektirir. 
Bunun at kafası olduğunu şu yazımda belirtmiştim :)

Bu arada tanıtıma en kötü kitaptan başlamak ilk defa tadacağın yemeklerin yanmış kısmından yemek gibidir. Yapmayın etmeyin ve yazılış sırasını takip edin. Yani önce Dublörün dilemmasında bir albinonun aşkını, sonra bir sahtekarın tesadüflarla dolu hayatını en son da son kurtuluş savaşı gazisinin son demlerini okuyun. 
Ya da boş verin sonuncuyu  okumanıza gerek yok.

Bu arada hepsinin alıntısı ilk cümleleri. Başka yerden seçmeyi düşünsem karar veremeyip yazıyı Murat Menteş sözlerinden alıntılar yapardım. (Allah korusun)

YAK » Ruhi Mücerret

Yak abi bu kitabı. Güvendiğim dağlara kar yağmasına neden olan bulutları yak. Yapım yılı 2013'ü de yakabilirsin. Teog yılım. Lanetli yıl sjksjsk. Neden mi sevmedim? 

1000 kitapta bunu yanıtladım:
Farklı olan ne? Konu absürtlüğü aynı, fakat eski esprilerinin yerini haza bağlı komedi almış, karakterlerin masumane aptallıkları #KorkmaBenVarım'ın #HayatiTehlike 'sinden sonra ağır bir darbe almış ve bizi Serseri Civan ve 100 yaşındaki aşık kalbi hala atan bir adama(Gerçi Ruhi iyi bir karakterdi) mahkum bırakmış. Zaten çevrem tarafından sert eleştirilere maruz kalan Murat menteşi bu yazdıklarımdan sonra savunacak mecalim kalmadı. Sınırı geçmedikçe en sevdiğim yazar yerini koruyabilirdi fakat maalesef ki tanıdığım hakları bu kitabımda yeterince kullandı.

Yeniden Yaz » Korkma BEN varım!

En sevdiğim Murat Menteş kitabı fakat o son olmadı bea! Aklı başına gelen onca karakterden sonra zalimlere mutluluk veren bir son mu?! Yok almıyım. Bunun adı Hayati Tehlike olsa da. 
Yaz dostum, tekrardan...
Müntekime acıdım ondan tekrar yaz... Fu'yu özledim ondan dolayı yaz... 

Fakat zibilyon tane alıntı sözüme dokunma. Onlar öylece kalsın. Değiştirilse de sorun değil her biri hafızama kazılı sonuçta.

"Bu kitapta anlatılanların hepsi gerçektir, fakat hiçbiri henüz cereyan etmemiştir."

Tekrar Oku » Dublörün dilemması

Doyamadım onun için öyle oldu. İlk kitabım olmasından dolayıki acemiliğimden, büyümemiş olamamdan dolayı tekrar okumak istiyorum. Şimdi okumak istiyorum çünkü Nuh tufanın biraz daha sallayıp yanlışları tutturamadıklarından istiyorum :) Murat menteşi tanıyamama neden olan cümleleri istiyorum. Tekrardan ilk cümleyi okumak istiyorum:

"Canımın içi böyle şeyler yalnızca romanlarda olur"
Aslında bu Orhan Gencebay'ınmış.

TUR 3
〖ÖMER HOCA RANDOMS〗

(Ömer hocanın rastgele seçtiği kitaplar, gerçekten!)
Sevdiklerimin hepsinin raporunu blog yazdığım için alıntıları tekrar yazma gereksinimi duymadım. Yazılardan alıntıları bulabilirsin.

Yak » Doğanın gizli bahçesi

Yak'ın, Bir odun da siz taşıyın şu saçmalığa. Dilinin çok bilmiş olduğu, hapşursak evrimden geldiğimizi söyleyen bir zihniyetin hakimiyetinde gereksizce ele alınmasını yakın. Yoksa her düşünceye açığız, belirtmesini bilenin...

Yeniden Yaz »  Ölüler sır saklamaz

Gerçekten güzel bir kitaptı fakat beynine bir kez hava değmeye görsün'ü geçemedi. Bu nedenle yeniden yaz. Gönülsüzce yaz. Tek sorununun monotonluğa bağlanmasını yaz. Onun dışında yazma oku. Ha bi de Yazımı oku.

Tekrar Oku » Beynine bir kez hava değmeye görsün

Gerçek olduğu için tekrar oku, ders al. Duygulan, ağla, beğen, öner. Açıkçası bu kitapta her türlü duyguyu yaşayabilirsin. Bunun için doktor olmana gerek yok. İnsan ol yeter. 
Yazı için tık tık!

TUR 4
〖YABANCI YAZARLAR〗


Maalesef ki kitaplar ulaşabileceğim bir mesafede değil. Alıntı 

Yak » Ölüm bir varmış bir yokmuş

Bir zamanlar bir yorum yaptım 1K'da:
Şu an 70teyim ve tam olarak böyle hissediyorum! Sanki okuduğum 10 sayfa 40-50 sayfaya bedelmis gibi. Zaten bir bakıma öyle çünkü konuşmaları yaysalardı kitap rahat 350-400 sayfa ederdi gibime geliyor. Acaba gelecekte akıcılaşacak mı?

