6 Ekim 2016 Perşembe

Bengüsu Özcan'la tanıştım! / Maskeli Kedi.

Eğer telefonumda samsunglardaki gibi çekilen fotoğrafın tarihi yazsaydı, her şeyin başladığı o günü tam tarih olarak verebilirdim. Fakat kabaca belirtmek gerekirse okulların açılmasına yakın bir pazar günüydü, Via Port gezmesindeydim. Yanımda kimsecikler yoktu ve sırf can sıkıntısından Kipa'da ucuzlayan kitaplara bakıyordum. (Son ucuza kitap alışverişimde aldığım "Efsane" kitabından memnun kalmıştım.)

Bu sırada alt rafta bir kitap gözüme takıldı. İlk bakışta bayrağı andıran kapağı ilgi çekiciydi.
Okudukça manalaşan bir kapak olduğunu daha sonraları anlayacaktım...


Kapak ilgimi çekmişti fakat "Kitabı kapağına göre yargılamamlıydım. Arka yazısını okudum. 
BA YIL DIM. Bir insanı 1-2 dakikada etkileyebilmek ve/veya güldürebilmek yetenek olsa gerek.


Arka kapak yazısı:

Eylül, hayata tek başına meydan okuyan genç, güzel, bir o kadar da yetenekli bir oyuncu. Farkında olmadan onunla tanışmış olabilirsiniz, bir arkadaş yemeğinde onunla oturup çene çalmış olmanız mümkün, hatta hayal meyal hatırladığınız uzak bir akrabanız dahi olabilir. Çünkü onun sahnesi başka insanların hayatları, büründüğü karakterlerse gerçeğinden asla ayırt edemeyeceğiniz maskeler. Onun izini sürmeye çalışırsanız açıkçası biraz zorlanırsınız çünkü öyle tedbirli ki insanların sırları açığa çıkmasın diye kendi hayatını bir kalede yalnızlığa mahkum etti. Ta ki tesadüfen yoldan geçen birileri onun ıssız kalesini bulup maskelerin ardındaki Eylül'ü sıcak gün ışığına çıkarana dek...

"Profesyonel kandırıkçı." Evet, ben tam olarak buydum. Patronumun sorduğu soruları kafamdan def etmek için Voyage FM'i son ses açtım. Kandırmak... Benim işim yalan söylemekti. Yalnız tek ayak üstünde değil, amuda kalkıp parende atıp havada karada hikâyeler düzmekti. Tüm bu birkaç saatlik, su köpüğü hayatlar içinde benim hayatım var mıydı yok muydu kestiremiyordum. Kendimi insan formunda bir cast ajansı gibi hissediyordum. Kendim sandığım insan, sahte senaryolara oyuncu yetiştirmek için kendine bakan, spor yapan, araştırıp duran bir tür saçmalıktan ibaretti.


Karar vermiştim, kitabı alacaktım. Gerçekten böyle bir düşüncem vardı fakat bir anda mantıklı tarafım fikrini belirtti: Kitaplardaki hayalkırıklığı maddi değil manevidir. Önce araştır sonra al.

Ne yalan söyleyeyim haklıydı. Şu zamana kadar ümit dolu bir şekilde aldığım, adını bile duymadığım romanların hemen hepsi beni yarı yolda bırakmış, mantığımla aklımı fikir ayrılığına sokmuştu. 
Hüsraaaan...

Son zamanlarda edindiğim bir alışkanlığım var. Etrafımda ilgimi çeken her şeyi kaydediyorum. Bir fikri, bir cismi, bir ismi ve özellikle de bir resmi. Maskeli kedi'nin kaderi de bu yönde şekillendi. Daha sonra araştırmak üzere yukarıda gördüğünüz bu "öylesine çekilmiş fotorğrafı" çektim. İYİ Kİ DE ÇEKMİŞİM!


Ertesi gün en sevdiğim bloggerlardan birinde "AY BEN ŞOK" dedirtecek bir olayla karşılaştım:

BLOGGER SEYHAN BİR ÇEKİLİŞ BAŞLATMIŞTI ve KİTAP MASKELİ KEDİYDİ!


