4 Ocak 2022 Salı

Okul hayatı-1-2-3

Annemler (1970) ögün eğitimlerine 7 yaşında başlayıp 17 yaşında mezun olurlarmış. Bizde ise okuma hayatına 6 yaşında başlayıp 18 yaşında -hatta lisede hazırlık okumuşsan 19 yaşında- mezun oluyorsun. Bizden 8 sene sonra anaokulu yaşı 5 yaşa 1.sınıf yaşı 6 yaşına çekildi. Yani bizim zamanımızda 5+3+4 (5 sene ilkokul 3 sene ortaokul 4 sene lise) olan sistem 4+4+4'e çevrildi.

Ben kendi eğitimimden bahsedeceğim.

Ben ilkokul ve ortaokulu özel okulda okudum. Ailem eğitime aşırı önem veriyordu ve bu yolda harcanan paranın sonuna kadar helal olduğunu söylerlerdi. Pendik'te butik bir özel okulda (Birikim koleji) eğitim hayatıma başladım. 

Lisedeyken kardeşimle hiç devlet okuluna gitmediğimizi söylediğimizde bazı arkadaşlarım tarafından yadırganmıştım. Ama bunun sebebi şımarık olmamız değil hayata karşı fazla olumlu bakıyor oluşumuzdu. Bize saf diyorlardı. Korunan bir ortamda büyümenin insanın hayatına en büyük etkisi bu sanırım. Herkesi kendisi gibi sanmak. En küçük olayda aşırı korkmak, ağlamak, üzülmek... 

1.sınıf öğretmenim genç ve güzel bir kadındı. Çok nazik konuşurdu ve yufka yürekliydi. Sınıfta çok az erkek çocuk olmasına rağmen hoca bir avuç yaramazla dahi kızmadan uğraşmaya çalışırdı. Aslında başörtülüydü ama derse açık girerdi. Ben saçlarını hiç hatırlamıyorum. Okul gösterilerinde çekildiğimiz fotoğraflardan dolayı başörtülü hali aklımda kalmış.

En çok matematik dersini severdim. Hocamız problem sorularında ilk getirene sticker yapıştırırdı. İlk bilen olmak için soruların şablonunu çıkarırdım.

2.soru:

+..........

            cevaptır.

Yazılarını kırmızı kalemle yazardım. Hoca soruyu kara tahtaya yazınca da hemen defterime geçirip boşlukları doldurup imzaya götürürdüm.

Okul dönemi geldiğinde oturup kitaplarımızı ve defterlerimizi kaplardık. Benim el işim kötü olduğu için kitap kaplarken bir yerler hep açık kalırdı. Babam kaplamamızda yardımcı olurdu. Onunkiler çok düzgün olurdu.

Her sene yılsonu gösterisi hazırlamak ilkokuldaki en büyük olaydı. Son aylar ders yapmadığımız zamanlar bahçeye çıkıp alıştırmalar yapardık. Folklör ve step gösterisi en çok aklımda kalanlar olmuş. Step gösterisinde bazen trambolin de olurdu. Birikim kolejinin hatıralarımda bıraktığı en güzel şey gösteriydi.

İlkokulda satranç ve atletizmde yetenekli bulunmuştum. Sık sık turnuvalara giderdim. Ara sıra da atletizm yarışmalarına katılırdım ama o konuda pek başarılı değildim. 

İlkokulda devlet okullarında flüt öğretilirmiş. Aslında bize de flüt öğreteceklerdi ama tam o sıralar melodik diye bir müzik aleti çıktı. Üflemeli org diye tanımlayabilirim sanıyorum. Arkadaşlarımla çalmayı severek öğrenmiştik. Hatta bir keresinde istiklal marşı töreninde istiklal marşını melodikayla çalmıştık.

si mi fa sol re fa miii mi la si do si sol si laaa si la si fa faa re...

Hala daha ezberimde notaları...

Biz 3. sınıfa geçerken ablam başka bir özel okuldan burs kazandı. O okul ingilizce öğretmesi bakımından çok daha iyi bir okuldu. Ailem bizi birikimde bir sene daha okutmaya karar verdi ablamı ise denemek için diğer okula yazdırdı.

Bu sırada fark ettik ki Birikimdeki ortam çocuk gelişimi için mükemmel olsa da yeterli değildi. Ablamın gittiği okul daha profesyonel işini yapıyordu. Bu yüzden 4. sınıfta o okula alındık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...