Sonuç: Akıcılaşmadı aksine sıkıcılaştı. Bu nedenle yak. Nobel ödülü yazısından başla. Çünkü nobelin kitaba değil yazara verildiğini okuduktan sonra öğrendim.  Hüsraaan...

Yeniden Yaz » Bir psikiyatristin gizli defteri

Yeniden yaz çünkü bu kitap psikiyatri derken gereksiz şeylerle doldurdu kafamızı. İşte bu nedenle YENİDEN YAZ. Yoksa kitap güzel, vakalar sıradışı.
Yazısı da burada buyrunuz.

Tekrar Oku » Satranç

Tekrar okunsa ezberlenecek kadar kısa bir kitaptı yine de oku bea! Sonunu öğrenmek için hızlı hızlı okuduğum için tekrar okumayı düşünebilirdim fakat asıl tekrar okuma nedenim Karakterlerin ruh halini hissetmek için tekrar okumalıyım.

İstiyorsalar:

Saliha
Little Black eyes
Tatlı Ramen
Bir tost (1-2 tur döndür )
Bir ev kızı!
Ve isteyen herkes!!

İster yorumlarda ister kendi bloglarında.

24 Nisan 2016 Pazar

Rekor güncel dizilerim #2

Merhabalar!

Bu yazım tahmin etme üzerine bir yazı olacak.

Tabii ki ilk tahmin sizden gelecek:

Sizce bu seferki dizi rekorum kaç?

Diğer tahminler de benden gelecek. Sizin ne diyeceğinizi tahmin edicem.
"2-3?"
I-ıh
"Yok artık 4-5?"
"Bu kız daha geçen kore dizilerini bırakmaktan söz etmiyor muydu?"
"Doğru ya o yazısının altına hemen sonrasında 4-5 bölüm izlediğini yazmıştı."
Stop! durabiliriz.

Eksilere uçmanızı istemiştim ama yine roket patlattım.

Büyük ihtimalle kimse şuanda güncel hiçbir dizi izlediğimi düşünmedi.

Belki de düşündü, suizanda bulunmayayım.

Evet uzun zamandan sonra bir rekor daha kırdım.

2-3 yıldır ilk defa hiçbir diziyi yarım bırakmış ya da yeni bölümünü aç bir şekilde bekler durumda olmama rekoru...

Ya şa sın.

Bu durumu ablama anlattım.

"Ben de" dedi.

Hevesim kursağımda kaldı. Hıh.

23 Nisan 2016 Cumartesi

Tarih dersinde Kahkaha! Buşra Nebati

2 hafta kadar önce coğrafya yazılısına çalışmam gerekirken oturup sayfa sayısı fazla fakat oldukça akıcı bir kitap olan İsmi Her Neyse'yi okudum.

Tabi bunu yalnızca okuldan sonra etüte kadar olan zamanda yapmadım. Sıkıldığım derslerde ve boş olan derslerimde de hızımı kesmeden okudum.

Hal böyle olunca da kitap bitti. Bitti bitmesine de instagram tanıtım fotoğrafını çekmem gerekiyordu. Onu da okulumuzun bahçesinde 3-5 tur attıktan sonra arkadaşlarla hallettik. Son olarak yazısını yazmak kalmıştı.

Tıpkı bloga yazdığım garip cümleler gibi instagramı da gereksiz yazılarımla dolduruyorum. İsmi her neysenin kaderi de buymuş Şu yazıyı yazdım:

ranaagashicikGüzeldi be! Zeynep ile ismi kerim, krema ya da ismi her neyse olan komşusuna olan ilgisi ve %80ini kapsayan konu: hayat. Kitapta İsmi her neyse o kadar her neyse kalmıştı ki son sayfalarda ben şok didim. Gerçi her neyse dedirtecek olaylar oldu belki o yüzden demişimdir. Ve tabi ki Zeynep de herneyse dedi. Kitap kısaca dolu olduğunuz bir dönem sizi rahatlatacak akıcı bir kitap. Hayatımı değiştirmedi ama eğlendim. Gülümsedim ve en önemlisi yanlışlıkla tarih dersinde kahkaha attım. #ismiherneyse #büşranebati

Bunun üzerine yakın arkadaşlarım yorumlarda espri döndürmekten geri durmadılar ve:
Miss T:  @Zeynoo senden mi bahsediyo kanki
  • Miss Z: @tgb kanki kerim diye birini tanımıyom krema diye de tanımıyom ben degilim galeba, dediler. 
  • Görünce güldüm. En büyük destekçilerim sanırım dostlarım. 
  • Buraya kadar her şey normal. Fakat sonra bir anda bir yorum geldi. 
  • Kimden? 

  • BUŞRA NEBATİ'den!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...