Çekilişe katılmak için üç sebebim vardı:

Öncelikle çekiliş bedava,
2Kitabı aşşırı merak ediyordum.
Üçüncüsü de Syhn ablaya saygım sonsuz.

Bu üçleme sonucu koşa koşa çekilişlerin asıl merkezi instagrama girdim. Çekilişin şartları basitti. Belirtilen 3 hesabı takip edecek, 2 arkadaş etiketleyip katıldım yazacaktım(şimdilik hatırlayamadım şartları ama böyle bir şeydi.) 

Tahmin edeceğiniz üzere takip edilecek kişilerden biri yazar diğeri de yayıneviydi. 
Önceliği yazara verdim ve

RANA ŞOK!

Paylaşılan son fotoğrafta tanıdık 2 kişi vardı:
2 SENELİK COĞRAFYA VE EDEBİYAT HOCALARIM!!


Meğer Bengüsu abla şu an okuduğum lisemden mezunmuş!

Ne kadar şaşırdığımı kelimelerle anlatamam. Yalnızca 15 dk içerisinde yaptığım 3 konuşmadan bahsetmek istiyorum:

1En yakın arkadaşlarımın wp grubuna 20 adet mesajla durumu özetledim. 
2Bengüsu Ablaya yukarıdaki yorumu attım.
3Kendimi en alakasız insana olayları anlatırken buldum:
Bi ara Bloga bile yazmayı düşünmüştüm ama sanki kaderi önceden biliyormuş gibi yazmamışım. Çünkü yazının devamında sizleri çok daha şaşırtıcı olaylar bekliyor!

Okulların açılmasını küçükken iple çekerken, liseye başladığımdan beri intikam alırcasına tüm gücümle itiyorum. Bu sene de öyle oldu. Son haftaya kadar o psikolojiye girmedim ve kendimi Coğrafyacıyla yapacağım komik konuşmayla avuttum: Evet, Uğur hocaya Bengüsu abladan bahsedecek, Hocayı ekranda görünce ne kadar korktuğumu esprili bir şekilde anlatacaktım.

İşler kısmen yolunda gitti ve okulun ilk günü en popüler hocalarımızdan biri olan coğrafyacıyla kısa bir sohbet edebilme şansı elde ettim. Gülüştük ve ardından herkes kendi yoluna gitti.

O zamanlar bir hafta içerisinde Bengüsu ablayla tanışabileceğim hakkında en ufak bir fikrim yoktu!!

Size hiç anlatmadım ama,
Geçtiğimiz yaz "Manga çizgi roman klübü"ne senaryo yazmakla meşguldüm. 

Yani yazmak demeyelim de ortaya atılan fikirleri tek kalemde toplamaktı benimki, en azından toplamaya çalışmaktı. Ne olursa olsun bu işe saatlerimi ayırmış ve ciddi bir şekilde devam ettirmiştim. Okulun en efsane hocasının organize ettiği bu klübü ayakta tutmaya çalışmıştım. Belki de sırf bu çabalarım sayesinde Allah bana böyle bir şey nasip etti. 

İlk Manga toplantımızda Ömer hoca Okulumuzdan Mezun bir yazarın geleceğinden ve bize senaryo konusunda ders vereceğinden tek cümlede bahsetti ve diğer konuya geçmek üzere nefes aldı.

Cümle boyunca nefesimi tuttuğumdan olsa gerek nefesi güçlü ve sesli bir şekilde "Yoksa BengüSu Özcan mı gelecek?" diye bağırarak verdim. Evet bunu yaptım.
(En son bu heyecanı Aziz Sancar'ın konferansında duymuştum sanırım.)

Beklenmedik sürprizler en iyisi sanırım.

Günler hızlıca akıp geçti. Yazarımızla tanışmak için gün saymış olsam da ders saymamış, Kendimi günün yorgun akışına kaptırıvermiştim. Öğlen tenefüsü olduğunu anlayamadığım dakikalarda telefonum çaldı: Arayan Ömer Hocaydı.

Hocalarla çok sık konuşmadığımdan olsa gerek heyecanla telefonu açtım ve heyecanla kapadım: 
Tabi ya bugün o gündü, BengüSu abla gelmişti!! 

