7 Mart 2016 Pazartesi

Bir Psikiyatristin gizli defteri/ Rapor

Merhaba,

Daha önceleri -şu yazımda- biyoloji hocamızın okuyup rapor yazmamız için  daha çok tıp, doğa ile ilgili kitapları performans ödevi olarak verdiğini söylemiştim söylememişsem de şimdi söylüyorum. 2.Dönemin ilk kitabı da "Bir Psikiyatristin gizli not defteri"ydi. Raporunu yazınca da bloga bu sıralar yazamıyorum boş kalmasın bari diyerek yayınladım. Fakat önce önlem almalıyım:

Bir: Bu bir rapordur, kitap tanıtım yazısı değil. İçinde spoiler olabilir fakat bu kitap için spoiler pek önemli değil.  

İki: Bu bir rapordur yani zorla yaptırılan bir ödev ayrıca fazla istekli olmayarak tam not almak için yapılan :) Güzel olmasına bakmayın.

Üç: Bu bir Rapordur, blogumu okuyan bir dönemdaş(evet ben uydurdum) varsa şimdiden söylüyorum:

"Bu Raporda yer alan tüm fikir, tasarım, yazı, replik kolajları,fotoğraflar, şahsıma aittir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu kapsamında koruma altındadır. İzinsiz olarak kopyalanması, kullanılması ve alıntı yapılması suç sayılmaktadır." 

Dört: Bu bir rapordur ve Yarından itibaren tüm hakları sizindir :D Ne yaparsanız yapın.

GÜNCELLEME: Yazdıklarımdan utanç duyup bloguma biraz daha özen göstermeye karar verdim ve yazıyı editledim. Emin olabilrisiniz artık daha bir içten ve özgün. (Genel yapı aynı)


@Ranaagashicik

“Hayatımız boyunca hepimiz duygusal çatışmalarla karşılaşırız. Bu  çatışmalarla mücadele de savunma mekanizması olarak ister mizahı kullanalım ister inkarı, düşünmek hiç şüphesiz bize hem içsel bir aydınlanma hem de rahatlama sağlayacaktır.”diyor Dr Gary ve bu savaşta en büyük destekçilerden olan psikiyatri uzmanlarından biri olarak başından geçen 15 sıradışı vakayı kağıda döküyor.


Kitaptaki bu 15 vakadan birkaçını (“kafaüstü çıplak duran kız” vakasını) daha önceleri gömüştüm bunun dışında genel olarak vakaların çoğunu ilk duyuşumdu, hayret ettim.
Not: yazın birazını izlemiş olduğum heart to heart dizisinde rast gelmiştim.

Her kitap az çok bir şeyler öğretir. Bu nedenle her türlü kitabı okuyun diyor büyüklerimiz. Ama en çok sana bir şeyler katan kitapları okumamızı istiyorlar. Ben de onların bu tavsiyesine uydum ve ilk defa gerçek bir psikiyatri romanı okudum ve gerçekten çok şey öğrendim.


Sonra da öğrendiklerimi bir arada toplayarak bu raporu yazdım. Böylece hem sizlere neler öğrenmiş olduğumu, kitabı okumasanız da size faydalı olabilecek biçimde özetledim hem de öğrendiklerimin kalıcı olmasını sağladım. Zaten psikolojik bir roman olduğundan dolayı ne öğrenirseniz ilk önce hayret sonra kendinizle ilgili bir sorgulama yaşayacağınızdan endişe en son da yeni bir bilgi öğrendiğiniz için neşe duyuyorsunuz. 


Eğlenerek ve öğrenerek okudum. Amerikalı bir yazarın ergenliğinden çıkamadığı bozuk yıllardan başlasa da sonnlara doğru belki de aile babası olmaya başladığı için daha çok sevdim. İyi okumalar...


NELER ÖĞRENDİM?

Çoğu zaman başkalarında bizi en çok rahatsız eden özellikler, kendi sahip olduğumuz özellikler olduğunu öğrendim.

İnsANLARIN ÇOĞUNUN SORUNLARININ ASIL PROBLEMİNİN KONUŞMAMAK OLDUĞUNU ÖĞRENDİM. bUNLARIN EN GÜZEL öRNEKLERİ KAFa üstü duran kız ve annesinin birbirlerine karşı takındıkları kırıcı tavrı konuştuktan sonra bırakmalarıydı.

En şaşırtıcı örneği ise 48 yaşındaki Charlie ve 30’lu yaşlardaki dİSNEYLAND DELİSİ Christina’nın birbirlerine anlatmadıkları azıck bir olayı anlatınca bütün düğün konseptinin bir anda değişmesi gibi önemli ve gerekli kararlar almalarıydı.

Tıp okuyan öğrencilerin bir çoğunun “tıp öğrencisi hastalığı” denen öğrendiği her hastalığa hakalandığını sanma korkusu yaşayanların psikolojik rahatsızlığı.doktorların yüzde 60’ını, eğitimlerinin bir noktasında etkilediği düşünülen hastalığı öğrendim ve açıkçası doktor olmaktan korktum.

İnsanlar öfkelendiğinde bazen sessiz kalarak acı çeker veyahut da öfkeyi ifade etmenin sağlıklı bir yolunu bulurmuş. “Peki ya ya canı istediğinde öfkesini salıveren insanlar?”diyor yazar. “Kimilerinin bu davranışı yanına kar kalır,bir bedel ödemez, kimileri de öfkesini kontrol altında tutmalı öğrenip acı çeker. Fakat yazara göre en iyisi öfkeyi ifade edebilmenin sağlıklı bir yolunu bulmakmış.

Pek çok yeni mezun gencin rol yapıyormuş gibi hissetmesinin ne kadar doğal olduğunu öğrendim.
Mesleğinin ilk yıllarında bu durumu bir arkadaşına açınca aldığı tepki ve karşılık cevabı çok güzeldi.
“Aramıza hoş geldin. Benim kendi muayenehanem var, hala zaman zaman kendimi numara yapıyormuş gibi hissederim.” demesi ile Tecrübe arttıkça bu hissin azaldığını, korkmama gerek olmadığını öğrendim.

Kabul görme, değer verilme ve sevilme çabamız sırasında yaşadıklarımız psikolojik açıdan kaçmak için bazen uçlara gitmemizin hiç de şaşırtıcı bir durum olmadığını öğrendim.

Alzheimer’ın ne kadar korkunç bir hastalık olduğunu 180IQ’lu Larry Klein’ın 140 IQ’ya düşmesi ile farkına vardım.Allah bizi bu ve benzeri pek çok zorlu hastalıktan korusun, Amin.

Bu kadar şey öğretirken arada toplum yargılarını eleştirmesi güzeldi: “İnsanlar ayakları kırılıp yardıma ihtiyaç duyduklarında utanmazlar ama psikiyatrik tanı ve tedavi alanında kaydedilen muazzam gelişmelere rağmen pek çok kişi akıl hastalığını bir zayıflık, utanılacak bir şey olduğuna inanır.” diyerek toplumun genel yargılarını da eleştiriyor. Böylelikle doğru bir dil ile durumun ciddi bir sorun olduğunu ve bilinçlenmemiz gerektiğini dile getiriyor.

Sonuç olarak insanların psikiyatri bölümüne karş ne kadar önyargılı olduklarını öğrendim."

2 yorum:

  1. Bu kitabı bende merak ediyorum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müthiş bir kitap değil fakat okuyunca kendini sorguluyorsun ve düşünmek iyi geliyor :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...