Fırlayarak önce sınıftan sonra okul kapısından çıktım. Vardığımda Bengüsu ablaya tanıtıldım. Ömer Hoca beni ekibin müdürlerinden biri olarak tanıtmıştı, gururlandım.

ARDINDAN DA 2.5 SAAT MANGA TOPLANTISI YAPTIK!!!

Ben daha çok Bengüsu ablanın nasıl kitap yazdığını merak ediyor olsam da konuşma akışına kapılıp özel sorular soracak vakit bulamadım.

Fakat Bengüsu abla sanki sorularımı biliyormuş.asına konuşma aralarında merak ettiğim bazı soruları cevapladı. 
Mesela kendisi kafasından senaryoyu önceden tamamlamaz bölüm bölüm yazarmış. Bir bölümü yazdıktan sonra okumak için geri dönmez, bölümü kitabı yazmayı bitirince 2-3 defa tekrardan okurken düzenlermiş. 

Yazarın ruh hali kitabı çok etkilermiş. Mesela üniv 1'deyken çok mutluymuş, Maskeli kedi kitabı ortaya çıkmış. Üniv 2'deykense depresifleşmiş Antika adam gibi bir kitap çıkmış.

Ayrıca BengüSu abla zaten yazarmış. Yani hep yazarmış. Bir yazı işi olacaksa o yazarmış, yarışmalara o katılırmış. Bu da diğer öyküleri gibiymiş fakat uzayınca kitap oluvermiş.

Önemli olan yazmakmış.

Sonunda vedalaştık. Veda çok uzun sürmedi çünkü 2 gün sonra "Mangal Günü adı altında mezunlar toplantısı vardı ve ben de bu organizasyonda görev alıyordum. Dolayısıyla gelmem gerekiyordu. Hem hazır gelmişken kitabımı da imzalatırdım.

Peki hangi kitabı??

Evet arkadaşlar. O zamanlar daha kitabı satın almamıştım. Daha doğrusu alamamıştım. 
"İnternette ve tüm seçkin kitapçılarda" sloganı bana aslında etrafta hiç de seçkin kitabevi olmadığını gösterdi. Kitabı kadıköyü alt üst edercesine aramama rağmen bulamadım.

Fakat sizi temin ederim her yeri aradım. 3 hafta önce elime alabildiğim o kipaya bile tekrardan gittim fakat biri benden önce davranmıştı. İnternetten sipariş etsem de pazara yetiştiremezdim. 
Ben de tüm utancıma rağmen ellerim bomboş mangal gününe gittim.

Allah'ın takdiri o gün o kadar güzel şeyler oldu ve o kadar meşguldüm ki BengüSu ablayı hiç görmedim. Gerçi 3000 kişiyi aşkın bir topluluk davetliydi bu kişiler arasında onu bulmam zor olacaktı ama en azından görürüm sanmıştım. Hiç görmemiş olmamı gelmemiş olma ihtimaline dahil ettim. Bu konu üzerine daha fazla düşünmedim.

Haftaya tatilsiz olmanın yorgunluğu ile başladım.(Cumartesi dershane Pazar mangal günü). Okullar açılmasına rağmen okuma hızım bir hayli artmıştı. Sanırım yorgunluğa en iyi ilaçlardan bir kitaptı. Sıkıldıkça okuyor, okudukça mutlu oluyordum. Salı günü boş geçen ingilizce dersimizde tek başıma kütüphaneye gittim.

Tahmin edeceğiniz üzere yine şok oldum. 


2 adet maskeli kedi kitabı kitaplığın tam orta rafında yepyeni bir şekilde duruyordu. Heyecanla aldım baktım. Yeni olduğu açılmakta zorlamasından belliydi. İlk sayfalara göz gezdirdim. Duygusal bir not buldum:




Demek ki Manga gününe gelmişti skjskssk

Zaten devamında yaşanan şeyleri tahmin edebilirsiniz sanırım. Kitabı alıp yaklaşık 50 kişinin gözüne sokarak hemen herkese hem Bengüsü ablayı hem de başımdan geçen aksiyonsuz olayları bi çırpıda anlatıverdim. İlk gün derslerin ağırlığından dolayı kitabı yarılayamamış olmamın intikamını ikinci gün kitabı sona yaklaştırmamla aldım. 

Tabii ki Eylülü ve diğer tüm karakterleri çok sevdim. Kitabın ücretsiz reklamını etrafta adeta anketörler edasında yaptım ve bugün kitabı gözüm gibi baktığım için kendimle gurur duyarak kütüphaneye geri bırakmaya gittim. 
Çıkarken de başka bir rafta yazarın bir ay önce çıkardığı son kitabına rastladım.

Eee yeti be! Bu kadar da rastlantı olamaz diyorsunuz. Ben de dedim.


Hatta sırf bu nedenle şu yaşadığım son bir aya maskeli adam ya da Antika kedi adını vermeye karar verdim çünkü gerçekten bolca şaşkınlığın, bolca heyecanın, bolca tebessümün olduğu tatlı bir ay geçirmek beni derinden etkiledi. Okumak uğruna ders çalışmayarak bir fen liseliye yakışmayacak şeyler yaptım.

Teşekkürler BengüSu abla, Teşekkürler Ömer hocam(AFL sizi unutmayacak), Teşekkürler Seyhan abla, Teşekkürler yakında gidecek olan kipa, Teşekkürler İAFL ve teşekkürler dırdırımı çeken biricik arkadaşlarım.

Son olarak da bu yolculuğu 1 ay yazmayınca körelmiş yazı sitilimle okuduğun için teşekkürler güzel takipçim. Daha güzel anıların olması dileğiyle...

Sağlıcakla kal.

Olabildiğince düzgün yazmaya alıştım. Umarım anlatmak istediklerimi anlatabilmiş, sizi sıkmamışımdır. Yorumlarınızı ve herhangi bir yaşam belirtinizi bekliyorum! Kusurum olduysa affedin. Yorucu günler geçiriyorum. Duanıza ihtiyacım var.


8 yorum:

  1. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. NAPTIM BEEEEENNNN!! Yorumunun üzerine tıklarken yanlışlıkla sildim!!!!!! Özür dilerim!! Halbuki yorumu o kadar çok beğenmiştim ki!

      Sil
    2. Hatırladığım kadarıyla yorumun şöyleydi:

      Ne güzel tesadüfler silsilesi olmuş öyle. Tam yok artık derken olaylar daha da ilginçleşmiş. Bir de çekiliş sana çıkarsa tam olur.

      Sil
    3. Çekilişin bana çıkması için çok dua ettim ama olmadı. Nasip değilmiş artık önümüzdeki maçlara bakıcaz😄😄

      Sil
    4. Eheh olur böyle şeyler önemli değil :)
      Tüh, kısmet değilmiş. Belki de daha heyecan verici bir şekilde elde edersin kitabı, kim bilir. Ben o şansı görüyorum sende :D

      Sil
    5. Ay inşallahh👐🏻👐🏻

      Not: Muhtemelen kitabı elde etme yöntemim kitapyurdundan geçecek ama hayırlısı :D

      Sil
  2. Vav bir çırpıda okudum, çok eğlenceli yazmışsın :D Macera olmuş baya, manga klubünü instagramda görüyorum arada , bence hakkında yazmalısın , klubü siz mi açtınız mesela ? Birde mangal gününü manga günü anladım diyorum bu okuldan 3000 kişi manga klubündemiy miş :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Twşekkür ederiim :) sürükleyici olmasına beğendim çünkü o kadar çok olay olsu ki birbirlerine bağlarken bir de baktım çok uzun olmuş...
      Ahahh manga l❤️
      Bu mangayı mangalla karıştırma klübü ilk açtıpımızda da olmuştu. Sınıfları gezip insan ararken biri durup "ne yani mangal klübü mü açtınız?" Demişti ve bu kişi fizik hocamdı😂
      Mangal günü mezunlara ve şimdilki öğrencilere düzenlenen bir organizasyondu biz de orada stant açtık vb. Daha çok bilgilendirmeyi inşallah en yakın zamanda bloga yazarım :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...